Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

24 Haziran 2013

NAMAZ KILIN, SAKIN ŞEYTANIN SİZİ ALDATMASINA İZİN VERMEYİN..



Şeytan türlü bahanelerle yanınıza gelir..çünkü and içmiştir..

11-Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.

12. Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.

1 Haziran 2013

Canım Anam..


Allah'ım analarımızı başımızdan eksik etme.. kalplerini incitmeye fırsat verme.. hepsini cennetinle mükafatlandır ..amin.



26 Mayıs 2013

Sen misin?


----
Yetmez mi bu ayrılık tak etti cana 
Seferim başlasa sevgiden yana 
Yol uzun çabuk ol diyerek bana 
Gel diye bir haber salan sen misin...

 |Yakub Ziya Genç / Sen misin |

25 Mayıs 2013

Namaza nasıl başladım? (okurumuzdan..)


Her şey Cenab-ı Allah’ın izniyle.. O isterse kışın ortasında hiç beklenmedik anda.. açar gönül çiçeği..
Ama ya O izin vermezse?
Ayette buyruluyor;
Allah size yardım ederse, hiç kimse sizinle baş edemez;  ama ya O sizi terk ederse, kim size yardım edebilir? O halde müminler Allah’a güvensinler!.. {Ali İmran-160 }

Sevgili Okurumuz

Cenab-ı Allah bizden sadece kul olmamızı istiyor.!



Bugün kaç diploma, kaç ev, kaç araç sahibi olduğumuzun hiçbir değeri yok. O zorlu gün geldiğinde hepimiz bir başımıza hesap vereceğiz.

21 Mayıs 2013

MEDİNE’DE ZAMAN BAŞKADIR (Dursun Ali Erzincanlı )



 


Medine’de akşam başkadır.
Zemzem bidonlarından zemzem içilir
Ve ikram edilir yanındakilere.
Şemsiyeler kapanır yavaşça,
Kubbeler açılır.
Gökyüzü tüm ihtişamıyla meydana çıkar.
Kimse yıldızları fark etmez nedense
Kainatın güneşinin yanında yıldızlar farkedilmez.
Ebuzer gıfari caddesini yaşmur ıslatmasa da
Hasret gözyaşları ıslatır.
Sıra sıra dizili ankesörlerden
Farklı dillerde konuşmalar yapar.
Farklı renklerde insanlar.
Heyecanla konuşan biri şöyle der:
“İnanamazsın, şu anda seninle konuşurken
Mescid_i nebevi’ye bakıyorum.
On tane minare sanki arşa yükselmiş gibi.
Öyle heybetli görünüşleri var ki anlatamam.
Bu gün ikindi namazını Ravza-i mutahhara’da kıldım
Hem de Hz.Aişe sütununun önünde.
Allah sana da nasip etsin.
İnşallah dönünce anlatırım.

Medine’de gece başkadır.
Peygamber misafirleri dalınca uykuya
Melekler iner Kubbetül Hadra’ya.
Ve uzaklarda, çok uzaklarda
Medine hasretiyle yanan yüreklerden
Selamlar iletilir Sultanlar sultanına.
“Ya Rasulallah” demiştir biri
“Bu yıl da nasip olmadı Medine’ne gelmek!
Ravza’nın kokusunu koklamak nasip olmadı.
Umre’ye gidenleri görünce boşazıma bir şey takılıyor.
Hep selam gönderiyorum sana
Geçenlerde umreden dönen bir arkadaş
Tespih verdi bana. Medine’den almış.
Tespihi sabaha kadar kokladım.
İnşallah bu yıl gelirsem o tespihi de getiricem.
Sana salat ve selam olsun ey gönlümün sultanı.

Medine’de zaman başkadır.
Medine’de herşey bir başkadır.
***
Allah inşaAllah, çok isteyen tüm kullarına nasip etsin..amin. Gülümce

20 Mayıs 2013

Ezelden bu aşka oldum mübtela !




Ezelden bu aşka oldum mübtela
Bana ihsan etti ol gani Mevla
Onulmaz derdime eylerim deva
Bana ihsan etti ol gani Mevla

‘Ezel’den maksat, alem-i ervahtaki “Elestü birabbiküm / Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” (A’raf, 172) hitabıdır. Cenab-ı Hak ruhlar aleminde “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” buyurduğunda, cümle ruhlar: “Evet!” dediler. Sonra yeryüzüne geldik ve dağıldık. Aynı ayetin devamında Cenab-ı Hak “Bu hitabı ne için yaptım; haberimiz yok demeyesiniz diye.” buyuruyor. 


Onulmaz, çaresiz dert, kulun Rabbine vuslat derdidir. İlahi aşka her kim mazhar olursa, o aşk, hiç bir ilacın, yani bilgi ve anlayışın deva olamadığı Hakk’a vuslat derdine deva olur ve ancak ilahi aşk kulu Rabbine kavuşturur. Velhasıl kulun Rabbine kavuşma derdinin devası aşktır. 
Aşk olmadan hiç bir marifet, bu derde deva olmaz ve kulu Rabbine kavuşturmaz. Bu itibarla aşk, Allah’ın kuluna yaptığı ihsanların en kıymetlisidir.

Süleyman Çelebi Hazretleri Mevlid’inde miracı anlatırken nakleder: Sidre-yi müntehada Hz. Resulullah’a Cebrail: ‘Ben buradan daha ileri gidemem, eğer gidersem yanarım.’ demesine, Hz. Peygamber Efendimiz:

Ta ezelden aşk oluptur bana delil
Yanar isem ben yanayım ey Halil

Buyurur. Aşk-ı ilahi, miraç yolculuğundaki kulun Burak’ıdır.

Kur’an’da: “Musa genç arkadaşına dedi ki: İki denizin birleştiği yere kadar hiç durmadan dinlenmeden yürüyeceğim yahut seneler ve seneler harcayacağım.” (Kehf, 60) Beyanı vardır. Hz. Musa iki denizin birleştiği yere geldiğinde “Orada kullarımızdan öyle bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, lütfumuzdan ilm-i ledün öğretmiştik. Musa ona dedi ki; sana öğretilen ilmi / rüştü / kemalatı bana da öğretmen şartıyla sana tabi olayım mı?” (Kehf, 65-66) Bu ayetlerden açıkça anlaşıldığı gibi, Hz. Musa’nın ilm-i ledün öğrenmek için Hızır’la buluşup, birlikte yolculuk yapmaları ve ayrılmaları beyan ediliyor. Hızır, ilm-i ledünün mazharı ve alimi olan kimsedir.

Burada şöyle bir müşkül hasıl oluyor ki, Hz. Musa ululazim bir peygamber iken, nasıl ilm-i ledün bilemez? Bu konuda, Pir Seyyit Muhammed Nur Hazretleri, özetle: “Ledün ikidir: Biri ilmi, diğeri kevnidir. Hz. Musa ilm-i ledüne mazhar olup, ilm-i ledünü bilirdi.

 Fakat Hz. Musa’nın üç müşkülü vardı ki, bu müşküllerin çözülmesi için ledün-ü kevniye gerektiğinden, Hızır’la buluştu ve ledün-ü kevniye ile müşkülleri halloldu. 
Hz. Musa’nın birinci müşkülü: ‘Annem beni doğurduğunda, Firavun’un katliamından kurtarmak için bir sepet içerisinde Nil nehrine bıraktığında ben neden boğulmadım?’ 
İkinci müşkülü ise: ‘Kavga eden arkadaşına yardım ederken birisini öldürdü; tövbe ettiği halde acaba bundan dolayı günahkar oldu mu?’
 Üçüncü müşkülü ‘Şuayip (as)’ın kızlarına bir ücret almadan yardım etti ve koyunlarını suladı. Acaba bu yardımından dolayı ne gibi bir ecir, mükafat görecek?’ İşte Hz. Musa, Hızır’la buluşup birlikte yapmış olduğu yolculukta, ledün-ü kevniye ile bu müşküllerini halletti.” buyuruyor.

Bu itibarla, tüm zamanlarda ve bugün dahi mürşid-i kamil, ledün ilminin mazharıdır ki, ilm-i ledün, ilm-i tevhid-i hakikidir. Bu itibarla her zamanın KAMİLİ, o zamanın HIZIR'ıdır. Hani ya ‘Hızır ölmez, her zaman sağdır’ denilmesi, bundan dolayıdır. Bunu beyanla H.Fehmi Hazretleri:

Aşk-ı ilahi bana rehberlik etti ve onunla Hızır’a yani zamanın mürşid-i kamiline gittim ve ilmi ledünü / ilm-i tevhid-i hakikiyi öğrendim.” diyor. Velhasıl bu beyitlerin tamamı bize aşk-ı ilahinin kıymetini, değerini ve ehl-i kemal ve ariflerdeki Hak aşkının tesirini anlatıyor.
Allah, cümlemize ilahi aşkı ihsan eder, inşaAllah...

Alıntıdır..