Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

30 Temmuz 2015

Namaz, Namaz.. Uçacaksın !


Abdullah B Abbas rivayetle: Resulullah (as) buyuruyorlar:
"Cennet ehli cennete girdiği zaman, onlardan biri/bazıları, anne - babasını ve çocuklarını sorar. Ona: 'Sorduğun kimseler, senin ulaştığın dereceye ulaşamadılar!' diye cevap verilir. O da: 'Ya Rabbi! Ben hem kendim, hem de onlar için amelde bulundum.' der. Bunun üzerine onların da onunla birlikte kalmaları için emir verilir."(Kurtubî, XVII/67).
Dikkat edilirse, bu hadiste, aile fertlerinden birinin şefaatiyle, cehennemlik olanların cennete gireceğinden bahsedilmiyor. Burada söz konusu edilen kişiler, zaten cennete girmiş, ancak farklı seviyede mükâfat almış olanlarla ilgilidir. Cennete girdikten sonra, aile fertlerinden bazıları yüksek dereceler kazanmışsa, ailenin bir arada yaşaması adına, daha aşağı mertebede olanlar, daha yukarı mertebedekilerin yanına yerleştirilir. Çünkü, yukarı dereceler kazananları, aşağı mertebeye getirmek Allah'ın merhametine uygun düşmez. O hep fazladan veren Kerîmdir. (Alıntı ) -- Eğer bir anne baba ya da evlat samimiyetle dini yaşıyorsa.. cennete gittiğinde, diğer aile fertlerinin de derecesini yükseltecek.. Tabii cenab-ı ALlah izin verirse.. O halde buradan anladığımız, bir insanın ailesinde dindar olan birisi varsa.. ona daha çok destek olmalı dinini yaşaması için.. Ancak Allah yolundaki dindar insanların, imtihanları da çetin olur.. bilakis en yakından başlamak üzere.. Uçacaksın namaz, namaz, kuran kuran... söylemi ile karşı karşıya gelmeyen var mıdır acaba? dini yaşamayanlar tarafından..
O uçacaksın denilenlerin kendi cennetlerinin derecelerini arttıracaklarını bilselerdi sanırım böyle bir şey demezlerdi.. dahası en başta kendileri dine yönelirlerdi..
Namaz kılmayan namazın değerini bilir mi? Yüce ALlah'ı inciten, seni mi incitmeyecek? 
Özetle, bugün dini yaşayanlara köstek olanlar.. yarın belki de onların sayesinde.. cennet ırmaklarında pınar başlarında olacaklar.. bir de bu tarafı var ! tabii iman etmişler ise.. 
Evlat anne babaya.. uçacaksın diyebilir mi? tabii bu söylem.. dindar olmayan anne babanın , yakın çevrenin evladına söylemi..
Unutmayın, dindar salih evlat nimettir.. bugün kınarsınız o evlat.. yarın sizin arkanızdan Kuran okur.. hayır duaları eder.. Allah buyuruyor: İman etmiş ve zürriyetleri de iman ederek onların ardından gitmiş olanlara gelince, işte biz onların zürriyetlerini de kendilerine kattık. Bununla beraber, onların amellerinden de hiç bir şey eksiltmeyiz. Herkes rehin gibi kazancına bağlıdır." (Tur, 52/21) Gülümce Yıldız 30-07-2015

29 Temmuz 2015

Sözünde Durmak..


Allah buyuruyor:

“Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.”
(İSRA SURESİ – 34. AYET)

Resulullah (as)'ın bir  ismi el emin idi.. Düşmanına karşı  bile güvenilirdi.. 
Mümin güvenilirdir, çünkü onun senedi ALLAH'a verdiği sözdür..  yalanla , düzenle birlikte din yaşanmaz..  Dahası insanların kendilerini haklı çıkarmak için.. bahane uydurmaları da yakışıkalır bir durum olmaz.. Tevbe etmeli.. 

Söylediğimiz söze sahip çıkmak, her şeyden önce kendimize saygımızı gösterir.. sözünde durmak sağlam karakterdir.. Velev ki, şartlar yetersiz olur.. verilen söz yerine getirilemiyordur.. karşı tarafa güzellikle izahı yapılır, zaman istenir...  Ancak, sözden cayıp da kılıf uydurulmaz.  

Yalan konuşan ALLAHın gördüğünü bilmiyor mu? zorunlulukda yalan söyleyeyim.. zorunluluk olmadığında doğrusunu söyleriz.. böyle bir mantık olabilir mi?

Bakınız bir hadisi şerifde nasıl buyuruyor Resulullah (as) Efendimiz..
Safvan İbnu Süleym (ra) anlatıyor:

“Ey ALLAH'ın Resûlü! mü'min korkak olur mu?” dedik.
“Evet!” buyurdular.
“Pekiyi cimri olur mu?” dedik, yine:
“ Evet!” buyurdular. Biz yine:
“ Pekiyi yalancı olur mu?” diye sorduk. Bu sefer:
“Hayır!”buyurdular.”

(Muvatta, Kelâm 19)




Resulullah (as) buyuruyorlar:
“Ahde vefa, sözünde durmak imandandır.”
  “Ahdine vefası olmayanın, imanı da (dini de) olamaz.”
sözünde durmamak, imanın özünde bulunan sadakat kavramı ile çelişmektedir. Sözünü yerine getirmeyen insan, güvenilir değildir..

Kur’an’da:    
“Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.”
(İSRA SURESİ – 34. AYET) buyruluyor..

Kuran vefasızlığı yasaklar.. Bugün insanları aldatmak kolay ama, bugünün yarını da var..

“İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık.”  (MAİDE SURESİ – 13. AYET)

Mümin vasıflarından biri de.. sözünü yerine getirmektir.. dürüstlüktür..

“...Antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenler... İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.”

(BAKARA SURESİ – 177. AYET)


Gülümce..


Salih amel çok önemli..



Ameli, salih eden de ''İhdine's sırata'l Müstakim !! yolundan gitmedir..
Süleyman (as)Ya Rabbi beni salih amel işlemeye nasipkar eyle diye dua etti.salih amel işlemiyor muydu? işleyip duruyordu.İşte bu kadar önEmli
“Fakat) iman edip salih ameller işleyenlere gelince, Rableri onları imanları sebebiyle, hidayete erdirir. Nimetlerle dolu cennetlerde altlarından ırmaklar akar.” Yunus su.9.
“İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.” Hud su.23.
“İnanan ve salih ameller işleyenler, Rablerinin izniyle, ebedi kalacakları ve içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokulacaklardır. Oradaki esenlik dilekleri "selam" dır.” İbrahim su.23.
Aytelerden sadece bir kaçı..

Salih amel , katıksız .. yalnız ve yalnız Allahın rızasını gözeterek yapılan amel oluyor..
Birilerini hoşnutluğu için değil.. karşımızdaki iyi olduğu için değil.. hak ettiği için de değil.. işte bu anlamda müminler ne iş yaparlarsa yapsınlar bir tek ALLAHın rızasını gözetmeliler.. yarın kazanan olmak için..
Eğer yapılan iyilik de, ALLAHın rızası değil, kulun rızası öncelik ise.. o amel sadece yük olur.. boşa gider..
Ancak ALLAHın rızası gözetildiğinde, yapılmak istenen ama tüm çabaya rağmen yapılamayan bir salih amel dahi çok üstündür çünkü o ALLAH ki, şah damarından yakındır ve kalplerden geçeni bilir..
Buradan kalbim temiz söylemi çıkarmayalım.. ALLAH bizden salih amel istiyor.. kulluk istiyor. Şartlı iyilik istemiyor... Sadece ve sadece Kendi rızasını gözetmemizi istiyor..

Gülümce.. 29-07-2015

26 Temmuz 2015

Neyi ALLAHın rızasının önüne geçiriyorsanız.. o sizin şeytanınızdır..



Allah Adem as 'ı yeryüzünün halifesi kılıyor.. bizim ruhumuzda, bedenimizde ne varsa.. Adem as 'da olanlar.. İnsan nefisni de dinleyebilir, vicdanını da..
Adem as yıllarca (bir rivayette 2-3 sene ) ağlıyor..
Peki biz bir gün boyunca ALLAH için ağlayabildik mi ?
O her türlü eksikliğini nefsine veriyor.. ve nefsinin mağfireti için dua ediyor..
''Be nefsime zulmettim.. Sen bağışlamazsan en büyük hüsrana uğramış olurum ''
Peki ya şeytan?
''Bana ruhsat ver, mühlet ver '' diyor..
Özetle, görüldüğü gibi.. insanın hatasını, eksiğini nefsinde bilip.. kalpdeki günahlar dal budak sarmadan içten bir tevbe ile.. Allah yoluna girmesi gerekiyor..
Allah yolundan gaye.. sözde değil ama..
Tam teslimiyet ve mümin duruşu.. dik duruş !
Dahası.. ertelemenin şeytandan olduğunu bilmek..
Unutmayın, neyi ALLAH'ın rızasının önüne geçiriyorsanız.. o sizin
şeytanınızdır..
(Kafidir inşaALlah... )

18 Temmuz 2015

İnsan ancak değerini bildiği şeye şükreder..



Değerini bilmiyorsa neden şükretsin ki..
Sebep yok..
Çünkü onun için ehmemiyetsiz .. olsa da olur, olmasa da olur..
Önemli olan nefsi.. önemli olan başkalarının rızası..
Allah sana bir vesile ile yol açıyor.. mesela namaz kılmaya başlıyorsun..
Ya da örtün emrini yerine getiriyorsun..
Üç beş gün şevkin oluyor.. sonra yine dünyaya aldanıp bırakıyorsun..
Vazgeçiyorsun ALLAHın rızasından..
Çünkü sahip olduğun nimetin farkında değilsin.. seçilmişliğini idrak edemiyorsun..
Senin elindeki o nimetlere kapalı gaflette, kaç kalp olduğunu bilmiyorsun..
Ve ALLAH buyuruyor:
'' O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok NANKÖRDÜR '' İbrahim Suresi- 34
Ve.. bir sır daha..
Hani Rabbiniz size, andolsun ki nîmetlerime şükrederseniz arttırırım ve andolsun ki nankörlük ederseniz şüphe yok ki azâbım pek çetindir diye hükmünü bildirmişti. İbrahim Suresi- 7 ayet
Allah başka ayetinde de nankörleri sevmediğini buyuruyor..
Sahip olunanları sımsıkı tutmayı bilmeli.. bilmeyince elden gidiyor..
Ve dahası şu ilaveyi de yapayım ki.. içinizde yoksa.. nazla niyazla din yaşanmıyor..
Mümin bir kere söz verir Rabbine ve o sözde de sabit olur.. ALlah da onu en güzel yerlere getirir inşaALlah..
(Allah yolunda, vazgeçenleri görünce değinmek istedim.. )

17 Temmuz 2015

Sizin gibiler.. Bizim gibiler !





Eğer samimiyetle dini yaşamıyorlarsa.. Çevrenizden hatta  en yakınınızdan dahi çok kolay duyabileceğiniz bir söz.. sizin gibiler, bizim gibiler..
Ötekileştirme..

Bir tarafda ALLAHın rızasını gözetenler, diğer tarafda ALLAHın rızasından bihaber yaşayanlar..

Tabii ki, Mümin için ayrım yok ..

Yunusun ifadesi ile.. ; "Benim bir karıncaya ulu bir bakışım vardır" çünkü herkesi Allah yaratmıştır.. Allahın yattığını incitmeye de yargılamaya da hakkımız yok..

Ancaak..

 Mümin dostluğu dünyevi dostluğa benzemiyor.. Hiç çıkarsız hiç hesapsız.. ufak mefaat hesaplarının yapılmadığı ALLAH'a olan sevginin yansıması oluyor..

"De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır." (Enam Suresi- 162)ayetde bildirildiği gibi, her yaşanılanda, her gösterilen tavırda ALLAhın hoşnutluğunu hedefler müminler..

Bu dünyadaki dostluğun ahirettede süreceğini bilmeleri de dostluklarını güçlendirir..

Allah ayetinde müjdeliyor..
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, Rahman onlar için bir sevgi oluşturacaktır. Meryem- 96 ayet

Müminler arasında güçlü bir bağ vardır her zaman.. tanımasalar dahi, Allah'ın hikmeti birbirlerine sevgi duyarlar..

Tek bir selam, tek bir duruş dahi.. o sevgiyi hisettirir..

İnsanlara olan sevgimiz,Allah'ın emrettiği kuran ahlakını taşıdığı orandadır. İnsan ayrımı yapılmasa da, kimse Kuran dışı ahlak gösteren bir insana  sevgi beslemez..

Mümini hiçlikle varoluşa götüren tam teslimiyet , kalbe huzur veriyor..
İyi ki, ahiret var..

Yoksa kimse, sizin gibiler .. bizim gibiler ayrımı yapıp, dini yaşayanları küçümseyenlerle birlikte olmak istemiyor..

Hatırlatmakda fayda var..

Önemli Olan Kuran Ahlakını Yaşayabilmektir..




İslam dini baştan aşağı edepdir..

Her insan yaşadığı çeşitli olaylarla imtihan olmaktadır.. önemli olan olaylar bizim istediğimiz yönde gelişince Kuran ahlakını göstermek değil..  bize göre olumsuz görülen durumlarda da Kuran ahlakını gösterebilmek..
Nasıl ki, namaz kılmak, oruç tutmak…  farz emirlerden ise.. Cenab-ı ALLAHın hoşnut olacağı pek çok davanış da Kuranı Kerimde bizlere bildirilmiştir.
Ben namazı kılayım, orucu tutayım ama, edebi gözetmeyeyim diyemez bir insan.
O bana kötü davrandı, hak etti ben de aynısı ile karşılık vereyim gibi bir davranış mümine yakışmaz.. Asıl olan benim Peygamberim bu durumda aynısını yapar mıydı? Bunu düşünerek adım atabilmek..
Bu dünyada haklı ya da haksız olmanın hiçbir önemi yoktur.. Yarın hesap tek başına ve çetindir.
Allahın sınırlarında yaşamak kolaydır.. öfkeli olmazsınız.. her olayı Allahın yarattığını bilirseniz, sabredersiniz..

İnsanız tabii ki, inciniriz ama aynısı ile karşılık vermeyiz..
Aynısı ile karşılık verecek olursak.. cennet ve cehennem ehli arasındaki fark nasıl olacak?
ALlah'tan tam manası ile korkmayan insan.. hesap vereceğini unuttuğu için, her taşkınlığı yapabilir..
Ama Allah’tan korkan insan hesap vereceği bilinci ile yaşadığı için.. kaderin konforunu yaşar..
Allah’a teslim olur.. Allah’a havale eder.

Allah bize iki büyük nimeti sunmuş.. Kuranı Kerim ve Resulullah (as)’ın sünnetleri.
Mümünler Kuran ve sünneti kendilerine rehber edinip yaşamlarını ALLAHın hoşnutluğunu kazanmak için devam ettirirler..
Rabbimiz yalnızca Kendisi’ne adanarak ihlasla yapılan sürekli ve salih davranışlardan razı olacağını Kuranda  bildirmiştir;

 “Allah, hidayet bulanlara hidayeti artırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin Katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır.” (Meryem Suresi, 76)
İman şuuru ile davranan bir müminin tek hedefi ALLAhı razı etmektir..
Bu anlamda Yalnız Onun için çaba gösterir.. kulların ne düşündüğünün hiç önemi olmaz..
Tüm yaşananlar sadece birer görüntüden ibarettir.. 

Kuran ahlakını yaşamaya karar veren bir insanın tam teslimiyetle ALLAH’a yönelmesi ve her gün ahlakını güzelleştirmek için çaba göstermesi gerekir..
Böylelikle kişinin davranışlarında önemli değişiklikler meydana gelir..
Allahın terbiyesi altına giren bir insan asla dünyaya aldanıp, Kuran çizgisinden ayrılmaz.. çünkü iman derinleştikçe  ahlak da güzelleşir.