Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

Allah dostları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Allah dostları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2017

Allah dostlarını ziyaret ( Nasreddin Hoca, Hz Mevlana, Şemsi Tebrizi Hzleri, Ladikli Ahmet Hüdayi ve Emine Anne )

Yedi yüz km yol.. uzak demiyoruz,kar fırtına demiyoruz çağırılmış olmanın gururu, mutluluğu ile yola çıkıyoruz.. nasipte varsa vakti saati geldiğinde Allah kavuşturuyor dostlarına.

Yolculuğumuz Takva ehli bir hoca hanım dostumuz, en yakın arkadaşım ve aynı yola baş koymuş gönül dostlarımızla oldu.. 56 kişilik kafile ziyaretimizin başından sonuna salavatlarla, tevbe istiğfarlarla.. dualarla sohbetlerle devam etti.

Dostumuz sohbete başlarken.. büyüklerin '' edeple gelen lutufla gider  '' sözlerini hatırlattı..

O manevi büyükler.. geleceğinizden haberdarlar , onların yanında olsun giyabında olsun.. her daim edebe riayet edilmesinin edilmediği takdirde ise.. manevi cezanın olacağına dikkat çekti. 

İlk ziyaret Nasreddin Hoca'nın kabrini oluyor.. 





Ziyaretimiz hocası Hızır as olan Üveys  Ladikli Ahmet Hüdayi Hz leri.. ( Ladikli Ahmet Ağa ) ile devam ediyor .. Konya Çayırbağ mevkiinde.. Daha önce bilgilendiğimiz Ladikli Ahmet Hocayı bir de yaşadığı evini (odasını ) ziyaret ediyoruz. Maneviyatın huzuruyla insanı ötelere götürüyor..

Oldukça sade huzur kokan bir  oda.. o odada nasıl ihlaslı bir yaşam.. nasıl bir iman takva  ile yaşandı  hayranlığı ile  birlikte..  Allah yolunda ölenlerin diri olduğunu bilerek ve çok güzel karşılanarak.. edeple saygıyla manevi atmosferi soluyoruz..kelimelerle anlatması güç. Odadan çıktığımızda orayla ilgilenen bir abla, bizlere meyve ikramında bulunuyor. bir de Ladikli Ahmet hocanın menkıbelerinin olduğu kitap hediye ediyor..













İnsan bu büyükleri ziyaret ettiğinde, imanın ne kadar önemli olduğunu onu korumak daha da güçlendirmek için.. daha da şevk geliyor... daha çok şükrediyorsunuz nimete.. Dünya hayatının gerçekten yalan olduğunu asıl olan ahiret hayatını kazanmak olduğunu , bir daha bir daha idrak ettiriyor..


                                                       

Ladikli Ahmet Hüdayi Hz lerinini kabrini de ziyaret ettikten sonra Mevlana hz lerini ziyaret ediyoruz..


Selam verip geldim diyoruz.. çağırılmış olmanın huzuru ile binlerce insan gibi.. 


Gel ne olursan gel diyen Mevlana Hzleri farklı ülkelerden gelen misafirleri ile dolu.. Nasıl bir sevgi seli.. sonrasında vakit çok geç olmadan Şeb-ü Aruz törenine katılıp, 




Mevlana Hz lerininin hocası Şemsi Tebrizi Hzlerini ziyaret ediyoruz.. 

Kabirleri birbirine yakın .. misler gibi.. kalabalığa rağmen derin bir sessizlik.. anlatılmaz yaşanır diyerek sözü uzatmadan sizleri resimlerle başbaşa bırakıyorum.. 



                                          Mevlana Hzlerinin kabirleri..
                                  



                                     Şemsi Tebrizi Hzlerinin kabirleri 
                                       



İlgili videolar:
Şemsi Tebrizi Hz leri Kabri.  https://www.picstoc.com/media/1677071398248903123_927223472


Ziyaretimizin bir güzelliği de, Allah dostu teyzenin evine konuk olmamız.. 


Kendisi okuma yazma bilmiyor ümmi lakin Peygamberimiz as ın öğretmesi ile, Kuranı hıfz ediyor.. subhanAllah..


Evinde  ziyaret ettik.. Bir an Medineli Pakize teyzeyi hatırlattı.. ona da Cenabı ALlah Kuranı Kerimi öğretiyor..  (ledün ilmi )


Teyze  70 kusur lü yaşlarda.. odaya ilk girip elini öpen sarılmasına müsaade edilen  duasını alan olarak.. sonsuz şükür ediyoruz Cenabı ALlah'a..    O can Peygamberimiz as tarafından ilim öğretilen, Peygamberimiz as ile iletişimde olan bir Allah dostu.. size dua ediyor, . gözyaşları ile nasihatlerini dinledik.. 


Allaha sonsuz şükür sevgisine de nail olduk, sevgimize de nail oldu. 


Evinden ayrılırken hürmetlerimizi sunarak bir daha gelmek üzere Allaha emanet ettik..


Öyle garip bir teyze.. 

Tefekkür ediyoruz..

Allah dostları sade yaşamları edepleri nefislerinin ezmeleri ile dikkat çekiyorlar.. kendilerini Rablerine adamışlar. 
Dünyalık bir şeyde gözleri yok.. 

Olmadığını da yaşam tarzları çok güzel anlatıyor.. 

Onların Sahibi Allah olmaz mı, Onların dostları Peygamberimiz peygamberler olmaz mı? Onların dostları mümin kullar olmaz mı?

Nuru olan nuru görür der büyükler..kalbimiz huzur doluyor .. Sevilmez mi o mübarekler.. hiç tanımadan sevdiriyor Yüce Allah biz gibi aciz günahkar kullara... sonsuz kere elhamdülillah..  bu canlar ALlah aşkı ile yanıyor..  kelimeleri ifşa ederken kılı kırk yarıyorsunuz.. incitecek bir davranışım olur mu diye.

Karşılıksız sizi misafir ediyor, dualar ediyor.. nasihatler ediyor.. dahası çağırıyorlar km.lerce yol şehirlerarası gidiyorsunuz..

Rabbim bizlere  Kendi yolunda bir yaşam nasip eylesin.. inşaALlah cennette birlikte kılsın, dahası örnek almayı nasip eylesin cümlemizle inşaAllah..

Allaha sonsuz hamdüsenalar olsun.. edeple gelip lutufla ayırldık.. dualarimizi yaptik tum kardeslerimize..
Levhi mahfuzda yazılanı, yaşadık..
Sahte dünyanın sahteliğinden bir nebze ayrılıp, nefes aldık. 

Yazımızın hayra vesile olması duası ile..



24-12-2017
Gülümce Yıldız





14 Ekim 2015

İlim yolunda Hocaya saygı !


Bugün bir ALLAH dostu kardeşimizi ziyaret ettik..Yaşça küçük olmasına rağmen Allah sevgisine, ilmine hürmet amaçlı sohbetine katıldık.. Allah razı olsun yaydığı ışıktan..
Hoca hanım sohbetinde anlatıyor.. ben diyor hocamın ve hocalarımın karşısında asla konuşamam, bakmayın burada sizlere vaaz ettiğime..


İlim talebesi insan, kendisine bilgi veren insanın yanında edepten susar hürmet eder.. biz bugün bulunduğumuz yere, o hocamıza gösterdiğimiz saygı, sevgi sayesinde geldik.. o ki beni dünya hayatından kurtardı.. ya dünyaya aldansaydık ( mu manada.. )


                 ( Özbekistanlı bir kardeşimiz Kuran öğreniyor )

Daha önceki bir yazımda da anlatmıştım hatırlarsanız..
Hz. Mevlana, ziyaretine gelen bir genci kendi oturduğu makamına buyur eder, kendisi de gencin karşısına geçip iki dizi üzerine yere oturmayı tercih eder.
Çevredekiler Mevlânâ'nın makamını bir gence terk edip karşısında hürmetle diz çöküşünü fazla bularak bunun sebebini sorarlar.
O da özetle, hafız olan gencin kalbindeki Kurana saygı gösterdiğini ifade eder.. ve siz der yerde kuran yazılan bir ayeti görünce yerden alıp kaldırıyorsunuz ben niye bu gence hürmet etmeyeyim ( mu manada )
Görüyor musunuz Hz Mevlana’nın hürmeti ni?  

Allah dostlarının yaşamlarına baktığımız zaman.. her birinin elinden tutan hocaları vardı.. ve hepsi de hocalarından yeri geldi azar işitti, hatta küçümsendi.. ama tabii ki, bunların hepsi onların Alah’a yaklaşmaları içindi.. ama hiçbiri de saygıda kusur etmedi..  edepsizce laf etmedi.

Ögüt verildiğinde nasil cevap vereyim de kendimi hakli çikarayim diye bakmadilar edeple sukut edip dinlediler. 

Zaten böyle bir söz edilseydi ne Gazali Gazali olurdu, ne Yunus Hak aşığı Yunus olurdu.. ne de diğerleri..  bir yazımızda da anlatmıştık, Azizi Mahmud Hüdayi Hz leri sokaklarda ciğer sattı, hocasının isteği üzerine.. ve nefis daha da kırılsın diye.. tuvalet temizlettirdi.. hiçbirine ses etmedi..
Niye? Çünkü o ALLAH dostu biliyordu hocasının onun ahireti için elinden tuttuğunu..

O Allah dostları, hocalarının kapılarını dahi çalmaz, çıkmalarını beklerlerdi.. Hocalarına saygıda edepte kusur ederlerse, ilimden , feyizlerinden faydalanamayacağını bilirlerdi..
Mecbur kalmadıkça suâl sormazlar, dinlerlerdi.. Hocasından hoşuna gitmeyen bir işi görürse, kötü düşünmezdi. Hz. Musa ile Hz. Hızırın kıssasını hatırlarlardı.

Bir alıntıya yer vermek istiyorum… ( Mektubattan ..)

Abdullah-ı Ensari Hirevi hazretlerinin (Ya Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyana sana kavuşuyor, sana kavuşamıyan onları tanımıyor) buyurduğu gibi, Hak teâlânın rızasına kavuşmak için hocasının rızasına kavuşmayı, talebe kendine şart bilirdi. Hocasının kıymetini bilir, ona tam teslim olurlardı..


Talebe edeblerden birkaçını yapamadığı için üzülürse ve edebleri yerine getiremezse, yani uğraştığı hâlde başaramazsa affa uğrayabileceğini, aksi takdirde edebleri gözetmez ve bundan dolayı üzülmezse, hocasının feyz ve bereketlerine kavuşamayıp helak olacağını bilirdi. 
Talebe bilirdi ki, hocasının her işi, kendisine iyi ve güzel görünmedikçe, onun yüksekliklerden hiç birine kavuşamaz. Hocasına sevgi ve bağlılığı olmakla beraber, içinde ona karşı kıl kadar bir beğenmemek bulunursa, bunu felaket bilirdi. 
(Mek. Rabbanî)

Hz. Alinin, Bana ilimden bir harf öğretenin kölesiyim  buyurması, hocaya hürmetin önemini göstermektedir.  Tabii bir harften kasıt, ilim adına öğrenilendir..
İmam-ı Şafiî hazretleri, bir çobanı görünce ayağa kalkar. Yanındakiler;
 Bu çobana hürmetinizin sebebi nedir? diye suâl edince,
Bu zat, bana kitaplarda bulamadığım ilimden bir meseleyi öğrettiği için, yani benim hocam olduğu için hürmet ediyorum  buyururdu.


Allah buyuruyor: 
Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. Kehf- 28

Resulullah as'ın duası duamız..

Allahümme’rzuknî hubbeke ve hubbe men yenfeunî hubbuhu ‘indeke.

“Allah’ım! Bana kendi sevgini ve Senin yanında sevgisi bana fayda verecek kimsenin sevgisini ver.” (Tirmizî, “Daavât”, 73)

Her nereden okunuyorsak, ışık olsun inşaAllah..


Gülümce .. 14-10-2015

23 Ağustos 2015

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan mı?





Buradaki şeyhten kasıt son zamanlarda kullanılan herhangi bir tarikata cemaate girmek.. girmeyenlerin ise yoldan sapacağı anlamında ise.. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan demek doğru değil tabii ki..!

Cenab-ı ALLAH çok büyüktür..  bir adım gidene yolları açar, bin adım gelir..  Bu bir Hak dostunun sözü de  olur.. herhangi bir resim de.. O zamana kadar gaflet perdeleri ile yaşayan bir insan.. tek bir söz ile Allaha yönelebilir.. Namazında, Kuranında, tesettüründe.. dahası Kuranı yaşamayı ilke edinip.. dosdoğru yola erişebilir..

Peygamberler birer mürşittir, yol göstericidir.. 
Alimler, veliler  birer yol göstericidir.. Onlar ALLAhın kitabına, Resulün sünnetine yapıştıkları için.. ve bizzat da Hakkı yaşadıkları için.. insanlara örnek teşkil edip, Hakka ulaşmaya vesile olurlar..

Cenab-ı ALLAHın kullarını veli seçmesi önder yaparak  bu nur ile taçlandırması Cenab-ı ALLAH’a yürekten bağlanıp şükreden kulların nasibidir..

Allah ayetlerinde buyuruyor:
 Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarindan oturu, aralarindan, onlari buyrugumuzla dogru yola goturen onderler yaptik. Secde- 24 ayet 

İbrahim O'nun nimetlerine şükrediciydi. Allah onu beğenip seçmiş ve doğru yola iletmişti. Nahıl- 121 ayet

Samimiyetle dini yaşayan ALLAhın velileri bu konuda örnek teşkil eder.. bir insan tek başına nasıl yol alacağını bilmiyorsa.. şeytana uyabilir.. Peygamber, sünnet, fıkıh bilmeden yanlışa gidebilir.. bu anlamda doğrudur.. mürşitler rehberlik yaparlar..

Lakin .. mutlaka bir tarikat şeyhine intisap edilecek, edilmezse.. şeytana uyar manası çıkarmak doğru değil..

Yukarıda da dediğim gibi, Allah bir adım gidene on adım gider.. Yürekten isteyene kapısını açar.. Hak yola  girmek mutlaka tarikata bağlanmakla olur demek yanlıştır.. 


Buna en güzel örnek , yakın zamanda kalbini ALLAh’a açan bir kardeşimiz.. sabahın  dördünde yazılarımızla karşılaşıyor.. ve Rabbimiz  dünya hayatının geçiciliğini idrakını veriyor..
Dün dünya aldanan kardeşimiz, bugün namazında, tesettüründe.. dahası  etrafındaki sahte dostlar ile nasıl dünyaya aldandığını ve boşa yaşadığını söylüyor..
Allah son nefese kadar şevk ile daim eylesin..

Demek ki.. Hak yolu bulanlar mutlaka şeyh ile bulacak gerisi şeytana uyacak diye bir durum yok!

O zaman tarikata girmeyenler.. yanlış yolda gibi bir mana çıkar.. ya da tarikatta olmayanları küçümsemek, haddi aşmak olur.. Resulullah (as)'ın kalbini mi yardın hadisini hatırlayalım..
Ayrıca şeyh sıfatı, insanların  verdiği bir isimdir.. Kuranda Salihlerden , velilerden bahsedilir.. 

8 Mart 2015

Eyüp Sultan Cami Ziyaretimiz ! Eyüp Sultan Kimdir?




Bu sabah güne Eyüp Sultan Camiinde namaz kılarak başladık.. Elhamdülillah..
Cami avlusundan içeri girer girmez maneviyat başlıyor..  misler gibi güzel kokularla birlikte namazımızı kıldık..

Burada yüksek bir maneviyat hakim.. gözyaşlarımızla namazımızı kılıp, dualar ettikten sonra Eyüp Sultan Mezarlığındaki ALLAH dostlarını ziyaret ettik.. gerçekten de asrı saadet konuşuyor.. burası Pier Lotiye kadar uzanıyor..

Mezarlıktaki türbelerden biri 35. Osmanlı Padişahı Sultan Mehmet Reşad'a aittir. 1910 yılında yapılan türbenin haziresinde Kaptan-ı Derya Çengeloğlu Tahir Paşa da yatmaktadır. Eyüp Sultan Camii'nin avlusunun yanındaki iki türbe Mimar Sinan'a yaptırılmış olup Sokullu Mehmet Paşa ve Siyavuş Paşa'ya aittir. Kanuni Sultan Süleyman'ın son devrinde, II. Selim'in bütün saltanatı süresince ve III. Murad'ın ilk devirlerinde 14 yıl kesintisiz olarak sadrazamlık yapan Sokullu Mehmed Paşa'nın türbesi 1568 tarihinde inşa edilmiştir. Bu türbenin karşısında bulunan, II. Selim, III. Murad ve III. Mehmed devri vezirlerinden Siyavuş Paşa'nın türbesi ise Eyüp'ün en büyük türbesi olma özelliğini taşımaktadır. (alıntı )

 Osmanlı dönemini de yaşıyoruz.. ve;

Karcaoğlanın şiiri aklımıza geliyor..

Vara vara vardım ol kara taşa 
Hasret ettin beni kavim kardaşa 
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa 
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm 

Nice sultanları tahttan indirdi 
Nicesinin gül benzini soldurdu 
Nicelerin gelmez yola gönderdi 
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm 

Karac'oğlan der ki kondum göçülmez 
Acıdır ecel şerbeti içilmez 
Üç derdim var birbirinden seçilmez 
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm 

Osmanlı kültürü mezarlıklarda hakim.. Danışmanımızın verdiği bilgiye göre, burada 
mezar taşları, kimi uzun kimin kısa.. herkesin boyu ile orantılıymış..
Bir dikkatimizi çeken bir husus da Osmanlının kadına verdiği değer..

Osmanlıdaki zarafet, incelik.. ruhtaki asalet, mezar taşlarında  görmek mümkün.. bayanların taşları çiçek desenli....erkelerin sade.. ve onlarınki mesleklerini belli ediyor..






Eyüp Sultan Kimdir? 

(Ebû Eyyûb el-Ensari Kimdir? )


İstanbul’umuzun güzel ilçesi Eyüp’te yatan ve ilçeye adını veren Ebü Eyyüb el-Ensâri Hazretleri aslen Medineli olup burada yaşayan Hazrec Kabilesinin Neccaroğulları kolundandır. Asil adı Halid, babasının adı Zeyd, annesinin adi ise Hinddir. Hem baba, hem de anne tarafından Hz. Peygamber ile ayni soydan gelmektedir.
Ebü Eyyüb el-Ensari Hz. Peygamber ve Müslümanların Mekke’den  Medine’ye hicretinden iki yıl kadar önce miladi 620 tarihinde hanımı Ümmü Eyyüb ile birlikte Müslüman oldu.

15 Ağustos 2014

ALLAH DOSTLARININ İKİ ALAMETİ !





Dostların iki alameti

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Allahü teâlânın dostlarının iki alameti vardır. Bu alametlere bakarak, onun Allahü teâlânın sevgili kulu olup olmadığı anlaşılır.
Birincisi, onlar Allah için yaşar, Allah için konuşur. Yaptıkları her iş Allah rızası içindir. Onlar, Allahü teâlânın emir ve yasakları için vardır.

İkincisi, Allahü teâlânın sıfatlarıyla sıfatlanmışlardır. Mesela Allahü teâlânın sıfatlarından birisi rahmettir. Dinli dinsiz, canlı cansız, kâinatta ne varsa hepsinde Cenab-ı Hakk’ın şefkati, merhameti vardır. Bu zatlar da Allahü teâlânın bu şefkat, rahmet sıfatıyla sıfatlandıkları için kesinlikle, hiçbir canlıya zarar vermezler, intikam almazlar; ama onların kılıçları çok keskindir, kılıçları kâğıdı keser. Kılıçlarına çarpmamak gerekir. Cenab-ı Hakk’a çok yaklaştıkları için, Onda fani oldukları için, o yüce kudret sahibinin kudretiyledir. Allah muhafaza etsin!

25 Haziran 2014

HACI BEKTÂŞ-I VELÎ'NİN HAYATI

HACI BEKTÂŞ-I VELÎ




Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında yaşıyan evliyânın büyüklerinden. İsmi, Seyyid Muhammed bin İbrâhim Atâ olup, lakabı Bektâş’tır. Horasan’ın Nişâbur şehrinde 680 (m. 1281) senesinde doğdu. Hacı Bektâş-ı Velî’nin nesebi Hazreti Ali’ye dayanır. 738 (m. 1338) senesinde Kırşehir’e yakın bir yerde vefât etti. Vefâtı hakkında başka rivâyetler de vardır. Türbesinin bulunduğu kasabaya sonradan Hacı Bektaş ismi verildi.

Bektâş-ı Velî, daha çocukken ilim öğrenmesi için ailesi tarafından Şeyh Lokmân-ı Perende’ye teslim edildi. Lokmân-ı Perende, Ahmed-i Yesevî hazretlerinin halîfelerinden olup, zâhir ve bâtın ilimlerinde çok derinleşmiş idi. Bektâş-ı Velî’nin daha çocukken birçok kerâmetleri görüldü. Birgün Lokmân-ı Perende onun yanına girdiği zaman, odayı nûr ile dolu görünce şaşırdı. Bektâş-ı Velî’nin iki yanında, Kur’ân-ı kerîm okuyan iki nûrânî zât duruyor idi. Lokmân-ı Perende onun yanına girince, bunlar kayboldu. Lokmân-ı Perende, Bektâş-ı Velî’ye onların kim olduğunu sordu. O da; “Birisi Server-i âlem efendimiz ( aleyhisselâm ), diğeri ise Hazreti Ali idi” dedi.

21 Nisan 2014

Yaradılanı sevmek !



Yaratılmışı severiz, Yaradan'dan ötürü.. bu söz mahlukata duyulan sevgiyi anlatır, tasavvufda.. bu sevgi, hoşgörüdür..
Allah'ın yarartığına merhametli, hoş görülü oluruz elbette ki.. Lakin, Allah'ın hoşnut olmadığı duruma hoşgörü söz konusu değildir.. o zaman onursuzluk olur..

Ve.. nihayetinde sevgi, çirkinlikleri de her durumda sevmek anlamında değildir..

Allah dostlarının gönlü geniştir, sevgi doludur insanların hidayetini istediği için doğruyu söyler.. günahları meşrulaştırmak yok dinimizde.

Allah dostu bir insan, her şeye sevgiyle yaklaşır diye bir şey söz konusu olamaz.. bu adaletsizlk olur. Bir caniye, bir merhametsize, bencile, edepsize sevgi duyulmaz..
 Ancak, ALlah rızasında güzellik vardır ..


Günahları, haramları güzel görmek.. diye bir şey söz konusu değil..
Edep çizgisi aşıldığı yerde sevgi olmaz.. 

Kimse Hak aşığının sözünü, Allah dostlarını saf yerine koyarak addetmesin..

Sözün özü, dinin esasları belli.. Hoşgörü adı altında.. , kurallardan taviz vermek, müsamaha yoktur..

Gülümce Yıldız, 21-04-2014

21 Aralık 2013

ALLAH'IN ZİKREDİLDİĞİ TOPLULUKTA BULUNMAK, ALLAH DOSTLARI İLE BİRLİKTE OLMAK BU KADAR ÖNEMLİ..



Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak  cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:
“Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):
“Benden ne istiyorlar?”
- Cennetini istiyorlar.

25 Eylül 2013

YAŞAMAK TEVHİD İLE BAŞLAR.. GÜLÜMCE'DEN İLAHİ AŞK ..

Yaşamak tevhid ile başlar.. Allah’ın sınırlarını koruyarak, istediği Kuran ahlakını göstererek devam eder..
Açacaksın yüreğini, Hakka varmak istiyorsan.. bir tek aklına güvenmekle doğruya ulaşılmaz..
Akıl kalp ile birlikte hareket etmeli.
Ne diyordu Derviş Yunus..
Dört kitabın mânâsı bellidir bir elifte..
 Sen elifi bilmezsin
 Bu nice okumaktır _

18 Eylül 2013

İmam Gazali'nin Yaşamından !

Hepimize örnek olabilecek bir yaşam...

İmam Gazali, ilimiyle, nefsini terbiye etmesi ile.. dünyaca ünlü erdemli  insanlardan biri..
ALLAH dostu..
O, insanın ancak kendini terbiye etmesi ile yükseleceğine inanmıştır..

Gazâlî’nin ilk istifâde ettiği âlim Radegani’dir. ikincisi ise İmam ismailidir..

İmam Muhammed Gazali, ilim için bir Şehirden bir şehire yolculuk yaparken bir olay yaşamıştır..

Kendisinin de arasında bulunduğu kervan haramiler tarafından baskına uğramıştır.. Daha o zaman genç yaşta olan Gazâlî’nin tüm ders notları haramilerin yanında gittiğinde, o da koşturarak onlardan notlarını istemiş. Haramiler de dönüp, “Ölmek istemiyorsan geri dön” diye tehditler savurmuş. Fakat o kulak asmayıp reisleriyle konuşmak istediğini söylemiş. Reis bu delikanlıyı merak etmiş. Bundan sonrasını İmam Gazâlî’den dinleyelim: