Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

26 Nisan 2014

O ELLERİ SEVİYORUM, KURAN'I TUTTUĞU İÇİN !



Bir yerde okumuştum, çok beğendim..

O ELLERİ SEVİYORUM ''KURAN'I ''  TUTTUĞU İÇİN..
Peki ya ''Kuranı yaşayan? '' nasıl sevilmez.. Önce Resululllah (as) Efendimiz, sonrasında müminleredir sevgimiz..

Mevlana Hazretleri, huzuruna gelen hafız gence kalkıp yer veriyor..
Şaşırıyor etrafındakiler.. hem küçük hem de Mevlana'nın durumundan ötürü diye..

…Siz sokakta üzerinde Allah yazılı bir kâğıdı görünce hemen hürmetle eğilip alıyor, üzerindeki tek kelimenin hatırı için onu yüksek bir yere koyarak saygı gösteriyorsunuz.
Ben de kalbine Kur'an'ın tamamı yazılı bir gence hürmet ediyor, hafızasındaki Kur'an'a karşı saygımı ifade ediyorum.. diye cevaplıyor Hak aşığı..

Cenab-ı Allah, dostlarını sevdiriyor.. Onlardaki güzel hasletler sevmemize sebep oluyor.
Çünkü görülen tüm güzellikler Yaradan'ın yansıması..
İşte dostlar, ondandır Kuranı yaşayanlara olan sevgimiz, saygımız.. 



Ve onların kalplerinin arasını (sevgiyle) birleştirdi. Eğer yeryüzündeki şeylerin hepsini infâk etseydin (verseydin), onların kalplerinin arasını birleştiremezdin. Ve lâkin Allah, onların arasını birleştirdi. Muhakkak ki O; Azîz'dir, Hakîm'dir.
 Enfal- 63


Gülümce Yıldız, 26-04-2014


23 Nisan 2014

ANCAK KURAN İLE DÜŞÜNEREK, NEFSİMİZİ YENEBİLİRİZ !



İmtihan dünyasında, hepimiz nefis mücadelesindeyiz.. ve aynı nefsi taşıyoruz.
Öfkeleniyoruz, cimrilik ediyoruz, kin güdüyoruz,  aklımızı beğeniyoruz.. ve daha bir çok haslet.
Hiçbir terbiye, Allah’ın terbiyesinden üstün değildir.. bu yüzden Allah’ın kitabı Kuran ile düşünerek
Her türlü kötü hasletden kurtulabilir, nefsimizi yenebilir,  güzel ahlakımızdan taviz vermeyiz.
Bakınız Allah buyuruyor:

21 Nisan 2014

Yaradılanı sevmek !



Yaratılmışı severiz, Yaradan'dan ötürü.. bu söz mahlukata duyulan sevgiyi anlatır, tasavvufda.. bu sevgi, hoşgörüdür..
Allah'ın yarartığına merhametli, hoş görülü oluruz elbette ki.. Lakin, Allah'ın hoşnut olmadığı duruma hoşgörü söz konusu değildir.. o zaman onursuzluk olur..

Ve.. nihayetinde sevgi, çirkinlikleri de her durumda sevmek anlamında değildir..

Allah dostlarının gönlü geniştir, sevgi doludur insanların hidayetini istediği için doğruyu söyler.. günahları meşrulaştırmak yok dinimizde.

Allah dostu bir insan, her şeye sevgiyle yaklaşır diye bir şey söz konusu olamaz.. bu adaletsizlk olur. Bir caniye, bir merhametsize, bencile, edepsize sevgi duyulmaz..
 Ancak, ALlah rızasında güzellik vardır ..


Günahları, haramları güzel görmek.. diye bir şey söz konusu değil..
Edep çizgisi aşıldığı yerde sevgi olmaz.. 

Kimse Hak aşığının sözünü, Allah dostlarını saf yerine koyarak addetmesin..

Sözün özü, dinin esasları belli.. Hoşgörü adı altında.. , kurallardan taviz vermek, müsamaha yoktur..

Gülümce Yıldız, 21-04-2014

Kur'anı Kerim'i Okumanın Adabı !

Kur'an-ı Kerim'i Okumanın Adabı



Kur’an-ı Kerim, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın (c.c) kullarına en büyük bir armağanıdır.
Kur’an, insanları doğru yola ulaştıran, hak ile batılı birbirinden ayıran (Bakara, 2/205); müminler için rahmet ve şifa olan (İsra Suresi, 17/82) ; müminlerin öğüt ve nasihat almaları için indirilmiş bulunan (Kamer Suresi, 54/17); takva sahipleri için bir rehber (Bakara Suresi, 2/2); Rabbimizden bir öğüt, içimizdeki dertlere bir şifa, bize doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmettir. (Yunus Suresi, 10/57)
Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Kur’an’ın üslubuyla konuşan, doğruyu konuşmuş olur. O’nunla amel eden, mutlaka mükâfat görür. Kim onunla hüküm verirse, adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur.” (Tirmizî, Fedailü'l-Kur’ân, 14)
“Böylesine değerli, şerefli ve hikmetli bir Kitap’tan istifade etmenin ilk yolu onu okumaktır.”
Kur’an okumanın fazileti ve sevabı hakkında vârid olan bir çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif, onu tilavet etmeyi teşvik ederek, dünya ve ahirette insana kazandırdıkları üzerinde durmuştur.
Bu konudaki ayetlerden bazıları şu şekildedir:

13 Nisan 2014

Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin yaşamından !



Anadolu'da yetişen büyük velîlerden. 1541 (H.948) yılında Şereflikoçhisar'da doğdu. Bursa'da Muhammed Üftâde hazretlerinden feyz aldı. 1598 (H.1007) de Üsküdar'da câmi ve dergâh yaptırdı. 1628 (H.1038)'de vefât etti. Kabri, İstanbul Üsküdar'da kendi dergâhı yanındaki türbesindedir.
Mahmûd Hüdâyî, Fadlullah bin Mahmûd'un oğludur. Çocukluğu Sivrihisar'da geçti. Burada ilk tahsîline başladı. İlmini ilerletmek için İstanbul'a gitti. Küçük Ayasofya Medresesinde tahsîline devâm etti. Çok zekî olup bir defâ okuduğunu zihninde tutar, tekrar kitaba bakmaya lüzum hissetmezdi. Hocalarından Nazırzâde Ramazan Efendi, ona husûsî bir ihtimâm gösterdi. Mahmûd Hüdâyî genç yaşta; tefsîr, hadîs, fıkıh ve zamânın fen ilimlerinde büyük bir âlim oldu. Hocası Nâzırzâde onu yanına yardımcı olarak aldı. 
Mahmûd Hüdâyî, bir taraftan hocası Ramazan Efendiye yardım ederken, diğer yandan da Halvetî yolunun şeyhlerinden Muslihuddîn Efendinin sohbetlerine katılarak tasavvuf yolunda ilerlemeye çalıştı. Bu arada hocası Nâzırzâde'nin, Edirne'de bulunan Sultan Selim Medresesine tâyini çıktı. Mahmûd Hüdâyî, yirmi sekiz yaşında iken hocası ile Edirne'ye gitti. Ramazan Efendi, kısa bir süre Edirne'de müderrislik yaptıktan sonra, Şam ve Mısır'a kâdı tâyin edildi. Talebesi Mahmûd Hüdâyî'yi oraya da götürdü. Mahmûd Hüdâyî Mısır'da Halvetî şeyhlerinden Kerîmüddîn hazretlerinden ders alarak, tasavvuf yolunda yetişmeye çalıştı.

11 Nisan 2014

Kimsenin kaderini beğenmeme lüksü yok !




Okuduğum bir mesaj üzerine kaleme alıyorum bu yazımı

Hayattan usandımmmm
Ve, beni ... canımdan usandıranlar utansın..  böyle diyordu diyordu bir ses.

Cenab-ı Allah
“Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık. ( Kamer Suresi- 49) buyururken biz kimiz ki yaşamımıza isyan ediyoruz?

7 Nisan 2014

Peygamber Efendimiz (sav)'in Vefatı


Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve Ala Ali seyyidina Muhammed

Peygamberimizin Son Namaz Kıldırışı

Hz. Ebû Bekir, Müslümanlara öğle namazını kıldırıyordu.Bu sırada Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm) bedeninde bir hafiflik hissetti. Hz. Abbas ile Hz. Ali'nin yardımıyla yavaş yavaş Mescid-i Şerife çıktı. Hz. Ebû Bekir, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz gelmekte olduğunu anlayınca, geri çekilmek istedi. Efendimiz (asm), yerinde durması için işaret etti. Sonra Hz. Ebû Bekir'in yanına oturtulmasını emir buyurdu. Hz. Ebû Bekir'in sol tarafına götürüp oturttular. Hz. Ebû Bekir ayakta, oturmuş olan Efendimize (asm) tabi oldu.7 Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (asm) Mescid-i Şerifte Müslümanlara kıldırdığı son namaz budur.

Hz. Cebrâil'in, Hatırını Sormak İçin Gelişi

4 Nisan 2014

Râbia-tül Adeviyye 'nin mükemmel duası !





Râbia-tül Adeviyye sıkıntılı bir hayat sürmüş, Allah'ın rızasına mazhar olmuş hanım evliya.. Yaşamda, Hak'dan başka kimseye boyun eğmediği için dik duruşu ile  ''Dişi aslan '' adını alır.

3 Nisan 2014

İyi İnsan Olalım!



Merhametlilerin en merhametlisi Yüce Rabbimiz
Kim bir iyilikle gelirse, kendisine bunun on katı vardır.. buyuruyor..
Kardeşine güler yüz göstermen, sadaka
Dua edersen, melekler aynısı senin için de olsun diyor..
Bakar mısınız iyiliğin güzelliğine..

Mürşide Saygısızlık



MÜRŞİD: Rehber, kılavuz ve yol gösteren demektir. Mürşid-i kamil sırat-ı müstakimi gösteren, dalaletten hidayete sevkeden kişidir. Allah'a yönelmeye vesile kılınan.

MÜRŞİDE (Hocasına ) SAYGISIZLIK !

Mürşide bağlandıktan sonra, hocasını hafife almak, kayıtsız olmak ve onda kusur görmek gibi davranışlarda bulunanlar çıkabilir.

1 Nisan 2014

Binde ''bir '' olmaya var mıyız?

Sevgili Peygamberimizin hadisi ile başlamak istiyorum yazıma..


"Kıyamet günü Aziz ve Celil olan Allah: "Ey Adem!" diye seslenir.
Adem:"Ey Rabbim buyur, emrindeyim, bütün hayırlar senin elindedir!" der. Şöyle bir nidada bulunulur:

DİNİMİZDE KISAS..



Dinimizde Müslümanın Müslüman hakaret etmesi, canını acıtması, küfür etmesi , kastetmesi helal değildir.
İsman dini, toplumsal huzurun sağlanması açından kısasa izin verir..
Çünkü cevap verilmeyen kötü sözler,  hakaretler, onaylanmış görünür ki.. bu devamını sağlar.
Kısas adaleti yerine getirmekdir.. bir tarafın sürekli sessiz olması, dinen de aklen de mümkün değildir.