Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

28 Haziran 2014

Hz. Ebubekir (ra) orucu açarken.. Hepimize örnek olsun !




Hz. Ebubekir (ra)  Rabbimizin ''Ben ondan razıyım, o benden razı mı '' hitabına mazhar olan peygamberlerden sonra insanların en ahlaklısı..

 Bir gün orucunu açacak ama yiyecek hiçbir şey yok  sadece buz gibi bir tas su var.

Tası ağzına götürdüğü anda hıçkırıklara boğuluyor, acaba dünya beni sardı mı diye..

Peki ya biz? Önce şahsıma..
Sahip olduğumuz onca yemeği görüp de, dünya bizi sardı mı acaba diyebilir miyiz?

En azından;

27 Haziran 2014

TERAVİH NAMAZININ FAZİLETİ !


Teravih Namazı'nın Her Gündeki Fazileti Ayrıdır

Teravih namazının önem ve fazileti.. Her bir güne hususi olarak Teravih namazı kılana müjdelenenler...
•Teravih namazı günahların affına vesiledir
“Allah (cc) Ramazan orucunu farz kıldı. Ben de gece ibadetini (teravih namazını) sünnet kıldım. Kim, faziletine inanarak ve alacağı mükâfatı Allah’dan umarak orucunu tutup, gece ibadetini yaparsa, anasından doğduğu gün gibi günahlarından kurtulur.” (Nesai)
•Teravih namazı kılana cennette yakuttan saray inşa edilir“Ramazan ayının ilk gecesinde; sema kapıları ve cennet kapıları açılır. Bu açılış, ta son gecesine kadar devam eder; kapanmaz. İster kadın olsun, ister erkek; Ramazan ayının gecelerinden birinde kıldığı namazın (teravihin) her secdesi için bin yedi yüz sevap yazılır. Onun için cennette bir saray yapılır ki; kırmızı yakuttandır, her kapının dahi kırmızı yakut işlemeli iki kanadı vardır…” (Gunyet'üt-Talibin)
Resulullah ve Hz. Ebu Bekir devrinde teravihler ferdi olarak kılınmış ve durum Hz. Ömer’in hilafetinin başlarına kadar bu minval üzere devam etmiştir. Hz. Ömer’in emriyle teravihler Übey İbnu Kab’ın imamlığında cemaatle kılınmaya başlanmıştır. Bu sebeple teravih namazının cemaat ile kılınmasına “Hz. Ömer’in sünneti” denilmiştir. (Kütüb-i Sitte)


Teravih namazının günlere göre ayrı ayrı fazileti vardırİmam-ı Gazali Hazretleri teravih namazının fazileti hakkında şöyle buyurmuştur; "Hz. Ali'den (ra) rivayet edilmiştir ki:
1. gece teravih namazını kılanın: Bütün günahları bağışlanır.
2. gece teravih namazını kılanın: Kendisinin ve eğer mü’min iseler ana ve babasının günahları bağışlanır.
3. gece teravih namazını kılana: Melekler müjde vererek derler ki: “Ey falan kişi! Sana müjde olsun ki, Allah (cc) senin amelini kabul edip umduğuna nail eyledi.”
4. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'ân’ı okumuş kadar sevap ihsan eder.
5. gece teravih namazını kılana: Allah (cc) Mescid-i Haram’da namaz kılanın sevabı kadar sevap ihsan eder.

26 Haziran 2014

İSLAMDA TASAVVUF.. SUFİ KİMDİR? SUFİLERİN ÖZELLİKLERİ

ALİMLER VE SUFİLER..





İmam Şa’ranî k.s., Ahmed b. Hanbel ve İmam Şafiî rh.a. gibi mezhep imamlarının  gönül ehli mutasavvıfların meclisine gidip onlardan istifade ettiğini anlatıyor.

Mesela İmam Ahmed b. Hanbel rh.a. büyük sufilerden Bağdatlı Şeyh Ebu Hamza k.s.’nin meclisine gider, onunla beraber otururdu. Fıkhî bir meseleyi çözemediğinde Şeyh’e:

– Şu mesele hakkında ne diyorsun ey sufi, diye sorar fikrini alırdı.

Tasavvuf ehlini anlatmaya aslında bu kadarı yeterlidir. Şayet onlarda özel meziyetler olmasaydı İmam Ahmed  b. Hanbel rh.a. gibi zatlar onlara ihtiyaç duymazdı.

İmam Şa’rânî, Envâru’l-Kudsiyye


* BULAN ARAR !

Bir gün Ebubekir Şiblî k.s., zamanın büyük alim ve velisi Cüneyd-i Bağdadî k.s.’nin yanına gider. Onu üzgün bulunca;

– Ne oldu, diye sorar. Cüneyd-i Bağdadî hazretleri;

– Arayan O’nu bulur, der. Şiblî k.s ise şöyle karşılık verir:

– Hayır. Tam tersine, O’nu bulan arar.

Feridüddin Attar, Tezkiretü’l-Evliya
---



Buradan anlayacağımız iki konu çıkıyor.. Alimlerin dahi sufilere danıştığı
sufi kimdir peki?: 

Büyük veli Sühreverdî (k.s) (632/1234), gerçek sûfinin kim olduğunu ve Kur'an'da ondan nasıl bahsedildiğini şöyle açıklar:

"Kur'an-ı Kerim'de "sûfî" ismi yoktur ancak, bunun yerine "mukarrebûn" kelimesi kullanılmıştır.(Vakıa 56/7-10)

25 Haziran 2014

HACI BEKTÂŞ-I VELÎ'NİN HAYATI

HACI BEKTÂŞ-I VELÎ




Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında yaşıyan evliyânın büyüklerinden. İsmi, Seyyid Muhammed bin İbrâhim Atâ olup, lakabı Bektâş’tır. Horasan’ın Nişâbur şehrinde 680 (m. 1281) senesinde doğdu. Hacı Bektâş-ı Velî’nin nesebi Hazreti Ali’ye dayanır. 738 (m. 1338) senesinde Kırşehir’e yakın bir yerde vefât etti. Vefâtı hakkında başka rivâyetler de vardır. Türbesinin bulunduğu kasabaya sonradan Hacı Bektaş ismi verildi.

Bektâş-ı Velî, daha çocukken ilim öğrenmesi için ailesi tarafından Şeyh Lokmân-ı Perende’ye teslim edildi. Lokmân-ı Perende, Ahmed-i Yesevî hazretlerinin halîfelerinden olup, zâhir ve bâtın ilimlerinde çok derinleşmiş idi. Bektâş-ı Velî’nin daha çocukken birçok kerâmetleri görüldü. Birgün Lokmân-ı Perende onun yanına girdiği zaman, odayı nûr ile dolu görünce şaşırdı. Bektâş-ı Velî’nin iki yanında, Kur’ân-ı kerîm okuyan iki nûrânî zât duruyor idi. Lokmân-ı Perende onun yanına girince, bunlar kayboldu. Lokmân-ı Perende, Bektâş-ı Velî’ye onların kim olduğunu sordu. O da; “Birisi Server-i âlem efendimiz ( aleyhisselâm ), diğeri ise Hazreti Ali idi” dedi.

20 Haziran 2014

Birbirimizi uyarmak zorundayız !

Birbirimizi uyarmak zorundayız 



Eskiler hep derlerdi, "zaman ahir zaman" diye... Gülüp geçerdik. Ama insanların haline baktığımızda bu sözün pek de yabana atılmayacak bir söz olduğunu görürüz.
İnsanlarda tahammül kalmadı. Birbirimizin onuruna, şahsiyetine aldırış etmeden birbirimizi karalar olduk. Oturduğumuz yerden insanlar hakkında konuşmaya başladık. İftira, gıybet, suizan, karalama gibi büyük günahları iftar sofralarımızın ana menüsü yaptık. İşin kötüsü bütün bunları bir ibadet havası içinde icraya koyduk. Sevmediğimizi karalarken hiçbir ilke ve ölçü tanımadık.

Ramazana yaklaşıyoruz. Haramdan, şerden el çekmek zamanı geldi. Birbirimizi ikaz etmek zorundayız. 


Güzel şeylerden bahsediniz 


Bu ay boyunca kötü şeyleri kalbinizden ve dilinizden uzak tutunuz. Dedikodu yapanlara çirkin konuşanlara, fazlaca dünyevileşenlere değer vermeyin. Dedikodu yapanlara "Ölü kardeşinizin etini yediniz" deyiniz. Kabir azabının çoğunun söz taşımakta geçtiğini hatırlatın.

Birbirinize ayet ve hadis taşıyın.

Helal kazanıp helal harcayın: Zengin Müslüman hem kendini, hem çevresini ve hem de fakiri kollar. Zekât verir. Hizmet eder. Onun için Efendimiz (s.a.v.): "Veren el, alan elden hayırlıdır" buyuruyor. Allah'ın Resulü (s.a.v.) Mekke'de uzun süre ticaret yapmış ve Mekke'nin hem en şerefli, hem en asil ve hem de en zengin kadınının (Hz. Hatice annemizin) evlenme teklifini kabul etmiştir. Hz. Ebu Bekir'in, Hz. Osman'ın, Hz. Abdurrahman bin Avf gibi zengin sahabenin müminlere çok faydası olmuştur.

Onun için bir lokma bir hırka felsefesi sık sık vurguladığım gibi tasavvufun da dinin de bir ilkesi değildir. Belki dünyaya bakışta bir nefsi muhasebe vesilesidir. Çünkü hiç kimse böyle değildir. Böyle olan birini gösterin bana. Yüzyıllarca Müslüman'a fakirlik edebiyatı yapıldı. Çocuklar okutulmadı. En stratejik yerlerde inancından kopuk insanlar yetiştirildi ve işte manzara da görüldüğü gibi oldu.
Faiz sistemiyle Müslümanlar ya harama ortak edildiler veya borç batağına savruldular. Yurtdışına giden işçimiz ya kaldırım temizledi, ya bahçede ot biçti. Ama şimdi ise mühendis oldu, doktor oldu, fabrikatör oldu. 


Mütevazı olun 

Kaba, sert, haşin, anlayışsız ve sefahata bulaşmış çok insan var, onların içinde bari siz mütevazı olun. Ebu Zerr (r.a.) bir gün gelir. Üzerinde son derece güzel bir elbise vardır. Kölesinin de üzerinde aynı elbiseden vardı. Bunu gören arkadaşı sorar. Neden aynı giyiniyorsunuz?

Şöyle der: Efendimiz (s.a.v.) kölelerimiz hakkında bize şöyle buyurdu: Onlar sizin kardeşleriniz ve yakın adamlarınızdır. Allah onları sizin emanetinize koymuştur. Kimin kardeşi eli altında ise, yediğinden yedirsin giydiğinden giydirsin.

Yapamayacağı işi buyurmasın. (Buhari, iman, 22: edeb, 44: Müslim, Eyman, 40: Ebu Davud, edeb, 5157: Tirmizi, Birr, 1946) 


İnsanları ezmeyin 

Başkasına eziyet ederken de vicdanımızı rahatlatacak yığınla fetva ve yol buluyoruz. Başkasının parasını yerken, aleyhinde konuşurken, makamına göz dikerken, malına konarken hiçbir muhasebe duygusu içinde değiliz.

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle hatırlatıyor: "Müslüman, Müslüman'ın dilinden ve elinden selamette olduğu kişidir. Muhacir ise Allah'ın yasakladığını terk eden kişidir.


Arsızlara prim vermeyin 

Saygısız, saldırgan, ruh iklimi bozuk, serkeş ve alçak karakterli insanları sürekli affetmek ve görmezden gelmek bu tür insanlara prim vermektir. İyilik değildir. Yol edindirmektir. Böyle bir yol zararlıdır ve başa beladır.Yüzlerce kişiyi taciz eden veya rahatsız eden birini herkes affederse bu işin sonu nereye varır? Onun için sürekli affedin sözü, adaleti uygulamayın anlamına da gelir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) namus ve iffetine küfreden şair Azze'yi affeder. Kurtulan bu rezil ahlaklı şair yeniden ağzını bozar. Saldırır. Yıpratır.

Haddini aşar. Yeniden yakalandığı zaman affını ister ama Hz. Peygamber (s.a.v.) cezalandırır. Ve bir mümin bir yılanın deliğinden ikinci kez ısırılmaz buyurur.

19 Haziran 2014

Kişi herkesi kendi gibi bilirmiş.. Suizanda bulunmak !




Biz nasılsak karşımızdakini de öyle görüyoruz..

Bazen birileri için tamam bu sefer kesin kızdı diyoruz.. ya da, evet bu davranışın sebebi şudur diyoruz..

İçimizden yargılıyoruz.. kusur buluyoruz.. ne kadar iyi insan da olsa karşımızdaki, hatta Kuranı yaşadığını bilsek bile kendimize bir türlü inandıramıyoruz..

Neden biliyor musunuz?
Çünkü içimiz kötü..
İyi niyetli olsak , iyi niyet besleriz..

Zannediyoruz ki, karşımızdaki de biz gibi.. ama herkesin içi aynı değil tabii ki..
Herkes  üç kuruş menfaat için ahiretini harcamıyor tabii ki.

Bu konuda bir çok hikmetli söz var.. 

17 Haziran 2014

Sözün Özü Gülümce'den



Gönülden kopmuş gelmiş hiçbir söz yok ki değersiz ola.. Rabbim söyletir ,biz neyiz ki.. aciz bir kuldan başka..

Gülümce Yıldız, 17-06-2014

15 Haziran 2014

Sözün Özü , İmanın güzelliklerini, yaşamayana anlatırsanız sıkılır..


 İmanın güzelliklerini, yaşamayana anlatırsanız sıkılır..
Ona alışveriş merkezinde hangi mağazaları gezdiğinizi anlatın..
Bugünkü tv programından bahsedin..
Hangi sanatçı kiminle nereye gitmiş, ne yemek yemiş onları bahsedin..
Tarfikte nasıl kavga ettiğinizi anlatın..
 Allah rızası dışındaki her şeyi anlatabilirsiniz..

 Ancak.. sabah namazını nasıl huşu ile kıldığınızı anlatmayın
Gittiğiniz camideki miski amber kokusunu anlatmayın
Kuran okurken yaşadığınız mutluluğu hiçbir kelimeye sığdıramadığınızı anlatmayın..

Sıkılır, kaçar.. bulunduğu yeri ona dar edersiniz !

 Dedim ya, imanın güzelliklerini yaşamayana anlatırsanız sıkılır..
Boşuna demişler kulağı ezanda olmayanın,  gözü camide olmazmış diye..

Cenab-ı ALLAH buyuruyor:


Ey insan, seni Onurlu olan Rabbine karşı aldatan nedir? İnfitar Suresi- 6

Gülümce Yıldız, 15-06- 2014



Edirne Eski Cami Ziyaretimiz

EDİRNE ESKİ CAMİ ( ULU CAMİ )



Hacerulesvet’den bir parçanın Edirne’de olduğunu öğrenince Rabbimizin izni ile ziyaret ediyoruz..


Eski cami diğer bir adıyla Ulu cami  Edirne’nin tam merkezinde.. 1403- 1415 yılları arasında yapımı tamamlanan Osmanlı döneminin en eski eserlerinden biri.

Caminin dış duvarındaki Allah yazısını  görmenizle birlikte manevi atmosfer başlıyor.

14 Haziran 2014

Mümine şeytan demek !



Şeytanın yolu Allah yolundan sapmışların yoludur.. Mümin olduğu bilinen bir kimseye şeytan denilebilir mi? şeytanlık yapma denilebilir mi?  Allah müminlerin dostudur, koruyucusudur..

Şeytan and içmiştir bizleri yoldan döndürmek için.. Ancak şeytanın mümin kullar üzerinde etkisi yoktur..

7 Haziran 2014

Peki siz hayata neden geldiğinizi sorguluyor musunuz?


Artık neden bu hayata geldiğimi daha fazla sorguluyorum…

Artık neden bu hayata geldiğimi daha fazla sorguluyorum…
Bir gün varız, bir gün yokuz, bu kadar basit işte…

O kadar değişik ve yoğun duygular içindeyim ki, duygularımı nasıl ifade edeceğimi çok da bilmiyorum aslında. Sadece şunu biliyorum ki ben artık aynı insan değilim, bir hafta önce işinden başka bir şey düşünmeyen, bilgisayarının başından kalkmadan sunum hazırlayan, saatlerce raporlara gömülen artık ben değilim. Kafamda o kadar çok soru işareti var ki cevap bekleyen, şimdi bu soruların doğru cevaplarını arıyorum…
İki gün önce en yakın can dostumu, işarkadaşımı bir trafik kazasında kaybettim. Şu anda tüm eşyaları, çalışmaları, bilgisayarı, resimleri karşımda duran masasında öylece duruyor. Bilgisayarının içi önümüzdeki ay işle ilgili yapacağımız planlarla ve sunumlarla dolu.

6 Haziran 2014

Allah'a gönülden yönelenlere müjde !



Mecnun ol, Leyla ol.. yobaz yol, gerici ol... 

Bu yolda samimi ol da kardeşim adın her ne olursa olsun. 

Yeter ki Asıl sahibinden uzak nankör olma! Gönülden yönel..

Allah gönülden yönelen kullarını müjdeliyor:


Tağuttan, ona kulluk etmekten kaçınıp da TAM GÖNÜLLE Allah'a yönelenlere gelince, müjde onlaradır. Haydi müjdele kullarımı. Zumer- 17



Gülümce Yıldız, 06-06- 2014

2 Haziran 2014

Neden İnsanları Dinden Soğutuyorsunuz?




Dinimiz sevgi dini, güzellik dini..
Allah'ın merhameti , affı çok büyük.. Ancak ne yazık ki, ilim sahibi olmayan insanlar, insanları cehennem korkusu ile korkutmaya çalışıyorlar.. bilgisizce paylaşımlar yaparak.. 

Önce bir öğrensek de sonra.. fıkhi konularda tebliğ yapsak olmaz mı?
Dine zarar veriyorsuz.. bir insanın sizin yüzünüzden ''ümitsizlğe düşmesini ister misiniz? ''
Nasıl olsa ben cehennemlikmişim  diyerek dinden yüz çevirse bir kişi, mutlu mu olursunuz? vebali olmaz mı?

Ne paylaşıyorsunuz bir bakın! kaynağını araştırın, yalan mı doğru mu? her önüne geleni paylaşmak tebliğ yapmak mıdır? Okuduğum bir hadis( olduğu söylenen yazı ) üzerine kaleme alıyorum bu yazımı.. Şunu unutmayalım Hadisler Kuran ile asla çelişmez.. 

1 Haziran 2014

Bir kişinin senin vesilenle hidayete ermesi !




Hayber’in fethi sırasında Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.), komutan olarak tayin ettiği Hz. Ali’ye (r.a.) şöyle hitap etmişlerdir: 

“Ey Ali! Bil ki, senin elinle bir insanın hidayet bulması, güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha hayırlıdır”. [Buhari, Sahih, Cihad, 4, 58; Müslim, Sahih, Fedâilu’l-Ashâb, Hadis no: 2406]

Hadîs-i kudsî: Kaale Aleyhisselâm, Kaale’l-lâhu Teâlâ: “Yâ Dâvûdu, le-en te’tiyenî bi-abdin aabikın ehabbu ileyye min ibâdeti’s-sekaleyni”. 

Manası: “Ey Dâvud! (Benden) kaçan bir kulu(mu, tekrar) getirmen; bana, bütün insanların ve cinlerin ibadetinden daha sevimli gelir”. [Hadislerin metni için bkz. Ziya Sunguroğlu, Notlarım, s. 141]

Rabbim cümlemizi son nefese kadar yolunda şevk ile hizmetle daim eylesin.. 

Muhammed Neferi 'nin sözü,  bu yolda aşk ile gayret edenleri öyle güzel tasvir ediyor ki..

Allah’a yemin ederim ki: niyetim; bu alemden o'na yazdığım kitap sayfalarını götürmek değildir... Asıl kastım ve niyetim odur ki: o'na kazandırdığım kalpleri götüreyim... O’nun katında olanlara karşı istek duymalarını sağladığım kalpleri götüreyim...  (M Neferi )