Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

9 Şubat 2017

İSTANBUL EVLİYALARI ZİYARET

Cenabı ALLAHın dostlarını sevmek imandan.. Sevdiren O, Özleten O..

Yağmur, kış demedik bugün evliya ziyaretine çıktık.. Nefes aldık, elhamdülillah.. O mübarek zatların da çağırması ile kapılarına gelip dua ettik.. Mutluluğumuzun tarifi yok, herkese nasip olsun inşaALLAH..
Zembilli Ali Efendin hayatını okuduğumda çok etkilenmiştim .. Bilakis Yavuz Sultan Selimin karşısında Hakkı nasıl savunduğu ve sözünü dinletmesi.. özel yaşamı her şey çok etkiledi..
Buradan okuyabilirsiniz..  

İlk ziyaret yerimiz  burası oluyor..


Gülümcenin kaleminden

Gözyaşlarımızla dualarımızı yapıp ayrılırken hemen aynı yol üzerinde Medinei Münevverede Es Seyyit olan Eşrefzade Pir Muhemmed Hz kabri ile karşılaşıyoruz.. Etrafı oldukça bakımsız lakin misler gibi kokuyordu.. öyle garip geldi ki.. bir başına yol üzerinde..  İslam garip başladı garip devam edecek hadisi şerifini adeta yaşıyoruz..


İki türbe birbirine çok yakın..  Yola devam ettiğimizde yokuş yukarı Mehmet Emin Tokadi hz lerinin kabri bulunuyor.. 

Fakat hepsi de sanki saklanmış aramakla bulunmayacak yerlerde..  Bilirsiniz belki Mehmet Emin Tokadi Hz lerinin  bir duası var.. Kendisi İmam Rabbaninin talebesine talebe olmuştur. 

3 senenin sonunda hocası artık İstanbul'a gitmesini istemiştir. Kendisinden son bir arzusunun olup olmadığını sorduğunda Mehmet Emin Tokadi Hz. hocasından şöyle dua istemiştir
"Benim vefatımdan sonra kabrime gelip bir fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın."
Bu dua isteği karşısında hocasına şu hadiseyi hatırlatmıştır :
"Birgün Resulallah Efendimiz (s.a.v.) 'in yanına Cebrail (a.s.) gelir. 'Ya Resulallah Ebu bekir'in (r.a.) 1 saatlik ibadeti 70 senelik ibadet hükmüne geçer' dedi. Resulallah Efendimiz (s.a.v.) hemen Ebu bekir (r.a.) Efendimizi çağırdı. Geldiklerinde 'Evde ne yapıyordun?' diye sordu. Ebu Bekir Sıddık (r.a.) şöyle cevap verdi. 'Ey Allah'ın Rasulu. Hatırıma şöyle şu gelmişti. Hakk Teala cenntei ve cehennemi yarattı. Her ikisinide dolduracağını takdir etti. Ya Resul Allah bende evde Hakk Teala'dan vücudumu cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim.'"
Hocası devamla Tokadi Hz lerine şunları söyler :" Vasiyet etki vefatından sonra kabrini kolay bulunacak bir yere yapmasınlar. Virane bir yere defnetsinler. Kimse bilmesin. Ancak, nasibi olanlar gelip bulsun, dua etsinler.
ALLAH'a sonsuz şükürler olsun .. bize çok kez ziyaret nasip oldu.

Sonrasında Süleymaniye camiine doğru yol alıyoruz..
Avludan içeri girer girmez, Osmanlıyı yaşatıyor adeta.. şadırvanlar, kuş sesleri ve yağmur bir taraftan..Lakin  öğle namazında içeride parmakla sayılacak kadar az insan var.. 




Ve namazdan sonra büyük bir aşk ile sevdiğimiz, candan öte can.. Ebul Vefa lerini ziyaret ediyoruz.. 
Nasıl güçlü bir maneviyat, tanıdığımız ilk günden itibaren artan bir sevgisi var.. Sonsuz şükürler olsun.. Çilehanesine de girip namaz kıldık. 



Bu aşağıdaki resimde görülen kapı.. Fatih Sultan Mehmetin askerleri ile gelip geri döndüğü kapı.. 
Fatih Sultan kapının dışında: Ebul Vefa H zleri içeride göz yaşı dökmektedir. İçeri alınmaz ..
 Neden içeri alınmadığı merak konusudur.. herkesler içeri girer de, bunca sevgisine rağmen neden o giremez..
Ebul Vefa Hz leri yanındakilere buyururlar ki: 

''..Benim ona olan muhabbetim ve onun bana olan sevgisi ve ihtiyacı bize asıl vazifemizi unutturacak kadar fazladır. Dostluğumuz ve sohbetimiz birçok vatandaşın İşinin yarım kalmasını veya yapılmamasına sebep olabilir. O sohbetimize katılırsa korkarım sonunda padişahlığı bırakmak isteyecek…” 


İşte Fatih Sultanın gelip de, geri döndüğü kapı aşağıdaki resimde görülen yer..



Burada ziyaretimizi yapıp, tekrar gelmek üzere ayrılacağımız sırada.. bir kaç kardeşimizle sohbet ediyoruz.. Onlar da, bu civarda ''Helvacı Baba '' yı ziyaret ettiklerini söylüyorlar.. 
Vefa bozacısından yukarı.. yol tarifi alıyoruz.. ve sora sora bağdat bulunurmuş , nasipte varsa ziyaret edelim diyerek yürüyoruz.. 
Bir ağbi ile abla bize eşlik ediyor.. kapıya kadar götürüyorlar.. Allah razı olsun..  Aslında halk arasında helvacı baba olarak anılan muhtermin adının Helvai Yakup Baba olarak tabelasını görüyoruz.. Duamızı edip, helvamızı yiyerek ayrılıyoruz.. 






Bir daha ki sefer ziyaretimiz ; Eyüp Sultan Hz lerine inşaAllah..
ALLAHın sevdiklerini sevmeyi nasip eden Rabbimize sonsuz şükürler olsun.. Onlardaki sevgi ALLAHa yaklaşmaya vesile.. 

Çok açık yürekle söylemeliyim ki, dünyadayken Allah dostlarını dost edinenin;  yaşayan dünyalıklarla edeceği sohbet çok yavan oluyor.. ve asıl ölü olan ruhları ölmüş olanlar.. 
Bu seçilmiş insanlar  kalpleri ferahlatıyorlar..

Dipnot:

İstanbul içinden ya da başka şehirlerden gelmek isteyen olur da, yol soracaklar varsa.. yorumdan yardımcı oluruz.. 

istanbul evliyaları ziyaret yazımız her nereden okunuyorsak 
Işık olsun efendim.. 

Gülümce Yıldız (09-02-2017 )

3 Şubat 2017

Akrep ile Kaplumbağanın hikayesi

Birgün bir ormanda bir akrep ve KAPLUMBAĞA önce arkadaş ve sonrada dost olmuşlar.
Bu iki dost-arkadaş ormanda mutlu mesut yaşarken bulundukları bölgede yiyecek kıtlığı baş göstermiş.
Bu iki dost-arkadaş birlikte yaşayabilecekleri, daha kolay yiyecek bulabilecekleri bir yer aramaya karar vermişler.
Bu karar doğrultusunda yola koyulmuşlar.
Güle oynaya yol aldıktan sonra önlerine birden büyük bir nehir çıkıvermiş.
Tabi AKREP mahsunlaşıp boynunu bükmüş.
Arkadaşının halini gören KAPLUMBAĞA ona:
"-Ey vefakar DOSTUM neden hüzünlendin?" demiş.
AKREPTE ONA şöyle cevap vermiş :
"-Ey dostum seninle yolculuğumuz buraya kadarmış. Buradan sonra yollarımız ayrılıyor" ve eklemiş: 
"-Sen gidersin senin ardından gözüm yaşı gider, müşkül odur ki kişi kalır,yoldaşı gider." bu sözleri duyan kaplumbağa :
"-Neden ayrılacağız ki?" demiş.
Akrepte demişki:
"-Ey dostum önümüzdeki akan şu azgın nehri görmüyormusun?" 
"-Ben bu bedenle bu nehirden nasıl geçeyim?" demiş.
Dostunu böyle güç bir durumda yalnız bırakmayı aklından bile geçirmeyen KAPLUMBAĞA;
"-ETTİĞİN LAFA BAK!! Ben ne güne duruyorum. Biz kötü gün dostu değilmiyiz, atla sırtıma seni karşıya sağ salim geçireyim demiş.
Akrep kaplumbağanın sırtına atlamış, kaplumbağada nehrin azgın sularına kendini bırakmış.
Tam nehrin ortasına geldiklerinde kaplumbağanın kulağına TIK TIK sesler gelmeye başlamış.
Önce bu seslere bir anlam veremeyen kaplumbağa, sırtına aldığı dostuna seslenmiş:
"-Kulağıma tuhaf sesler geliyor sende bu sesleri duyuyormusun?" diye sormuş.
AKREPTE hemen cevaplamış:
"-Evet." demiş "-Duyuyorum, o ses benden geliyor seni iğnemle sokmaya çalışıyorum."
Tam anlamıyla dünyası başına yıkılan kaplumbağa AKREBE:
"-BİZ SENİNLE dost değilmiydik, bak ben sana karşı dostluk görevimi yerine getiriyorum ve seni karşı kıyıya sırtımda taşıyorum?"
AKREP'te kaplumbağaya şu cevabı vermiş:
"-Evet dostum sen yaradılışın gereyi dostun için yapman gerekeni yapıyorsun, ama benim yaradılışım bunu gerektiriyor. Ben yaradılışım gereği her fırsatta iğnemi başkalarına batırırım kusura bakma!" demiş.
Bunun üzerine kaplumbağa acı bir gülümseme ile akrebe şöyle demiş:
"-Eyy, ahmak sen o küçücük iğneyle bana zarar verebileceğini düşünerek ne kadar akılsız olduğunu gösterdin!" demiş ve nehrin azgın sularına dalarak AKREBİN boğulmasını sağlamış....

.....

Cenabı ALLAH buyuruyor: İsra Suresi- 84

De ki: Herkes kendi mizaç meşrep yaratılışına uygun hareket eder. Bunun içindir ki Rabbiniz, kimin en iyi yolu seçtiğini çok iyi bilmektedir.

Hiçbir şey için neden demiyoruz çünkü ayette buyrulduğu gibi herkes meşrebine göre davranıyor.. 
Ancak yapan kendine yapar.. 
Mizacında akreplik olanlar akıllarını kullanamadıklarından, kaplumbağanın sırtından atması ile.. yerlerde sürüneceklerini hesap edemiyorlar.. 
Herkes hak ettiği yerde  vesselam .. !

..Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.
Hacc Suresi 38 

Işık olsun 
Gülümce 

29 Ocak 2017

SÖZÜN ÖZÜ GÜLÜMCEDEN





GÖNÜL YAN SEN,
YAN Kİ, O ALEVLE TUTUŞMAYI BEKLEYEN GÖNÜLLER VAR..

Gülümce Yıldız , 29-01-2017

19 Ocak 2017

Huysuz eşe sabretmekle gelen mükafat.. Zembilli Ali Efendinin Yaşamından..





Allah'a adanmış yaşamları araştırmak okumak  gönlü genişletiyor.. Nasıl bir dik duruş, Allah'ın rızasına uymayan her çeşit hükme karşı çıkılıyor..  bir o kadar yufka yürek.. nefislerini ezmeyi başardıklarını görünce hayranlığınız kat kat artıyor.
Sevdiren Allah.. tevafuk oldu, evlenecek gençlerin  kına gecesinde anlatıldı..
Ben de sizlerle paylaşmak istiyorum.. Zembilli Ali Efendi huysuz eşe sabrederek bakın nasıl bir makama geliyor..

Belki bir yerlerde örnek olması açısından anlatılır biz de vesile oluruz..
Ayrıca eşi ile imtihan olup  kahır çekenlere de ışık olsun duası ile..

Osmanlı ulemasının en büyüklerinden Zenbilli Ali efendi hanımından hiç memnun değilmiş.
Uzun bir müddet her türlü kötülüğüne fenalığına katlanmış. Biraz kafa dinlemek için istanbul'dan Çatalca' ya gitmeye karar vermiş. Yolda iki dervişe rastlamış. Beraber yolculuk etmeye başlamışlar. Yolda giderlerken acıkmışlar ve dervişlerden biri bunun üzerine dua etmiş.. 
Karşıdan bir adam elinde bir sofralık yemekle çıkagelmiş. Karınlarını doyurmuşlar.


Derken biraz daha gitmişler yine karınları acıkmış bu sefer diğer derviş dua etmiş karşıdan bir adam elinde sofrayla yine gelmiş ve karınlarını doyurmuşlar.


---Bir müddet daha gitmişler ve yine mola vermişler. Sıra zenbilli Ali efendiye gelmiş.
---Daha önce hiç böyle bir dua etmemiş nasıl dua edeceğini biraz düşünmüş sonra şöyle dua etmiş.

---Ya Rabbi dervişler kimin hatırı için senden yiyecek istedilerse bende onun hürmetine senden yemek istiyorum demiş bunun üzerine karşıdan iki adam ellerinde iki sofra yemekle çıkagelmişler.


---dervişler çok şaşırmışlar nasıl dua ettin diye sormuşlar zenbilli ALİ efendiye..

 o da ;
---Önce siz söyleyin siz nasıl dua ettiniz demiş dervişlerde 
---Biz duamızda; Allahım bize hanımının  zulmüne sabredip erenler arasına karışan Zenbilli Ali hürmetine yiyecek gönder diye dua ettik demişler...


---işte o zaman zenbilli Ali efendi işin farkına varmış ve dervişlere
---arkadaşlar benim yolculuğum burada bitiyor, benim evime hanımımın  yanına dönmem gerekiyor  der.
---o mertebeyi karısının eziyetine katlanmak suretiyle elde ettiğini anlar.

...

Erkek olsun, bayan olsun eşlere güzellikle muamele etmek ALLAHın emaneti olarak bakmak İslam ahlakındandır.. Sadece hanımının kahrını değil erkeğin de kahrını çeken hanımlar var mutlaka.. 
Bu imtihan benim Allahımdan deyip katlanılırsa inşaALlah ecri böyle çok olur..

Her nereden okunuyorsak ışık olsun efendim.

Gülümce 

(Zembilli Ali Efendinin istirahat ettiği yer, İstanbul Zeyrek'te.. Üzülerek söylemeliyim ki.. resim ararken oldukça harebe bir biçimde olduğunu görüyoruz.. inşaALlah yetkililerden bir okur ve Allah rızası için ilgilenir.. 3 padişah döneminde şeyhülislamlık yapmış evliyaullahın kabri ve yaşadığı ev bakımlı  özenli olmalıydı..   hepimize  ziyaret etmek nasip olsun duası ile..)





Aşağıda Zembilli Ali Efendinin yaşamından bir anektod paylaşmak istiyorum..

Zühdü, takvâsı, istikâmeti ve doğruluğu ile meşhûr olan Zenbilli Ali Efendi, dîne uymayan her çeşit hükme ve karara şiddetle karşı çıkardı. Yavuz Sultan Selîm Hânın, şiddetli hareketlerini bile teskine muvaffak oldu. 
Bir defâsında Yavuz Sultan Selim Hân Topkapı Sarayı hazînesi görevlilerinden yüz elli kişinin sorumsuz davranışlarından dolayı îdâmını emretmişti. Zenbilli Ali Efendi, bu kararı duyunca derhal Dîvân-ı hümâyûn’a koştu. Vezîrler ayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular. Şeyhülislâmın dîvâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğini sordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum pâdişâha arzedildi. Yavuz Sultan Selîm Han, huzûruna girmesine izin verdi. Arz odasına girip selâm verdi.

 Pâdişâhın hürmet göstermesinden sonra, gösterilen yere oturdu. Sonra pâdişâha; “Fetvâ vazîfesinde (şeyhulislâmlıkda) bulunanların bir işi de, pâdişâhın âhiretini korumak, onları dînen hatâ olan şeylerden sakındırmaktır. Yüz elli kişinin îdâm edilmesine pâdişâh fermanı çıktığını duyduk, öldürülmeleri için, dînen bir sebep tesbit edilmiş değildir. 

Bunların af buyrulması ricâ olunur.” sözü üzerine kızan pâdişâh;

 “Bu iş saltanatın gereğidir. Âlimler böyle işlere karışırsa devlet idâresi kargaşaya uğrar. Sorumsuzluklara göz yummak, beğenilecek tutum değildir. Bu işlere karışmak sizin vazifeniz değildir.” dedi. Zenbilli Ali Efendi, Pâdişâhın bu sözleri karşısında; “Bu karar âhiretiniz ile ilgilidir ve buna karışmak da bizim vazifemizdir. Eğer affederseniz ne iyi ne güzeldir. Yoksa âhirette cezâya müstehak olursunuz.” 

Bu sözler, Pâdişâhın kızgınlığını yatıştırdı. “Affettik” diyerek lütuf gösterip, neşe ile sohbete başladı. Konuşma bittikten sonra, gitmek üzere ayağa kalkan Zenbilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selîm Hâna; “Âhiretiniz ile ilgili hizmeti yerine getirdim. Mürüvvet ile ilgili bir sözüm daha var.” dedi. Pâdişâh; “Onu da söyle.” deyince; “O sözüm de şudur ki, Pâdişâhın affına uğrayan o kişilerin, işlerinden el çektirilip, el açarak sokaklarda dolaşmaları, Pâdişâhlığın şânına lâyık mıdır?” dedi.

 Bunun üzerine Padişâh bunu da kabûl etti. Sultan Selim Hân; “Fakat bunlar vazifelerinde kusur ettikleri için, bunları tâzir edeceğim.” dedi. Zenbilli Ali buna karşı da; “Tâzir (azarlama) pâdişâhın reyine kalmıştır. Orasını siz bilirsiniz. Bizim arzumuzu kabûl etmeniz bize yeter.” dedi. Sonra teşekkür ederek pâdişâhın huzûrundan ayrıldı. Yavuz Sultan Selim Hân da onu medhederek uğurladı.

Kaynak: tamamı için.. http://biriz.biz/evliyalar/ea1489.htm

28 Aralık 2016

Gönül çalamazsan aşkın sazını- Aziz Mahmud Hüdai Hz





Gönül çalamazsan aşkın sazını
Ne perdeye dokun ne teli incit
Eğer çekemezsen gülün nazını
Ne dikene dokun ne gülü incit.

Bülbülü dinle ki gelesin coşa
Karganın namesi gider mi hoşa
Meyvesiz ağacı sallama boşa
Ne yaprağını dök ne dalı incit.

Bekle dost kapısın sadık dost isen
Gönüller tamir et ehli dil isen
Sevda sahrasında Mecnun değilsen
Ne Leyla'yı çağır ne çölü incit.

Rızaya razı ol hakka kailsen
Ara bul mürşidi müşkülde isen
Hakikat şehrine yolcu değilsen
Ne yolcuyu eğle ne yolu incit.

Gel haktan ayrılma hakkı seversen
Nefsini ıslah et er oğlu ersen
Hüdai incinir inciden versen
Ne kimseden incin ne eli incit.




Aziz Mahmud Hüdai Hz 

KENDİNE YOLCULUĞA GEÇ KALMA !



video
                                                ( Aziz Mahmud Hüdayi Hz leri )


Dön içine huzur orada..
Dünyanın en güzel mekanında bulunsan, kalbin ALLAH için atmıyorsa gerçek huzuru bulamazsın..
Düşün ne kadar zaman geçti camiye gitmeyeli..O bitmek tükenmek bilmeyen işlerin hangisini kabre götüreceksin?
İnsan arada bir dönüp bakmalı giden yıllara..
Pişman olmalı ALLAH'tan uzak geçen yıllara..
O pişmanlık yerini tevbe ile taçlandırmalı..
Günde en az yetmiş kez tevbe eden peygamberimiz var..
Peki ya biz?
Çok mu temiziz .. kendimizi yeterli görüyoruz..
Rahatız, belki de hiç olmamamız gerektiği kadar..
Onlar, “Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor” derler. Muminun 113 #ayet
Her şeye geç kalabilirsin ama, kendine yolculuğa geç kalma.. Onun pişmanlığı bir ömür boyu mutsuzluk, devamı da ahirette pişmanlık ..

Samimi mümin'in bu dünyadaki en büyük korkusu; Allah'ın sevgi ve rahmetini yitirme korkusudur.. korku yoksa, kendini düzeltmek için nedeni de olmaz..

Dünyaya meyletmeyelim kardeşlerim, sonsuz bir yaşam bizi bekliyor..

Razı edilmesi gereken yalnızca Cenabı ALLAH

Kimse dini yaşamıyormuş, etraf beni ayıplarmış
Çevrem bana yobaz demiş
Bunların hiçbiri mümin kulu bağlamaz..

“Sen Allah diyeceksin, Onun rizasi icin yaşamayan yobaz diyecek.. O da Allah deseydi, mumin kardesim derdi..
Özüne dön, yaratılış amacını unutma kardeşim... Kuran bildiriyor ''yaklaşan saat gelmekte ''

Göklerde ve Arz'da, nice ayetler(ilim ve işaretler) vardır ki; o ayetlerle karşılaşırlar ve onlardan yüz çevirirler.
Onların çoğu Allah'a iman etmezler, ancak onlar müşriklerdir.
Onlar, 'Allah'ın azabından bir örtünün' veya (yaklaşan) Saat'in, ansızın ve şuurunda değillerken, gelmesinden emin mi oldular.  YUSUF SURESİ (12)/105-107 ayetler


Işık olsun, idrak olsun inşaAllah

Gülümce

28-12-2016