Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

23 Mart 2017

EYÜP SULTAN HAZRETLERİ ZİYARETİMİZ




Bugün ziyaretimiz, hicret sırasında Efendimiz as'ı evinde yedi ay misafir eden sahabe Eyüp Sultan Hazretleri oluyor.. Bahçeden içeri girer girmez maneviyatı hissediyoruz.. 

Allah Resülü ile aynı yolda yürüyen, Bedir, Hendek, Uhud savaşlarında birlikte cihad eden sahabeyi ziyaret etmek nimetlerin büyüklerinden.. Sevmeyi nasip eden ALlaha sonsuz şükrediyoruz..


Eyüp Sultan Cami hocasının fetvası ile ziyaretimiz başlıyor..
İslamda garipliği anlatıyor..

Caminin yanında o kadar esnaf var diyor.. herkes katılsa bu cami dolup taşar ama nasip diyor Allah Rasulünün dostunu ziyaret etmek .. Yanıbaşındaki insan cemaate katılmıyoR  Bursa'dan gelip namaz kılıyor ziyaret ediyor mümin kardeşim  diyor.. İşte camilerin garipliği..

İkinci gariplik : Kuran diyor hoca . Bir evde Kuran okunmazsa o evde bereket olur mu diyor ve devam ediyor..Öncelikle evlerinizdeki duvarlardan Kuranları indirip bir açıp bakın sayfalarına. 
Kuran sizinle konuşur . Yarın o Kuran sizden şikayetci olacak diyor. 

Üçüncüsü.. Zalim eşin hanımı gariptir. Firavunun yanında Allah dostu Asiye yetişiyor işte o hanım gariptir ya da Salih bir erkeğin zalim bir eşi.. o da gariptir diyor.

Dördüncü olarak: değeri bilinmeyen alimleri anlatıyor hoca. Hoca ilmi var ama tanınmıyor, onun konuşması gerekirken etrafındakiler öyle çok konuşuyor öyle çok biliyor ki.. alime sıra gelmiyor. 
Ayrıca  Allah dostları gizlidir herkes değerini bilemiyor diye anlatıyor.. 

Sohbetin bir kısmını videodan dinleyebilirsiniz inşaALLAH.. ışık olsun.. 

İslamda gariplik : Peygamber Efendimiz as buyuruyorlar: 


Garipler dörttür: Zalimin göğsündeki Kur'an, içinde namaz kılınmayan mescid, bir evdeki okunmayan mushaf, kötü kimseler arasında bulunan salih kişi.  Hadisi Şerif [Deylemi]






Allah razı olsun bu güzel sohbet ile camiye giriyoruz.. İçerisi sanki Medine cennet bahçesi gibi o kadar kalabalık..  Öğle namazımızı kılıp ardından imamın duasından hepimiz nasipleniyoruz.. Ülkemizin birlik ve beraberliğine bütün müminlerin selametine dualar ediyor.. Bülbül sesli müezzinlerin Kuran ziyafetinin ardından  Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesinden içeri giriyoruz..
İstanbul'u İstanbul yapan Allah Rasülünün dostu, manevi büyüğümüzü ziyaret edecek olmamız heyecanlandırıyor, onur duyuyoruz ayrıca.. 

İçerisi kalabalık gözyaşları ile dualar ediliyor.. Önce  Kutsal emanetlerin olduğu yere gidiyoruz.. Salavatlar okuyoruz.. öyle mahzun mahzun bakıp sırayı arkadan gelene veriyoruz.. 




Sonra Eyüp Sultan Hzlerinin kabrine doğruluyoruz. Sesli Kuran okunuyor baş ucunda  

Sessiz bir çığlık hakim sanki.. Yaşananlar kelimelere dökülmüyor .. davet edilmenin şükrü ile duamızı gözyaşlarımızla  yapıyoruz..  . İnşaALlah herkesin kalplerindeki hayırlısı ile kabul olsun , bizi takip eden bütün kardeşlerimizi duamıza katıp bahçeye çıkıyoruz..  Bahçe sanki bayram yeri.. Ziyaret yapanların ikramları.. başka şehirden gelenlerin ayrılışlarının hüznü.. hepsi birbirine karışmış.. 



Veda etmiyoruz, tekrar tekrar gelmek üzere duası ile ayrılıyoruz..  İnşaALlah okuyan kardeşlerimizin hepsine de nasip olsun Eyüp Sultan Hazretlerini ziyaret etmek.. 




Her nereden okunuyorsak sevgi ve ışık ile efendim...

Gülümce 23-03-2017

21 Mart 2017

Hubb-i fillah ve buğz-u fillah (Allahın sevdiğini sevmek, sevmediğini sevmemek )




Sevginin kaynağı Rabbimiz..  Müminler yarattıkları üzerinde sıfatlanan tüm canlılar ve istediği kuran ahlakını yaşayan müminlere olan sevgisi ile Alah'a olan sevgilerini gösterirler.

Hiç kimse yoktur ki Allah'ı aşk ile sevip, O’nun sıfatlarının yansıdığı güzelliklere sevgi duymasın.

Ve Cenabı ALLAH buyuruyor ki:
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi, 96)

İnananlar Cenabı Allahı ve birbirlerini çok severler..
Allaha isyan edenlere düşmanlık yapanlara da sevgi beslemezler. İman da bunu gerektirir. 

Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Resulü ve sizi (yurdunuzdan sürüp) çıkardıkları halde siz onlara sevgi ulaştırıyorsunuz. Eğer benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için çıktınızsa içinizde onlara sevgi mi gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
Mümtehine Suresi 1 ayet

Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Mücadele 22 ayet

Şöyle düşünelim.. Ailenizden birine düşmanlık yapılıyor bu  anneniz olsun, evladınız olsun..

Düşmanlık edene sevgi besleyebilir misiniz?
Hayır dediğinizi duymak çok zor değil..
O halde Allah’ın düşmanlarına da sevgi beslemek mümkün değil.

Besleniyorsa, doğru yoldan sapmış olunduğunu ayet bize bildiriyor..

Ancak kafir dahi olsa kimseye kötü davranmıyoruz, itham etmiyoruz kalbini incitip onları küçümsemiyoruz. Çünkü kafir dediğimiz yarın Allah'ın izni ile Müslümanlıkla şereflenebilir. 

Sevgili Peygamberimiz as  "Bir kimse, Allah'ın dostlarını sever, düşmanlarını düşman bilirse ve Allah için verir ve Allah için vermezse, imanı kâmil olur" buyuruyorlar 

  “Cenabı ALlah, Hz. Musa'ya, "Benim için ne işledin?" buyurdu. O da namaz, oruç, zekat gibi ibadetleri saydı. "Bunların faydası sanadır. Benim için ne yaptın?" buyurdu.
 Musa Aleyhisselam: "Ya Rabbi senin için en kıymetli amel nedir?" diye sordu.
Allah-u Zülcelal, "Benim için evliyamı, dostlarımı sevmek ve düşmanlarıma düşmanlık göstermektir" buyurdu. Hz. Musa, Allah için olan en kıymetli amelin, ‘Hubb-i fillah ve buğz-u fillah’ olduğunu anladı. (1/22)Mektubat-ı Masumiyye

Allah'ın sevdiklerini sevmek , sevmediklerini sevmemek böyle büyük nimettir. 

Peygamberimiz as'ın "Ey Allah'ım, Bana kendi sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Sana yaklaştıracak olanların sevgisini nasip eyle." (Tirmizi)  buyurmaları, bu sevginin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. 

Işık olsun efendim, her nereden okunuyor isek..

Gülümce 
21-03-2017 

   


4 Mart 2017

ARAPÇA ÖĞRENMEK İSTİYORUM DİYENLERE TAVSİYE ! (Kuran Arapçası )





İlk ayet ''Oku, Yaradan Rabbinin adı ile '' (Alak Suresi )
Oku diyen ALLAH, neden okumadın?  neden düşünmedin diye sormaz mı  kardeşlerim? 
Bakın Kuranda hep düşünmemiz isteniliyor..
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 17)
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 22)
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 32)
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 40)
Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi? (Vakıa Suresi, 62)
Okuyamadığımız Kuranı nasıl düşüneceğiz ? 
Okuyup tefekkür etmek ve hayata geçirmemiz için daha neyi bekleyeceğiz acaba? 
Bugün yarın diye diye erteledik.. Önümüze gelen magazin programını izledik, gazeteler okuduk , belki bir kaç fakülte bitirdik.. ama nedense hiç aklımıza gelmedi.. acaba Rabbim Kuranda bize neyi anlatıyor? bize nasıl yol gösteriyor demeyi.
Allah buyuruyor kardeşlerim: 
O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Mü'min Suresi, 13)
Eğer okumuyorsak, merak etmiyorsak.. bir adım atmaya üşeniyorsak düşünelim..
Kuran o kadar canlı ki.. okuyanlar bilir, sürekli Kendine çağırır.. Şu işim bitse de bir an önce Kitabımı okusam dersiniz.  Müslümanız elhamdülillah.. Bilmeyen okumak istiyor, bilen okudukça okumak istiyor.. böyle işte sürekli Kendine davet ediyor Kuranımız.
Anlamını bilmediğimiz halde, okurken, dinlerken dahi etkileniyoruz değil mi?
Peki ya manasını bilirsek.. içinden bir kaç kelime olsun anlayabilirsek yürek titremez mi? gözyaşları için için akmaz mı kardeşlerim?
Hem de nasıl akar. Biz azmedelim Kuranın öğreticisi ALLAH.
Kuran arapçası öğrenmek istiyorum diyenler için  çok güzel bir blog site tavsiye edeceğim.
Dersleri sırası ile takip edeceksiniz..
Ders ders okuyup, Kuran sayfaları üzerinde öğrendiklerinizi işaretleyerek öğreneceksiniz. Ayrıca bilmediklerinizi sorabilirsiniz. Siteden, facebook, twitter veya  mail yolu ile.
İnşaALlah ışık olsun kardeşlerim. Ertelemeyin, erteleyenler helak oldular hadisi şerifin hatırlayın.

Kuran Arapçası Öğrenmek için mutlaka bloğa girip bir adım atmanız gerekiyor. Etrafta çokça çalışma vardır fakat özenle çalışılmış, kolay yöntemle Kuran Arapçası için.. bu bloğu tavsiye ediyorum kardeşlerim. Günlük arapçadan farklı olarak Kuranımızı anlamaya yönelik. 
Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için teşvik, metod

Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 1. Ders

Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 2. Ders

Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 3. Ders Önemli kelimeler

Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 4. Ders Zamirler

Site Ana sayfa:  


Biz derslerin bir kaçını paylaştık.. sitede tamamını bulacaksınız Emeği geçenlerden  Rabbimiz razı olsun. Hayırlara vesile etsin.. Kuranı anlayarak okumak, nasip olsun cümlemize İnşaALlah 

Gülümce (04-03-2017 )


27 Şubat 2017

Hz.İsâ' (a.s)nın ahmaktan kaçışı




“Bir gün Hz. İsa (A.S.) aslandan kaçarcasına bir dağa doğru koşuyordu. Birisi arkasından koşup dedi ki: ‘Hayrola peşinde kimse yok, neden böyle kuş gibi kaçıyorsun?’
Hz. İsa, öylesine hızlı koşmaktaydı ki acelesinden cevap bile veremedi. Adam, bir müddet Hz. İsa’nın peşinden koştu, ardını bırakmayıp bağırdı: ‘Allah rızası için bir an dur, neden kaçıyorsun. Merak ettim ey kerem sahibi!’ 
Hz. İsa dedi: ‘Bir ahmaktan kaçıyorum. Yürü benim yolumu kesme, kendimi kurtarayım.’
Adam dedi ki: ‘Körün gözlerini, sağırın kulağını açan, gayb efsunlarını bilen, o efsunu ölüye okuyunca dirilten mesih sen değil misin?’ Hz. İsa: ‘Evet, benim’ dedi. Adam: ‘Peki öyleyse ey tertemiz ruh, dilediğini yaparken kimden korkuyorsun?’
Hz. İsa dedi ki: ‘İnsanı eşsiz, örneksiz yaratan, canı ezelden halk eden Allah’ın tertemiz zatına hamdolsun.. O afsunu, o ism-i Azam’ı köre okudum gözleri açıldı, sağıra okudum kulakları duydu. Taş gibi dağa okudum yarıldı göbeğine kadar, hırkasını yırttı. Ölüye okudum dirildi, hiç bir şeyi olmayan, vücudu bulunmayan şeye okudum meydana geldi. Fakat ahmağın gönlüne yüzbinlerce kere okudum fayda vermedi, adeta bir kaya kesildi. Ondan bir şey bitmesine imkan yok,’
Adam, ‘Allah adının köre, sağıra, ölüye tesir edip de ahmağa tesir etmemesinin hikmeti ne?’
 Hz. İsa dedi ki: ‘Ahmaklık, Allah’ın kahrıdır. Hastalık, körlük kahır değil bir düşkünlük durumudur. Düşkünlük, acınacak bir illettir, ona kul da acır, Allah da. Ama ahmaklık öyle bir illettir ki, ahmağa da zarar verir, onunla konuşana da.’
“Hz. İsa nasıl kaçtıysa, sen de ahmaktan kaç! Hava, suyu yavaş yavaş çeker, buharlaştırıp alır ya, ahmak da dininizi böyle çalar alır işte”

Mesnevi 3 cilt

Işık olsun inşaAllah.. Hz İsa as'ın ahmaktan kaçışı 


9 Şubat 2017

İSTANBUL EVLİYALARI ZİYARET

Cenabı ALLAHın dostlarını sevmek imandan.. Sevdiren O, Özleten O..

Yağmur, kış demedik bugün evliya ziyaretine çıktık.. Nefes aldık, elhamdülillah.. O mübarek zatların da çağırması ile kapılarına gelip dua ettik.. Mutluluğumuzun tarifi yok, herkese nasip olsun inşaALLAH..
Zembilli Ali Efendin hayatını okuduğumda çok etkilenmiştim .. Bilakis Yavuz Sultan Selimin karşısında Hakkı nasıl savunduğu ve sözünü dinletmesi.. özel yaşamı her şey çok etkiledi..
Buradan okuyabilirsiniz..  

İlk ziyaret yerimiz  burası oluyor..


Gülümcenin kaleminden

Gözyaşlarımızla dualarımızı yapıp ayrılırken hemen aynı yol üzerinde Medinei Münevverede Es Seyyit olan Eşrefzade Pir Muhemmed Hz kabri ile karşılaşıyoruz.. Etrafı oldukça bakımsız lakin misler gibi kokuyordu.. öyle garip geldi ki.. bir başına yol üzerinde..  İslam garip başladı garip devam edecek hadisi şerifini adeta yaşıyoruz..


İki türbe birbirine çok yakın..  Yola devam ettiğimizde yokuş yukarı Mehmet Emin Tokadi hz lerinin kabri bulunuyor.. 

Fakat hepsi de sanki saklanmış aramakla bulunmayacak yerlerde..  Bilirsiniz belki Mehmet Emin Tokadi Hz lerinin  bir duası var.. Kendisi İmam Rabbaninin talebesine talebe olmuştur. 

3 senenin sonunda hocası artık İstanbul'a gitmesini istemiştir. Kendisinden son bir arzusunun olup olmadığını sorduğunda Mehmet Emin Tokadi Hz. hocasından şöyle dua istemiştir
"Benim vefatımdan sonra kabrime gelip bir fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın."
Bu dua isteği karşısında hocasına şu hadiseyi hatırlatmıştır :
"Birgün Resulallah Efendimiz (s.a.v.) 'in yanına Cebrail (a.s.) gelir. 'Ya Resulallah Ebu bekir'in (r.a.) 1 saatlik ibadeti 70 senelik ibadet hükmüne geçer' dedi. Resulallah Efendimiz (s.a.v.) hemen Ebu bekir (r.a.) Efendimizi çağırdı. Geldiklerinde 'Evde ne yapıyordun?' diye sordu. Ebu Bekir Sıddık (r.a.) şöyle cevap verdi. 'Ey Allah'ın Rasulu. Hatırıma şöyle şu gelmişti. Hakk Teala cenntei ve cehennemi yarattı. Her ikisinide dolduracağını takdir etti. Ya Resul Allah bende evde Hakk Teala'dan vücudumu cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim.'"
Hocası devamla Tokadi Hz lerine şunları söyler :" Vasiyet etki vefatından sonra kabrini kolay bulunacak bir yere yapmasınlar. Virane bir yere defnetsinler. Kimse bilmesin. Ancak, nasibi olanlar gelip bulsun, dua etsinler.
ALLAH'a sonsuz şükürler olsun .. bize çok kez ziyaret nasip oldu.

Sonrasında Süleymaniye camiine doğru yol alıyoruz..
Avludan içeri girer girmez, Osmanlıyı yaşatıyor adeta.. şadırvanlar, kuş sesleri ve yağmur bir taraftan..Lakin  öğle namazında içeride parmakla sayılacak kadar az insan var.. 




Ve namazdan sonra büyük bir aşk ile sevdiğimiz, candan öte can.. Ebul Vefa lerini ziyaret ediyoruz.. 
Nasıl güçlü bir maneviyat, tanıdığımız ilk günden itibaren artan bir sevgisi var.. Sonsuz şükürler olsun.. Çilehanesine de girip namaz kıldık. 



Bu aşağıdaki resimde görülen kapı.. Fatih Sultan Mehmetin askerleri ile gelip geri döndüğü kapı.. 
Fatih Sultan kapının dışında: Ebul Vefa H zleri içeride göz yaşı dökmektedir. İçeri alınmaz ..
 Neden içeri alınmadığı merak konusudur.. herkesler içeri girer de, bunca sevgisine rağmen neden o giremez..
Ebul Vefa Hz leri yanındakilere buyururlar ki: 

''..Benim ona olan muhabbetim ve onun bana olan sevgisi ve ihtiyacı bize asıl vazifemizi unutturacak kadar fazladır. Dostluğumuz ve sohbetimiz birçok vatandaşın İşinin yarım kalmasını veya yapılmamasına sebep olabilir. O sohbetimize katılırsa korkarım sonunda padişahlığı bırakmak isteyecek…” 


İşte Fatih Sultanın gelip de, geri döndüğü kapı aşağıdaki resimde görülen yer..



Burada ziyaretimizi yapıp, tekrar gelmek üzere ayrılacağımız sırada.. bir kaç kardeşimizle sohbet ediyoruz.. Onlar da, bu civarda ''Helvacı Baba '' yı ziyaret ettiklerini söylüyorlar.. 
Vefa bozacısından yukarı.. yol tarifi alıyoruz.. ve sora sora bağdat bulunurmuş , nasipte varsa ziyaret edelim diyerek yürüyoruz.. 
Bir ağbi ile abla bize eşlik ediyor.. kapıya kadar götürüyorlar.. Allah razı olsun..  Aslında halk arasında helvacı baba olarak anılan muhtermin adının Helvai Yakup Baba olarak tabelasını görüyoruz.. Duamızı edip, helvamızı yiyerek ayrılıyoruz.. 






Bir daha ki sefer ziyaretimiz ; Eyüp Sultan Hz lerine inşaAllah..
ALLAHın sevdiklerini sevmeyi nasip eden Rabbimize sonsuz şükürler olsun.. Onlardaki sevgi ALLAHa yaklaşmaya vesile.. 

Çok açık yürekle söylemeliyim ki, dünyadayken Allah dostlarını dost edinenin;  yaşayan dünyalıklarla edeceği sohbet çok yavan oluyor.. ve asıl ölü olan ruhları ölmüş olanlar.. 
Bu seçilmiş insanlar  kalpleri ferahlatıyorlar..

Dipnot:

İstanbul içinden ya da başka şehirlerden gelmek isteyen olur da, yol soracaklar varsa.. yorumdan yardımcı oluruz.. 

istanbul evliyaları ziyaret yazımız her nereden okunuyorsak 
Işık olsun efendim.. 



Gülümce Yıldız (09-02-2017 )

3 Şubat 2017

Akrep ile Kaplumbağanın hikayesi

Birgün bir ormanda bir akrep ve KAPLUMBAĞA önce arkadaş ve sonrada dost olmuşlar.
Bu iki dost-arkadaş ormanda mutlu mesut yaşarken bulundukları bölgede yiyecek kıtlığı baş göstermiş.
Bu iki dost-arkadaş birlikte yaşayabilecekleri, daha kolay yiyecek bulabilecekleri bir yer aramaya karar vermişler.
Bu karar doğrultusunda yola koyulmuşlar.
Güle oynaya yol aldıktan sonra önlerine birden büyük bir nehir çıkıvermiş.
Tabi AKREP mahsunlaşıp boynunu bükmüş.
Arkadaşının halini gören KAPLUMBAĞA ona:
"-Ey vefakar DOSTUM neden hüzünlendin?" demiş.
AKREPTE ONA şöyle cevap vermiş :
"-Ey dostum seninle yolculuğumuz buraya kadarmış. Buradan sonra yollarımız ayrılıyor" ve eklemiş: 
"-Sen gidersin senin ardından gözüm yaşı gider, müşkül odur ki kişi kalır,yoldaşı gider." bu sözleri duyan kaplumbağa :
"-Neden ayrılacağız ki?" demiş.
Akrepte demişki:
"-Ey dostum önümüzdeki akan şu azgın nehri görmüyormusun?" 
"-Ben bu bedenle bu nehirden nasıl geçeyim?" demiş.
Dostunu böyle güç bir durumda yalnız bırakmayı aklından bile geçirmeyen KAPLUMBAĞA;
"-ETTİĞİN LAFA BAK!! Ben ne güne duruyorum. Biz kötü gün dostu değilmiyiz, atla sırtıma seni karşıya sağ salim geçireyim demiş.
Akrep kaplumbağanın sırtına atlamış, kaplumbağada nehrin azgın sularına kendini bırakmış.
Tam nehrin ortasına geldiklerinde kaplumbağanın kulağına TIK TIK sesler gelmeye başlamış.
Önce bu seslere bir anlam veremeyen kaplumbağa, sırtına aldığı dostuna seslenmiş:
"-Kulağıma tuhaf sesler geliyor sende bu sesleri duyuyormusun?" diye sormuş.
AKREPTE hemen cevaplamış:
"-Evet." demiş "-Duyuyorum, o ses benden geliyor seni iğnemle sokmaya çalışıyorum."
Tam anlamıyla dünyası başına yıkılan kaplumbağa AKREBE:
"-BİZ SENİNLE dost değilmiydik, bak ben sana karşı dostluk görevimi yerine getiriyorum ve seni karşı kıyıya sırtımda taşıyorum?"
AKREP'te kaplumbağaya şu cevabı vermiş:
"-Evet dostum sen yaradılışın gereyi dostun için yapman gerekeni yapıyorsun, ama benim yaradılışım bunu gerektiriyor. Ben yaradılışım gereği her fırsatta iğnemi başkalarına batırırım kusura bakma!" demiş.
Bunun üzerine kaplumbağa acı bir gülümseme ile akrebe şöyle demiş:
"-Eyy, ahmak sen o küçücük iğneyle bana zarar verebileceğini düşünerek ne kadar akılsız olduğunu gösterdin!" demiş ve nehrin azgın sularına dalarak AKREBİN boğulmasını sağlamış....

.....

Cenabı ALLAH buyuruyor: İsra Suresi- 84

De ki: Herkes kendi mizaç meşrep yaratılışına uygun hareket eder. Bunun içindir ki Rabbiniz, kimin en iyi yolu seçtiğini çok iyi bilmektedir.

Hiçbir şey için neden demiyoruz çünkü ayette buyrulduğu gibi herkes meşrebine göre davranıyor.. 
Ancak yapan kendine yapar.. 
Mizacında akreplik olanlar akıllarını kullanamadıklarından, kaplumbağanın sırtından atması ile.. yerlerde sürüneceklerini hesap edemiyorlar.. 
Herkes hak ettiği yerde  vesselam .. !

..Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.
Hacc Suresi 38 

Işık olsun 
Gülümce 

29 Ocak 2017

SÖZÜN ÖZÜ GÜLÜMCEDEN





GÖNÜL YAN SEN,
YAN Kİ, O ALEVLE TUTUŞMAYI BEKLEYEN GÖNÜLLER VAR..

Gülümce Yıldız , 29-01-2017