Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

30 Kasım 2013

ALLAH AŞKI BUYDU İŞTE..

ALLAH aşkı buydu işte 

Cenab-ı Allah çok büyük.. o yüceler yücesi yürekten isteyene kapısını açıyor..
Ve..Allah'a yönelen kul, samimi tevbe ile bir tek O'nun rızasına uygun olarak yaşamını idam ettirip, dünyadan geçiyor.

İnsan Hakikat sırrına eriştiği zaman, ölmeden önce ölerek dünyevi her şeyden elini çeker.. O güne kadar yaşamadığı muhteşem güzelliklere sahip olur.
Allah sevgisi kelimelerle anlatılmıyor tabii ki.. ancak bir kardeşimden gelen bildiri, ALLAH aşkının nasıl yaşandığını gösteriyordu..

28 Kasım 2013

Sonsuz hayatı kazanan olalım

Sonsuz hayatı kazanan olalım..

Sonsuz hayatı kazanan olalım..

Dünya, insanın sonsuz ahret yurduna ulaşmak için denendiği yer.. Hepimiz yeryüzünde bulunduğumuz süre içerisinde ahrete yönelik bir sınav yaşamaktayız. Yaşam dediğimiz şey, Allah’ın bizleri sınamak için yarattığı geçici süreden ibaret.. 
Kimimiz bu gerçeği bilip, dünya hayatına çok fazla değer vermezken, kimimiz de sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya hayatının geçiciliğine aldanıp gidiyoruz... 
Hepimizin bildiği gerçek; vakti zamanı gelince ahrette bir başımıza, Yaradan'ın önüne çıkıp hesap verecek olmamız.. 
O gün geldiğinde kim amel bakımından üstün gelirse cennete gidecek..
Kim de amel bakımından zayıf olursa, cehenneme gidecek.
Bu dünyada ne yaptıysak hepsinin karşılığını göreceğiz. Sanıyorum bu konuda herkes benimle hemfikir. 
(…. Kim geri dönerse, onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. (Bakara Suresi, 275)
Bilmiyorlar mı, kim Allah’a ve elçisine karşı koymaya çalışırsa, gerçekten onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır. İşte en büyük aşağılanma budur. (Tevbe Suresi, 63)
Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır. (Tevbe Suresi, 68)
Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, cehennemde sonsuz bir azab var ve Allah dilemedikçe oradan çıkış yok.

24 Kasım 2013

Gönlümün Gülü Ya Resulullah

Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh!
Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh!
Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,
Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh!


Beklemez bir başka iltifât Sana erenler,
Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh!
Gönül gözleriyle bir kere seni görenler,
Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh!
Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,

23 Kasım 2013

İyi insan kimdir?

iyi insan kimdir?


                                                   
İyi insan kimdir? diye bir soru sordum kendime.. Yalan söylemeyen, kalp kırmayan, bencil olmayan, başkalarının hakkını gasp etmeyen.. diye bir çok özellikleri sıraladım.. Ardından bir soru daha sordum kendime;tüm bu özelliklere sahip olan kişi; kendisine yapılan kötülüklere karşı da; aynı karakteri sergileyebiliyor mu dedim..
Etrafıma baktığım zaman; çok iyi insan dediğim kişilerin en ufak bir çıkar çatışmasında; hemen karakter değiştirdiğine, haksızlıklar karşısında hak aramaya başladığına şahit oluyorum..
Öyleyse dedim; iyi insan sadece olaylar kendi çıkarları doğrultusunda geliştiği zaman güzel ahlaklı tavır içinde olan değildir.
O halde iyi insan kimdi?

22 Kasım 2013

Ney - Uyan

Sultan III. Murat Han bir sabah namazını kaçırmış.
Üzüntüsünden Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan Şiir'ini yazmış.



Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır, inan.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dill-u dillerince(1) tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Semâvâtın kapuların açarlar.
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar…
Seherde kalkana hülle(2) biçerler.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma.
Mağrur olup tac-u tahta dayanma.
Yedi iklim(3) benim deyu güvenme.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim, Murad kulun, suçumu affet.
Suçum bağışlayub günahım ref’ et.(4)
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

21 Kasım 2013

Hayatımızdaki hayatlar...

Hayatımızdaki hayatlar




Günlük yaşamda karşılaştığımız her insanın,hayatımızda yeri var….
Bu insanların bazılarıyla yakın, bazılarıyla da uzaktan ilişkiler kuruyoruz.. Yakın olanlar, bizimle aynı yoldan yürüyen, her daim yanımızda hissettiğimiz, önem verdiğimiz insanlar…
Fakat bazen öyle bir şey olur ki; Çok önem verdiğimiz bir kişinin, hiç de verdiğimiz değeri hak etmediğini fark edebiliriz. Diğer taraftan da, hayatımıza nasıl girdiğini fark edemediğimiz bir insan, sadece bir anlığına yaşamımıza girer. Tek bir cümle kullanır, o öyle bir cümle olur ki.. Hayatımızı en can alıcı noktadan vuran, belki de duymaya ihtiyacımız olan o tek cümle, hayatımızın anahtarı olur çıkar…

20 Kasım 2013

ALLAH BİR KULUNU SEVERSE





Rabbim razı olsun.. 





Resulullah(as)'ın Hz. Ali ile Kızı Hz. Fatıma'ya Namazdan Sonra ve Yatmadan Önce Okumaları İçin Bir Zikir Öğretmeleri !




Hz. Fatıma bir gün Hz. Peygamber'e giderek işinin çokluğundan şikayetle "Ey Allah'ın Rasûlü! Ellerim değirmen çevirmekten yara içerisinde kaldı. Her gün bir defa un öğütüyor ve bir defa da hamur yoğuruyorum"dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular: "Eğer Allah Teâlâ sana birşey vermek istersem o şey seni mutlaka bulacaktır. Fakat ben sana birşey vermek istersem o şey seni mutlaka bulacaktır. Fakat ben sana bundan daha hayırlısını haber vereceğim:








Yatacağına girdiğinde otuz üçer kere Sübhanallah ve Allahu ekber, otuz dört kere de Elhamdülillah demen senin için hizmetçiden daha hayırlıdır. Sonra sabah ve aksam namazlarının arkasından şu kelimeleri on defa söyle: "La ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît, biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir. O'nun ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O diriltir ve öldürür. Hayır O'nun elindedir ve O'nun herşeye gücü yeter)". Bu kelimelerin her birisi için sana on hasene yazılır ve günahlarından da on tanesi silinir. Bunların her birisi İsmail'in zürriyetinden bir köle azat etmek gibidir. Şirk müstesna o gün işleyeceğin hiç bir günah bu kelimelerin sevabına yetişip onu sildiremez. Sabah söylediğin "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh."kelimeleri akşam onu bir kere daha söyleyinceye kadar seni her türlü kötülükten korur"(1).

___________________


[1] Heysemî X/108 (İmam Ahmed Ümmü Seleme'den).

Sahabe Hayatı, M.Yusuf Kandehlevi

Zikir nedir?

Zikir Allah'ın emri.. en büyük ibadet..
Ancak,  dil Allah en büyük derken, diğer tarafta küfür olursa zikir olur mu?
 Kalp ile dil bir olmalı zikirde.. Mümin oturuken, yürürken ..her an her yerde Allahı zikrediyor.
Kuranın bizden istediği zikir de budur.. Sadece belli sayıda tesbih çekmek değil  diyor Nureddin Hoca..
Allah kendisinden razı olsun.



19 Kasım 2013

Ne mutlu alnında secde izi taşıyabilenlere !


Ne mutlu alnında secde izi taşıyabilenlere...
Bilmiyorum hiç dikkatinizi çekti mi? Bazı insanların yüzleri ay gibi parlar.. onları hiç tanımsanız dahi gördüğünüzde, Allah’ın nuru yüzüne yansımış diye düşünürsünüz..
İçinizden onlarla muhabbet etmek, yakınlaşmak istersiniz.. çünkü size, Allah’ın güzelliklerini yansıtırlar. Bir sevgi oluştururlar kalplerinizde..
Peygamberimiz bir gün sahabilerine sorar:
– Allah Tealâ’nın aranızda en fazla kimi sevdiğini size söyleyeyim mi?
Sahabileri:
– Söyleyin ya Rasulallah, derler. Onlar zannederler ki Hz. Peygamber içlerinden birinin ismini verecek.
Fakat Rasulullah şöyle buyurur:

17 Kasım 2013

Aşk Bir Davaya Benzer !



Bezmi elestde söz verdik Rabbimize.. biz aşk ile yaşamak için geldik dünyaya.. ve hepimiz verdiğimiz sözü tutmakla mükellefiz. Ancak kul bu yola girerken, bir insanı kamile tutunursa.. habibine benzeme çabasında olur.
Hiç insan, üstü başı pis gider mi ALLHA’ın huzuruna diyor Hayat Nur hoca..

Tutunacaksın, bir aynaya ki.. seni götürsün doğru yola. 

Bu yol zikirsiz olmaz.. İnsan çok sevince çok zikreder.

Üç türlü susmak vardır.
Birincisi:Cenab-ı Allah'ın takdirine Kendi yaratıcısına susmak
İkincisi: Allah'ın veli kullarına karşı susmak.
Üçüncüsü: Avama, cahil halka susmak..
Dinleyebilmek için, önce kişinin susmayı bilmesi lazım..
Rabbimiz: Okumayı sünnet, dinlemeyi farz buyurmuş..
Allah'ın veli kullarına karşı sürekli konuştuk, cahil insanlara karşı susmadık.. Peki biz ne zaman dinleyeceğiz..
İnsan olabilmek, gelişebilmek için: biz susacağız ki, dinlemeyi bilelim..

Hayat Nur Hoca ne güzel söylüyor..ALLAH dostlarının huzurunda fazla söz konuşulmaz.Sen duymadın mı?
İşte ölçü bu.. özellikle Hakkın huzurunda; çok konuşulmaz, az konuşulur.. hasıl olan ''dinlemek ''dir.

Hakdan gayrı, bu alemde dost yoktur.. İnsanın evladı dahi düşmandır.. neden? o evlada Allah'dan daha çok değer verir, manamızdan taviz veririz..Evlat bu durumda düşman değil de nedir? Allah korumasa, hangi anne baba korur o çocuğu?
Önce Rabbimizin rızasını gözeteceğiz.


Bu alemde kaybolmamak için, bezmi elestde verdiğimiz sözü tutmak için mutlaka yapılması gereken:
Az ye,
Az konuş,
Az uyu.. !
Yemek pişirirken bile, zikir, fikir, şükür..
Besmele, bu bir zikirdir.. yediğimiz yemek hakkında düşünmek ve şükretmek.. mesela.

Videonun tamamını dinleyelim dostlar..ben anladıklarımdan birazını harmanlayıp sizlere sunmak istedim..

Hayat Nur Hoca'dan Allah razı olsun.. Aşkın bir davaya benzediğini ne güzel anlattılar bizlere...teşekkürlerimizle.


Gülümce Yıldız... her nereden okunuyorsak, sevgi ve ışıkla efendim.





Hidayet ayeti !




Hidayete ermek Cenabı Allah'ın izni ile..
Bu yolda vesile olmak da Cenab-ı Allah'ın izni ile.. ancak sahip olunan özellikleri de Rabbimiz şöyle buyuruyor:

Ve onlardan, emrimizle hidayete erdiren imamlar kıldık, sabır sahibi oldukları ve âyetlerimize (Hakk’ul yakîn seviyesinde) yakîn hasıl etmiş oldukları için. 

Secde- 24 ayet

Bir insanın yeniden doğuşu..

Başlığı ben koydum... bir insanın yeniden doğuşu anlatılıyor.. namazla başlangıç.. herkese ışık olsun / Gülümce

1.Bölüm: KENDİME ZULMÜM


Tecrübelerimi yalnışlar mı öğretecek bana da ben bu kadar yalnış içine hapsoldum.Yoksa doğruyu-yalnışı göremeyecek kadar mecnun muyum? Ya da Leyla da olabilir.Zaten şahdamarı burada ızdırabımın...


Günlerden bilmem Hangi gündür ama aylardan Şubat!Kulaklarımda Kubat!Ellerimde Sürat!Olabildiğine hızlıyım klavyemin başında..Olabilidğine hırslı..Hava soğuk.Ben bilgisayarımın karşısında duyduğum mutlulukla hiç etkilenmiyorum sıcaktan-soğuktan.Ya da şöyle diyebiliriz ; gelecek zamanın bilmem hangi günüdür ama aylardan Mayıs,Hazırlık yapıyorum mutsuzluğuma.Tam da mutsuzluk değil hani,vicdan azabı ağır gelir..keşeler hafif duygularıma..


Şimdiden geriye bakışımla döktüğüm satırlara eklemeliyim ki,çok pişmanlık duydum, çok birlite olduğum hazla.Ve çok keşke mahpus ettim kendi hayatıma!


Dedik ki Günlerden belirsizbir gün,aylardan şubat!Masamın başında,gelecekten habersiz,kah gülmekte,kah sinirlenip susmakta,kah kendimi hırpalamaktayım.İçten içe eziyetim var kendime ama ne kaşifim var, ne tabibim..Öyle ki; süklüm püklüm bir hayat çıkartmaktayım gözlerimin önüne..Zamanı harcadığımı düşündüğüm an,zamanın beni harcadığını fark ediyorum birden Neler görecek ve neler değiştireceğim şu dakikadan sonra hayatımda..Şimdi hiç bir bilgim yok daha..Sonra ahlanacak,vahlanacak,yine beni yiyip bitiren "keşkelerimin" eline kalacağım!...Ne yazıktır ki şu an "çok mutluyum".Ama sanki yavaş yavaş hissetmeye başlıyorum Şubatın soğuğunu.Sanırım terketmiş "bulduğumu sandığım" sıcalık beni..

Çekiyorum ellerimi klavyeden!...Sıkıntı... sıkıntı... sıkıntı..Boğulmak üzereyim!Kabul etmiyor aslında nefsim ama ben biliyorum; "yalnış viraj, yalnış yolda" bulunuyorum..."Şimdi!"diyorum.."Yüklensin minaremin sadası" "şimdi çağırsın Rabbim beni""Lütfen bir kaç dakikaya daha tahammülüm yok.Şimdi kalkmalıyım,dönüşsüz bir yol üzere bulunmalıyım..İmtihan..İmtihan..Bir saatten fazla bekleyeceğim minaremin sesini..




Günlerden hangisidir bilinmez..Ama aylardan artık Mayıs!Şubatım getirisi güçlüklerle bir yerlerdeyim..NEREDEYİM? meçhul...Öyle alıştırmışım kendimi ve öyle kaybolmuşum ki bu meçhulde, deniz arar olmuşum boğulacak, ateş arar olmuşum yakacak! Kimseyi istemediğimi farkediyorum bir ara.Bir kaç desteğe ihtiyacım var ama , bu dünyada olmamalı, kendimi sürüklemeliyim başka bir dünyaya...



2.Bölüm : AÇILDI ÖNÜM


İşte Ezan okunuyor..Ne kadarda mutlu okuyan ve ne kadar da mutlu dinleyen.Bense kendimle mücadele içerisindeyim.Zor yada kolay.Acı yada tatlı kazanmalıyım bu savaşı.Belki de son şansım."Elimin tersiyle iteceğim önce dünyay ait ne varsa..Sonra Şükredeceğim Allaha(c.c) :"ELHAMDÜLİLLAHİRABBİLALEMİN"Dizlerim tutmayacak..taşıyamayacak bu günah dağını.Kırılacak az eğilecek belim..Tesbihe başlayacak dilin: "SUBHANE RABBİYEL AZIYM""Rabbimi tesbih ederim" Güç bulacak gibi oldğumda kalkacağım.Aczimi görmemek mümkün değil.Eğil aciz bedenim Eğil! Dermanım tesbihte.."Subhane rabbiyel azıym" "Subhane Rabbiyel azıym"


Öyle bir utanç var ki yüzümde..Gözyaşlarımla daha da belirginleşen yüzümdeki bu kızarıklığı, alnımı secdeye koyduğumda örtebiliyorum!Şimdi daha bir başka hislerim.Şimdi biraz daha kırgınım kendime.Şifama en yakın olduğum zaman zorluyorum dilimi.SUSMA! Sadece gözlerin konuşmamalı yaşlarıyla,dilini harekete geçirmelisin..
Şimdi savunman bitmiştir.Taarruz zamanın nefsine!
Atıl merceğin en önüne.Kurtul Şu daracık yürekten! Yürekten çıksın "ALLAH" nidaları..
Tek aciz sensin unutma!...
"SUBHANE RABBİYEL A'LA"..Şimdi daha bir rahatladım
"RABBİMİ NOKSANSIFATLARDAN UZAK TUTARIM"..Ben , ben olmaktan çıkmalıyım.Kapılmalıyım rüzgarıma aşkımın sesiyle.Ben, ben olmaktan çıkmalıyım...

Seslenmeliyim Habibullah'a Ruh-i nefesle:"ET-TEHIYYATÜ LİLLAHİ VESSALAVATÜ VET-TAYYİBAT!"Şefkat kanatlarını beklemekteyim şimdilerde.İki dizim şahit olmalı namazımın ahirinde.O'nunda sesini duyma arzusu yakarken beni kuruyorum iletişimi: "ES-SELAMU ALEYKE EYYÜHENNEBİYYÜ VE RAHMETULLAHİ VE BERAKETÜH"Cevapsız mı klaır sandın mücahid ruhm.Her an ödüllendirilmekte nefsine karşı attığın adımların.Ses veriyor Allah'ın Rasul'u: "ES-SELAMU ALEYNA VE ALA İBADALLAHİSSALİHİN"


Şahit ol arz..şahit ol arş..Bükülen dizlerim şahit olsun." Ağlayan gözlerim şahit olsun" Ve siz Şahit olun Ey Nurlar!Şahidim ol Ey HAK'ın RUH'u.."EŞHEDÜ EN LA İLAHE İLLALLAH..VE EŞHED ENNE MUHAMMEDEN ABDUHÜ VE RASULÜHÜ!"


Şehadetimle şereflendirmeliyim ruhumu.Daha da yücelmeliyim.Ancak şimdi bulabilirim bir nebze refahımı.Selam veriyorum teşekkür mahiyetinde bedenime.Allahın adıyla selam veriyorum meleklerime.Şimdide şahidim RABBİM olsun.



Kaygımdan kurtuldum Billah..: "ES-SELAMU ALEYKUM VE RAHMETULLAH!"__________ ZEYNEP BAŞARAN


 <photo id="1" />

16 Kasım 2013

Bir yılanın Hz. Muhamed (as)'a Aşkı




ALLAH Resulü ebubekir (sıddık-ı ekber )ile beraber mekkeli müşriklerden kaçarken sevr mağarasına sığınmışlar.
ALLAH Resulünün uykusu gelmiş ve sıddık-ı ekberin kucağına yatmış bu arada ebabekir allah resulüne bir zarar gelmesin diye mağara da ki bütün delikleri bez parçalarıyla kapamış ama bez yetmemiş bütün delikleri kapamaya.

Bunun üzerine ebabekir elleri ve ayaklarıyla kapamış delikleri bu sırada ALLAH Resulü uyurken bir yılan ebabekir in ayağını sokmuş.
Sıddı-ı ekber ALLAH Resulü uyanmasın diye acıya dayanmaya çalışmış ama gittikçe acı bütün bedenine yayılmış sıddık-ı ekber kendini iyice kasmış ve gözünden bir damla yaş o güzel ve nur yüzlü MUHAMMED(s.a.v.) in yüzüne damlamış ALLAH Resulü uyanmış bakmış sıddık-ı ekber acı çekiyor.
-ne oldu ebabekir
-yok bişey ya Resulallah
-tekrar ne oldu ya ebabekir demiş.
Sıddık-ı ekber bayılmış bu sırada bakmış ki ayağından kan akıyor hemen ayağına o şifalı tükürüğünü sürmüş bu sırada onünde kocaman bir yılan belirmiş.ALLAH Resulü yılana demiş ki: sen ne haya ile ebabekirin ayağını ısırdın demiş.
Bunun üzerine yılan dile gelmiş: ey allahın rasulü ben 600 senedir bu mağara da seni bekliyorum demiş.
Allah resulü demiş ki: benim buraya geleceğimi nerden biliyordun demiş.
Yılan da, senin buraya geleceğini bana hz. İsa söyledi ya resulüllah ben senin ismini ilk duyar duymaz ismine aşık oldum hz isa buraya 600 sene sonra ahmed adında bir peygamber gelecek dedi ve ben 600 sene boyunca senin gelmeni bekledim.
Seni görmeme ebabekir in ayakları engel oldu bende bu nedenle ebabekir-i ayağından ısırdım
***


iste ask, iste muhabbet, iste sevda..
Bir yilan nasil yanmis Rasullah'in s.a.v askiyla,
muhabbetiyle, yanmaya varmiyiz canlar...
Yandim ben, ben yandim ya Rasulll

14 Kasım 2013

SEVGİLİ ANNELERİMİZİN KABRİ ŞERİFLERİ

Nette dolaşırken rastlıyorum bu görüntülere..
''İslam garib başladı, garib devam edecek '' hadisini hatırlayıp, mahzunlaşıyorum..
Gidemesek de, bu görüntüler bile o  maneviyetı hissettiriyor.. Rabbim ziyaret etmeyi de nasip eylesin inşaAllah..

                                                 **** HZ ZEYNEBİN KABRİ ***


HZ NEFİSE'NİN KABRİ (MISIR )

HZ HATİCE ANNEMİZİN KABRİ(ESKİ VE YENİ HALİ)


HZ AMİNE ANNEMİZİN KABRİ GÖRÜNTÜLERİ İÇİN:

** HZ İMRAN'IN KABRİ **

ALLAH hepsinden razı olsun inşaALlah..
Ruhlarına el Fatiha:

Bismillahirrahmanirrahim.
"Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel müstâkim. Sırâtellezîne en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn."

13 Kasım 2013

ELİF OLMAK ZORDUR !

....
Dostum, bilir misin “elif “ olmaya talip olmak nedir, bilir misin insan nasıl “elif” olur? dilersin o’ndan sadece o’nun yar-lığını, dilenirsin…o’nun kucağından başka mekanlar sana soğuk gelir, üşürsün bir ağustos sıcağında..yürüdüğün yollar sana yabancı gelir; bildik mekanlar sıkar seni..tanımadığın sîmalar sana âşina gelir, tanımadığın kişiler senin niyazına girer; tanıdıkların ise yabancı nazarlarla bakarlar sana. hikmetine eremediğin hallerle örülür hayatın; susmayı seversin; sükûtu seversin; sükûtu hal edinenleri seversin…




dostum, bilir misin, “elif” bağlanmaz kendisinden sonraki harfe…sadece kendinden önceki harfe bağlanır; en önceki’ne belki de..


sen, dünyana sonradan girenlere sıkıca bağlandığın vakit “elif” olmaz adın..

sanırsın ki o zaman üzerindeki zorluklar kalkacak; ama herkes yüklenir üzerine..yardımsız yar’lar doluşur dünyana..”yardımıyla gelen yar” gitti diye…

aklımın al/a/madığı hallerin eteğinde gezinir dururum; belki aklım acziyetiyle susabilmeyi öğrenir diye..başımı tâ yüreğime kadar eğer, dinlerim o kısık fısıltıyı şimdilerde…


dostum, şimdilerde “elif” der susarım; elimi bileğime koyar dinlerim nabzımı..atışları, dünyadaki hiç kimsenin isminde artmaz…yüreğim dünyadaki kimsenin isminde titremez; bu belki de lütuftur, yar’dandır …bu, belki de “elif “olmanın gereğidir.

/ALLAHu a’lem…/


“elif” olmayı dileten de “var”imiş dostum;



“yar” olmayı dileyen imiş…


Alıntı..

12 Kasım 2013

Sözün Özü Gülümce'den..


İnsanlara olan sevgimiz,
Allah'ın emrettiği kuran ahlakını taşıdığı orandadır. 


Gülümce ...

İyi ki doğdum :)



Google plus hesabımdan tanımlayıp; bir güzellik yapan google'a teşekkürlerimi sunuyorum..
Gün boyu bana, doğum günü pastası yayınladı :)
11 Kasım bugün benim doğum günümdü..

Rabbime binlerce şükürler olsun ki, dünyaya geliş amacımın idrakını verdi..
Yaşamda en mutluluk, O'nun yolunda çaba göstermek..

İyi ki doğmuşum, iyi ki varım..
Yoksa size nasıl ulaşırdım :)
 Allah bana sağlıklı, O'nun yolunda daim eden bir ömür nasip etsin..

Bir yerlerden okuyan varsa.. siz de amin deyin olur mu dostlar :)

Gülümce..

10 Kasım 2013

Sözün Özü..


Allah bir şeyi dilerse, onu senin için hazırlar.
Kullara faydalı olacaksan, haberin olmadan onların arasına atar.!

|Abdulkadir Geylani |

Kutsal kitabımız Kuranı Kerim varken sünnete ihtiyaç var mı?



Sözün en doğrusunu Cenab-ı Hak bizlere bildiriyor..


(Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar. Nur Suresi- 63 (diyanet vakfı meal)

Ve yine ALLAH buyuruyor:


(İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44] burada açıkla ifadesi var, açıklamak sünnetle, hadisle olur. Sünnetin yeri olmasaydı: sadece tebliği et ifadesi olurdu.


Dinimiz ilme, alimlere çok önem vermiştir. Kuranı tek başına anlamak yeterli olsaydı, peygamberler gelmezdi. Ayrıca Allah ayetinde: “Biz elçi / peygamber göndermeden kimseye azap edecek değiliz.”(İsra, 17/15) buyuruyor.


Hepmizin Resulullah(as)ın açıklamasına ihtiyacı vardır.. mesela bir ayet şöyledir:
(Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir.) [Araf 155, İbrahim 4] bu ayeti okuyan bir dinsiz beni de dinsiz yapan Allah’dır deyip, doğruya yönelmeyebilir..Ancak hadislerle ve alimlerin açıklamasına ihtiyaç vardır.

Sözün özü; inanmayanlar olabilir ama bizler inanıyoruz.. çünkü Kuran inanmamızı emrediyor.

 “Peygamber size NE VERİRSE onu alın, neyi yasaklarsa ondan da kaçının!” [Haşr sûresi (59), 7] 

Buradaki ifade ‘’ne verirse ‘’ yalnızca ayetleri tebliğ denmiyor…

Elbette günümüzde bir çok sahte uydurma hadisler var ancak hadisin doğruluğu ''Kuran ile '' örtüşmesinden anlaşılır.

Bir insan Resulullah'a uyuyorsa, Allah'ın emrine uyduğunun bilincindedir.. Rabbimiz ayetlerde “O hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz buyuruyorlar.
Sevgi ve ışıkla.

Gülümce Yıldız

9 Kasım 2013

Açılsın da yollar sana geleyim

Açılsın da yollar sana geleyim,
Açılsın da yollar sana geleyim,
Öyle özledim ki seni Ey Resul !
Öyle özledim ki seni Ey Resul !

Yoruldu yüreğim dert çeke, çeke,
Kurudu gözlerim yaş döke, döke,
Yolların üstüne gül eke, eke,

O yüce Resul’e ben gidiyorum.



8 Kasım 2013

Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?


Ezelde âşık olmuşum sadece bir isme… ” Bu nasıl iştir ?! ” demeyin… Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!

Her an şaşılacak işler olmuyor mu yerde ve gökte?
Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine? Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca ümitsizce…
Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye…
Ansızın karşılaşıverdim O’nunla zamanın bir yerinde…
Yer ve gökte ararken Öz’de buldum,
Sen’de ararken Ben’de buldum derler ya,
İşte öylesine…

Meğer ne de güzelmiş… Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem…
Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !
Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne…
Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde, zaman hayal içinde Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden sessiz ve gizlice ? ” Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN’den kim ayırdı ? Ben Gül’üm, sen bülbül, dön gel yine BEN’im ol ! ” diye…

Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !
İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne…
Sözleştik O Arşın altında BİR’leşmek üzere…
* Vakit o vakit, bugün neş’e var, aşk var evimizde… *
Düğün dernek kuruldu Gül bahçemizde…
Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde
Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine…
En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda…
Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda…

Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de…
Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle…
İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,
Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,
Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,

Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne…
Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine… Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?! İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde, Sevdiğim sesleniyor, ” Bir AN’da, ansızın geliver ! ” diye…
Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr’a üfle!

Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?

Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun ezelden ebede…
İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne…
Selâmun aleykum Azrail !
Çok sevindim seni gördüğüme…

Hazırım, gidelim…
Örtün artık şu duvağı yüzüme


---

Rabbim hepimize nasip etsin bu şekilde Hak ile buluşmayı.. 







Alıntıdır.. 

4 Kasım 2013

Sözün Özü Mevlana'dan...




Seni tanıyan, anlayıp seven canı ne yapsın ?
Çoluk çocuğu, malı mülkü, hanı ne yapsın ?
Sen dünyayı verip sevginle kuşattın da ;
Aşkınla divane olan iki cihanı ne yapsın ?..
 Hz. Mevlana





2 Kasım 2013

ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEYİ DİLEYEREK MUHTEŞEM GÜZELLİKLERİ YAŞAYABİLİRİSİNİZ !


Rabbimiz buyuruyor:

O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.Şura-13
Dikkat ettiniz mi, içten KENDİSİNE yöneleni, buyuruyor Rabbimiz..

İnsan Cenab-ı  Allah’a ulaşmayı dilediği zaman Rabbimiz  ona bütün kapıları açar.
Maide Suresi- 35 de: 
 "Vebtegu ileyhil vesilete." Buyuruyor Rabbimiz
 "O'na  ulaşmaya  vesile   isteyiniz"
Cin Suresi 14'de Allahû Teala şöyle söylüyor:
 "Ve elbette bizden müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp bulanlardır."