Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

27 Aralık 2013

NAMAZ KILIN, SAKIN ŞEYTANIN SİZİ ALDATMASINA İZİN VERMEYİN..

NAMAZ KILIN, SAKIN ŞEYTANIN SİZİ ALDATMASINA İZİN VERMEYİN.. 

Namaz kılmak istiyorum, namaz kılamıyorum  diyen kardeşlerim için,



Şeytan türlü bahanelerle yanınıza gelir..çünkü and içmiştir..

11-Andolsun sizi yarattık, sonra size şekil verdik, sonra da meleklere, Âdem'e secde edin! diye emrettik. İblis'in dışındakiler secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.

12. Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis):

24 Aralık 2013

100 SALAVAT OKUMAYA DAVET.. (Dileyen daha çok okusun..)

100 SALAVAT OKUMAYA DAVET! Dileyen daha fazla okusun..

Übey İbni Kâ’b radıyallahu şöyle dedi:
Gecenin üçte biri geçince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem uyanıp kalktı ve şöyle buyurdu:
“İnsanlar! Allah’ı zikredin! Yeri yerinden oynatan birinci sûr üflenecek. Arkasından ikincisi gelecek. Ölüm bütün şiddetiyle gelip çatacak. Ölüm bütün şiddetiyle gelip çatacak.”
Übey diyor ki, Hz. Peygamber’e:


- Yâ Resûlallah! Ben sana çok salavât-i şerîfe getiriyorum. Acaba bunu ne kadar yapmam gerekir? diye sordum.

21 Aralık 2013

ALLAH'IN ZİKREDİLDİĞİ TOPLULUKTA BULUNMAK, ALLAH DOSTLARI İLE BİRLİKTE OLMAK BU KADAR ÖNEMLİ..



Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak  cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:
“Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):
“Benden ne istiyorlar?”
- Cennetini istiyorlar.

20 Aralık 2013

78- NEBE SURESİ MEAL (Kıyamet haberlerini ihtiva ettiği için bu ad verilmiştir.)

Meâric'den sonra inmiştir; ilk Mekkî sûrelerden olup 40 (kırk) âyettir. "Nebe' " haber demektir. 


1. Birbirlerine neyi soruyorlar?
2. O büyük haberden mi?
3. (İnanıp inanmamakta) ayrılığa düşmektedirler.
4. Hayır! Anlayacaklar!
5. Yine hayır! Onlar anlayacaklar!
6. Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?
7. Dağları da birer kazık .
8. Sizi çifter çifter yarattık.
9. Uykunuzu bir dinlenme kıldık.
10. Geceyi bir örtü yaptık.
11. Gündüzü de çalışıp kazanma zamanı kıldık.
12. Üstünüzde yedi kat sağlam göğü bina ettik.
13. (Orada) alev alev yanan bir kandil yarattık.
14. Sıkışan bulutlardan şarıl şarıl akan sular indirdik.
15. Size tohumlar, bitkiler,yetiştirmek için
16. Ve ağaçları(birbirine) sarmaş dolaş bahçeler.
17. Şüphesiz hüküm günü vakit olarak belirlenmiştir.
18. Sûr'a üflendiği gün, bölük bölük Allah'a gelirsiniz.
19. Gökyüzü açılır ve orada pek çok kapılar oluşur;
20. Dağlar yürütülür, serap haline gelir.
21. Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.
22. Azgınların barınacağı yerdir (cehennem).
23. (Azgınlar) orada çağlar boyu kalacaklar ,
24. Orada bir serinlik ya da (susuzluk gideren) bir içecek tatmazlar,
25. Kaynar su ve irin (tadarlar).
26. Ancak (dünyada yaptıklarına) uygun karşılık olarak.
27. Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.
28. Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
29. Biz ise her şeyi bir kitapta sayıp yazmışızdır.
30. Tadın! Bundan sonra yalnızca azabınızı arttıracağız.
31. Şüphesiz takvâ sahipleri için de başarı ödülü vardır.
32. Bahçeler,bağlar,
33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
34. Ve içki dolu kâse(ler) .
35. Onlar orada ne boş bir lâkırdı ne de yalan işitirler.
36. Bunlar Rabbinin yeterli bir bağışı, mükâfatıdır.
37. O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, rahmândır. O gün insanlar O'na karşı konuşmaya yetkili değillerdir.
38. Ruh (Cebrail) ve melekler saf saf olup durduğu gün, Rahmân'ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar; konuşan da doğruyu söyler.
39. İşte o, kesin olarak gelecek gündür. O halde dileyen Rabbine varan bir yol tutsun.
40. Biz, yakın bir azap ile sizi uyardık. O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: "Keşke toprak olsaydım!" diyecektir.


Kabe ilk ne zaman yapıldı?

Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz.Adem ile Havva cennetten çıkarıldıkları vakit yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, beraberce batıya doğru yürürler.Kabenin bulunduğu yere gelirler. Bu esnada Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler. İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz.Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacerül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır.
Hz.İbrahim Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe’nin yerini kazar. Hz.Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder. Ayette “Beytullah’ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.”

“Bir zamanlar İbrahim, İsmail ile beraber Beytullah’ın temellerini yükseltiyor. (şöyle diyorlardı) Ey Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur: Şüphesiz sen işitensin, bilensin”. (Bakara Suresi – Ayet: 127)

Birçok kaynağın bildirdiğine göre, Kabe’nin bu günkü duruma gelişi, Hz. İbrahim’in zama­nına değin uzanır. İslam metinlerinde Allah’ın Hz. İbrahim’i Kabe’yi inşa etmekle görevlendirerek Mekke’ye gönderdiği yazılı­dır. Bununla birlikte, Kabe’nin Hz. İbrahim’ den çok çok daha eski dönemlere uzanan bir geçmişi olduğu da söyleniyor. Çünkü Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa etmek için Mekke’ye geldiği sırada, “Kabe’nin yerini aradığından” söz ediliyor. İnanışa göre Kabe çok önceleride vardı. Fakat Nuh Tufanı sırasında yıkıla­rak kayboldu. İşte Hz. İbrahim de Kabe’nin özgün yerini bulmak ve onu yeniden inşa etmekle görevlendirilmişti.

İlk tavaf ne zaman oldu?
Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in oğlu Muhammed, babası ile bir adamın arasında geçen ilginç bir konuşmaya tanık olduğundan söz eder. 
“Babam ile beraber Mekke’de Mes­cidi Haram’daydik. Babam Kabe’yi tavaf ediyordu, ben de onun arkasından gidiyordum. Birden babamın yanına bir adam yaklaştı ve şöyle dedi: ‘Ey Resulullah’ın oğlu! Sana bir şey sormak istiyorum’. Babam ise tavaf bitin­ceye kadar adamla konuşmadı. Daha sonra babam tavafını bitirdi ve Kabe’nin oluğunun (mizab) altında durdu. O adam tekrar geldi ve babama şunu sordu: ‘Kabe’yi tavafın başlangı­cını soruyorum. Tavaf ne zaman, nasıl ve niçin yapılmıştır?’ Şam yöresinden geldiğini öğrendi­ğim bu adama babam şunları anlattı:”
 “Yeryüzüne bir halife göndereceğim”
“Şam’lı kardeş, şimdi sana söyleyeceklerimi iyi ezberle ve doğru olarak anlat. Kabe’yi tavafın başlangıcı şöyledir: Allah meleklere, ‘Ben yer­yüzüne bir halife göndereceğim’ dediği zaman melekler ona, ‘Ey bizim Rabbimiz! Halife, yer­yüzünü fesada uğratacak, orada kanlar akıta­cak, düşmanlıkta bulanacak, suç ve cinayet işleyecek kimselerden, yani bizden başkasın­dan mı tayin olunacak? Rabbimiz, o halifeyi bizim aramızdan seç’ şeklinde ısrar ettiler. Allah ise şöyle dedi: ‘Ben şüphesiz sizin bilme­diklerinizi de bilirim.’ “
Gökteki beyt
“Melekler bunun üzerine Rab’larına karşı yap­tıkları bu itirazdan ötürü, O’nun gazabını anlayarak Arş’a sığındılar. Başlarını yukarıya kaldırarak Allah’a yalvarmaya başladılar. Bu şekilde hiç durmadan saatlerce arşı tavaf etti­ler. Bu hareketlerinden ötürü Allah meleklere acıdı. Bundan sonra da Allah arşın altında dört direkli bir ‘Beyt’ (ev) koydu. Bu Beyt’in direkle­rini kırmızı yakuttan süsledi ve ona Beyt’üd Darrah adını verdi. Sonra da meleklere şöyle dedi: “Arşı tavaf etmeyi bırakın da bu Beyt’i dolaşın.’ Bunun üzerine melekler bu gökteki Beyt’in çev­resinde tavafa başladılar. (Bazı araştırmacılar Darrah’ın, gökte tam Kabe’nin hizasında bulunduğunu ve buna da Beyt’ül-Mamur denildiğini öne sürüyorlar).
Melekler Kabe’nin temelini kazıyorlar
Yine bir diğer İslam inancına göre, Âdem, cennetten yeryüzüne indirildiğinde, Allah onu teselli etmek için melekler aracılığıyla yeryüzüne bir beyt indirmişti. Melekler yeryü­züne inip Kabe için yedinci kata kadar varan bir temel kazdılar. Temele ancak otuz kişinin kaldırabileceği büyüklükte taşlar yerleştirdi­ler. Âdem de bu sağlam temelin üzerine cen­netten indirilen beyti yerleştirdi. Ve onun çevresinde ilk tavaf eden kişi oldu.
Tufan’da kayboldu
Nuh Tufanı’nda ise Kabe’nin yeri kayboldu. Tufan’dan, Hz. İbrahim’in zamanına kadar yeri de belirsiz kaldı. Sadece Kabe’nin bulun­duğu alan biliniyordu. Bu yer de kırmızı top­raklı ve sel sularının ulaşamayacağı kadar tümsek bir tepe durumundaydı. Yeri kesin olarak belli olmamakla birlikte, insanlar tara­fından Kabe’nin yerinin bu bölgede olduğu biliniyordu ve tıpkı bugün olduğu gibi o zaman da yeryüzünün çeşitli yerlerinden insanlar Kabe’nin bulunduğu bölgeye gelip dua ederlerdi, ibadet ederlerdi.
Esrarengiz bulut
Bu durum Hz. İbrahim’in Allah tarafından Kabe’nin yeniden inşa edilmesiyle görevlen­dirildiği zamana kadar sürdü. Bu konuya iliş­kin kaynaklardaki bilgilere göre Kabe’nin Hz. İbrahim tarafından inşasında birtakım esrarengiz olaylar oldu. Sözgelimi Hz. İbra­him, Kabe’yi inşa etmek için Mekke’ye geldi­ğinde, yanında bir melek ve ‘Sekine’ adı verilen bir “şey” vardı. Sekine’nin ne olduğu konusunda çelişkili ve farklı bilgiler öne sürü­lüyor. Kimilerine göre, Sekine iki kanadı ve kedi başı gibi bir başı olan ve çok hızlı uçan bir “kuş” idi. Kimilerine göre ise Sekine’nin insan yüzüne benzeyen bir yüzü vardı ve bir tür inilti sesi çıkarırdı. Daha başkaları ise Sekine’nin hoş bir rüzgâr olduğunu öne sürüyorlar.
 
Müslüman hacıların Kabe’ de tavaf ettikleri sırada çekilen bir gece fotoğrafı, islami inanışa göre ilk tavaf Âdem Peygamberden önce melekler tarafından yapıldı. Meleklerin gökte tavaf ettikleri yer, tam bugünkü Kabe’nin bulunduğu yerin üstündeydi
Bulut yere iniyor
Hz. İbrahim, bugünkü Kabe’nin bulunduğu yere gelince Sekine, ona, “Burada dur!” dedi. Kabe’nin yeri bu şekilde belirlendikten sonra Sekine, içinde baş şekli bulunan bir bulut biçi­minde yere indi. Bulut ona Kabe’nin inşa edi­leceği yer üzerinde görünerek şöyle dedi: “Ey İbrahim! Rabbin sana bu bulutun altında ve onun ölçüsünde bir temel kazmanı emrediyor.” Hz. İbrahim de bulutun gösterdiği ölçülerde yeri kazmaya başladı. Oğlu Hz. İsmail de ona yardım ediyordu. Bir süre sonra Kabe’nin Adem tarafından inşa edildiği zamanki ilk temeline ulaştılar. Bundan sonra meleklerin de yardımıyla Kabe inşa edilmeye başlandı. Kabe’nin inşasında kullanılan taşların, Sina, Lübnan, Hira, Zeytinlik ve Cudi dağlarından getirildiği söyleniyor.
Kabe’nin kapısının üzerindeki siyah örtü hac mevsiminde kaldırılır. Kapıya el sürmek hacıların yerine getirmesi gereken bir davranış olarak kabul ediliyor
Levite olan taş
Kabe’nin yüksekliği yerden bir adam boyu olunca bulut birden kayboldu. Bundan sonra Kabe’nin duvarları inşa edilmeye başlandı. Hz. İsmail taş taşıyor, yaşlı babası Hz. İbra­him de duvar örüyordu. Fakat binanın duvar­ları yükselip de insan boyunu aşınca Hz. İsmail özel bir taş getirdi. Bu taş denildiğine göre yere temas etmiyordu ve Hz. İbrahim’in ihtiyacına göre alçalıp, yükseliyordu. Kabe’ nin duvarı Hacer-ül Esved taşının bulunduğu yere gelince Hz. İbrahim oğluna şöyle dedi: “Bana öyle bir taş getir ki, onu bu köşeye koyayım.” Bunun üzerine Hz. İsmail, babası­nın istediği taşı bulmak için çevrede dağlara çıktı. O sırada kırşısına Cebrail çıktı ve ona Hacer-ül Esved taşını verdi. Taş böylece bugünkü yerine yerleştirildi.
İnsanlar kirletmeseydi, şifa verecekti
Hz. Muhammed’in ise Hacer-ül Esved ile ilgili olarak şöyle dediği söyleniyor: “Bu taş eğer cahiliye devrinin pislikleri ve kirleri ile kirletil­miş olmasaydı onunla her türlü hastalık, veba ve musibetten kurtulmak için Allah’tan şifa istenirdi. Allah elbette bir gün onu ilk yarattığı şekle döndürecektir. O, cennet yakutlarından beyaz bir yakut idi, fakat, Allah onu, kötülerin günahlarından ötürü değiştirip, ziynetini zalim ve günahkârlardan gizledi. Çünkü onlar, cen­netten çıkma bir şey bakmaya layık değillerdir.”

Cennetten getirildiğine inanılan Hacer-ül Esved taşı, Hz. Muhammed’e göre bu kara taş önceleri bembeyazdı, insanların günahları onu kararttı.
“Hacer-ül Esved cennete dönecektir”
Hz. Muhammed’in Hacer-ül Esved ile ilgili diğer sözleri de şöyle: “Hacer-ül Esved cennet taşlarından bir taştır. Eğer ona kirli eller dokunmasaydı, şimdi aynen indiği şekilde kala­caktı… Hacer-ül Esved Allah’ın yeryüzündeki sağ elidir. Allah onun vasıtasıyla kulları ile tokalaşır… Cebrail, Hacer-ül Esved’i cennetten getirdi ve onu gördüğünüz yere yerleştirdi. O sizin desteğinizdir. O durdukça siz iyilik üze­rinde kalırsınız. Ona gücünüz yettiği kadar yapışın. Çünkü şüphe yoktur ki, Cebrail bir gün gelip onu getirdiği yere götürecektir… Hacer-ül Esved cennet yakutlarından bir yakuttur. Dönüp gideceği yer de yine cennettir.”
İbni Abbas ise şöyle diyor: “Yeryüzünde cennete ait sadece iki varlık vardır. Bunlardan biri Hacer-ül Esved, diğeri ise Makamı ibrahim’dir. Eğer bunlara müşriklerin elleri dokunmamış olsaydı, onlara dokunan kimse­lere Allah şifa verecektir.”



Duamız: Rabbim, hacca gitmek istiyorum.. Ümre'ye gitmek istiyorum diyen her kuluna kutsal toprakları ziyaret etmeyi nasip etsin.. benimle birlikte inşaAllah. Gülümce

Araştırma: Kaynak, alıntı: 

16 Aralık 2013

Ne olursan ol yine gel / Mevlana

Ne olursan ol yine gel / Mevlana

Ne olursan ol yine gel / Mevlana
Kapımız herkese açık ‘’Ne olursan ol yine gel ‘’diyor.. böylesi bir ulviyete sahip dinimiz..

Bakar mısınız manadaki derinliğe...
Gelmezsen gelme demiyor, ister gel ister gelme  demiyor.. Günahı çok olan gelmesin demiyor..
Kapımız herkese açık  ‘’Ne olursan ol yine gel ‘’diyor..  böylesi bir ulviyete sahip dinimiz..
Alman papaz bu sözden etkilenip Hak dini seçiyor..
Başlarken….
Tıp Fakültesi öğrencisi olan genç, kendisi gibi Türk olan arkadaşı ile birlikte yaz tatilini geçirmek için Almanya’ya gidiyor ve orada bir kiliseyi ziyaret etmek istiyor.
Lakin kilisenin papazı elindeki sopayla birkaç kez de vurarak  “Siz Müslümanların ne işi var bizim mabedimizde! Diye hakaretlerle kovuyor.. İstanbul’da Üniversite okuyan genç, papazın bu tavrına hem çok şaşırıyor hem de çok sinirleniyor. Çünkü İstanbul’da her camide her dinden ve ırktan insan sürekli dolaşmakta ve hiç kimse onlara tepki göstermemektedir.
Yaz tatili sonrası İstanbul’a dönen genç üniversite öğrencisi, Sultanahmet camisinde namaz kıldıktan sonra, orada Turist olarak dolanan birkaç Alman ile birlikte fotoğraf çektirmiş.. Çektirdiği fotoğrafın arkasına, Mevlana’nın meşhur, “Ne olursan ol yine gel!” sözünü Almanca olarak yazmış. Alman turistlerle Sultanahmet camisinde çektirdiği resmi bir zarfa yerleştiren genç Üniversite öğrencisi, zarfı kendilerini kiliseden kovan Papaza göndermiş
 “Siz bizi sopayla ibadethanenizden kovdunuz ama biz ibadethanelerimizi ve yüreğimizi herkese açan bir medeniyetin çocuklarıyız!” mesajını iletmek istemiş papaza.
Üniversiteyi bitirip doktor olarak göreve başladığı yıllarda, Konya ve Mevlana’yı ziyaret etmek için bir geziye katılır. Mevlana’nın türbesi etrafında dolanırken, kapıda oturan bir adam dikkatini çeker. Nerden tanıdığını hatırlamak için uzun uzun yüzüne baktığı adamın, Almanya’da kendilerini kiliseden kovan Papaz olduğunu anlayınca iyice şaşırır. “Hiçbir hoşgörüsü olmayan bu papazın Mevlana türbesinden ne işi var?” diye düşünür.
Papazın yanına gidip selam vermiş. Biraz Almanca konuştuktan sonra papazın Müslüman olduğunu öğrenmiş. Bu seferde neden papazken İslam’ı seçtiğini sormuş. “Yıllar önce Kiliseden kovduğum bir Türk bana Mevlana’nın bir sözünü göndermişti. O sözden o kadar etkilendim ki, bu sözü söyleyen insanın dinini merak ettim. Mevlana ile karşılaşınca önce Mesneviyi okudum. Mevlana’da böylesi bir yürek inşa eden dinin, kitabını da peygamberini de merak etmiştim. Hz. Muhammed’in hayatını ve Kuran okuyunca, yanlış yolda, yanlış dinde, yanlış mabette olduğumu anladım” demiş.
Mevlana’ya ait birçok söz, Mesneviden seçme hikayelerle dolu birçok kitap arşivinde olduğu halde Mesnevi’nin elinde olmadığını fark eden genç de, papazdan etkilenip Mesnevi almış..
Hak aşığı Mevlana’yı daha yakından tanımak, o yürekten beslenmek için nedense mesnevi almak pek aklımıza gelmiyor.. Bir papaz dahi tek cümle ile kendisini sorguluyor.. ben neredeyim? Ne yapıyorum diyerek kendine geliyor.
Sözün özü;
Herşey yüce Yaradan’ın hikmeti.. Bazen ciltler dolusu okunur hayatınıza tek değer katmazken, bazen de tek bir cümle hayatınızın anahtarı olur çıkar.. ve o güne kadar yaşadığınız eksiklik duygusunu
Allah sevgisi ile tamamlayıp tüm zamanı ruhsal huzuru ile geçirebilirsiniz..
Bu yol zorlu sabır sebat istiyor.. her ne kadar aramakla bulunmasa da, bulanlar hep yürekten isteyen, sabredenlerdir..
" Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır " /Bayezid i Bestami
Sevgi ve ışıkla
İlk yayın: 12- 06- 2012

14 Aralık 2013

Ölüm dediğin nedir ki?

Allah sevgisi kalbe hakim oldu mu, gerçekten de Rabbini özlüyor insan..
Kısa bir süre önce namazla birlikte, kalbini Allah'a açan  bir okurumuz şöyle diyordu.. okuyunca evet bunun adı  aşk dedim..


Allah korkusundan ağlayan peygamber Hz Nuh(as)'ın hayatı



Allah korkusundan dâima ağladığı için adına, çok ağlayan, inleyen mânâsına gelen ”Nuh” denilmiştir.İdris Aleyhisselam insanlara peygamber olarak gönderilip onlara doğruyu gösterdikten sonra diri olarak göğe kaldırıldı. Onun göğe kaldırılmasından sonra insanlar doğru yoldan ayrıldılar. Onu çok sevenler ayrılık acısına dayanamadılar. Resmini yapıp seyrettiler. Daha sonra gelenler, bu resimleri tanrı sandılar ve çeşitli heykeller yapıp; putperest, tapmaya başladılar. İnsanlar putlara tapmaya başladıktan sonra, gün geçtikçe aralarında, zulüm, zorbalık, fitne, ahlâksızlık gibi kötülükler artıp yayıldı. Hz. Nuh, böyle bir cemiyet içinde çocukluğundan beri doğru yolda bulunan, Allah-u Teâlâ’ya ibâdet eden sâlih bir kul idi. Sulama işleriyle, çiftçilikle, hayvan yetiştirmekle, marangozluk ve ev inşasında çalışıyordu. Doğru yoldan ayrılmış olan insanların kötülüklerinden de tamâmen uzak duruyordu. Elli yaşında iken, Allah-u Teâlâ, onu insanlara peygamber olarak gönderdi.

13 Aralık 2013

Kuranı yaşamak istiyorsak, okuyalım..



Hani hep söylüyoruz, Kuranı , dini yaşayalım.. tek anımız Allah'ın rızasını gözetmeden geçmesin diye.. ama ne yazık ki çoğu zaman nefsimize yeniliyoruz. Mesela karşımızdaki bir insanın yanlış hareketini gördüğümüzde, ya da başımıza gelen istenmedik durumda: ya ön yargıyla yaklaşıyoruz,

11 Aralık 2013

Kuran okunan yere melekler gelir mi?

Kur’an-ı Kerimin okunduğu yere melekler gelir.
Gece melekleri ile gündüz melekleri sabah ve ikindi namazlarında bir araya gelirler. Allah bu meleklere "kullarım ne yapıyorlar?" diye sorar. Melekler; "Onlara vardığımızda namaz kılıyorlardı, ayrıldığımızda da namaz kılıyorlardı" derler (Buhârî, Ezân, 31, Mevâkit, 16, Nesâî, Salât, 21). 
Bildiğini üzere namaz kılarken, Kuran okunmaktadır.

6 Aralık 2013

BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM? NİYE BEN?


Hayat her zaman istediğimiz gibi olmuyor.. Bazen öyle ağır yükler taşımak zorunda kalıyor ki insan.. işte o noktada: Allah'ın bize gücümüzün üstünde hiçbir şey yüklemeyeceğini bilip.. her şeye hayırla bakarsak o yük de yük olmaktan çıkıyor..
Allah o Allah ki, bir annenin merhametinden çok daha fazla merhamete sahip.. merhametlilerin en merhametlisi.. Hiçbir şey sebepsiz değil, o yükü taşıyorsak: mutlaka mükafatını da alacağızdır..
Allah hiç kimseye kaldırabileceğinin üstünde bir yük yüklemez. Her canın kazandığı iyilik kendi yararına, işlediği fenalıklar da kendi zararınadır. 'Ey Rabbimiz! Eğer unutur veya yanılırsak bundan dolayı bizi sorguya çekme! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilerin üzerine yüklemiş olduğun gibi bizim üzerimize de ağır bir yük yükleme! Ey Rabbimiz! Bizi güç yetiremiyeceğimiz bir şeyle yükümlü tutma! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize rahmet et! Sen bizim mevlamızsın (yar ve yardımcımızsın) kâfirler topluluğuna karşı bize yardımcı ol!' Bakara- 286
o yüzden her ne yaşarsak yaşalım, '' niye ben? '' demiyoruz..
Çok güzel bir hikaye ile sizleri başbaşa bırakmak istiyorum;


Brenda yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir kadındı. Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karsılarına. Tüm korkularına rağmen, Brenda azimliydi. Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu…
Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Brenda’nın gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu. Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Brenda artık bulanık görüyordu.
Ümitsizlik içinde Brenda, lensini bulması için Allah’a dua edebilirdi yalnızca… Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı. “Allah’ım! Sen bu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et.”
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri “Aranızda lens kaybeden var mı?” diye bağırdı.
Brenda’nın sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens kızların dikkatini çekmişti. Eve döndüklerinde Brenda lensini nasıl bulduklarını babasına anlattı. Bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazdı:
“Allah’ım! Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım…”
Sözün Özü: “BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM” demeyin… Allah yaşatır biz de şükrederiz. O neyi yaşatıyorsa bizim için en hayırlısı odur.

Sevgi ve ışıkla.. 
Gülümce


4 Aralık 2013

Canım Efendim

Rabbim sevdi en çok seni. Yazdı ismini isminin yanına. 
Onu seven beni de sever dedi. 
Rabbim şahit ol!! Bu aşka; aşkların en güzeline şahit ol.
 Binler salat ve selam olsun.

3 Aralık 2013

İş yerinde namaz kılmama izin vermiyorlar..

MÜMİN KULLUĞUNDAN TAVİZ VERMEZ..!

Allah benim halimi biliyor ben de çok istiyorum çalışırken namaz kılmayı ama  İş yerinde izin vermiyorlar..

Peki önemli olan kimin rızası?
İş verenin rızası mı? ALLAH'ın rızası mı?
Şimdi sen de diyeceksin ki.. ''çalışmak zorundayım ''
Ben de bir soru sorayım o halde:
Rızkı veren kim?
 
Allah buyuruyor: 
♥ '' Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.'' ♥ Zariyat-58
Mümin işsiziliğe dayanır, açlığa dayanır, ama Allah'dan uzak kalmaya dayanamaz.. Mümin için önce ''ALLAH '' rızası.

Senin inancına saygı göstermeyen insandan hayır gelmez.. yarın ALLAH'ın huzurunda ''işverenim izin vermiyordu '' demek seni kurtarmaz..

2 Aralık 2013

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz !

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
Şimdi size bir soru sorsam ve desem ki; bir insanda olmasını istemediğiniz özellikler nelerdir?
Ben de dahil bir çoğumuz bu soruya;samimiyetsizlik, iki yüzlülük, yalancılık, kendini bilmezlik, büyük gönüllülük, kıskançlık, bilmişlik, bencillik, tutarsız davranışlar …. diye başlayan, kötü özellikleri bir seferde sıralayıveririz..
Hatta bunları sıralamakla yetinmeyip, benim hayat felsefem hep; dürüstlük, incitmemek, saygılı olmak…. diye başlayan cümlelerle de devam ederiz.
Her insan kendini çok beğenir, beğenmezse çatlarmış zaten:) öyle derler büyüklerimiz.
Ancak izninizle bir son soru daha sormak isterim size;

Namaza Nasıl Başladım (Bloğumuzun okurundan )


Almanya’dan bir okurumuz şöyle sesleniyordu!

‘’Allah seni cennetine kabul eder insallah. Bende namaz kilmak istiyorum. Dualari ezberledim namazi da fakat sureler konusunda kafam karisiyor hangi sureleri okumam lazim hepsini mi yoksa belli sureler varmi varsa hangileri.lutfen bana yardimci ol cvp sabirla bekliyorum ‘’

Bu kardeşimiz verdiğimiz cevapdan kısa bir süre sonra Rabbimizin izni ile namaza başladı..
Sonrasını bize yolladığı yorum mesajlardan  okuyalım..

Sana ayna olacak insani bul. Namaz kilmak istiyorum ama kilamiyorum diyordum.bir gun karar verdim baslicam dedim ama dualr sureler cok karisik nasil ezberlicem diye kendimi parcaliyordum olmuyodu biraktim pesini bir sure ole devam ettim hayatima. Ama icimdeki ses beni hep yedi bitirdi hadi hadi hadi.diger ses surekli uff bos ver ne namazi ya diyodu ama hic duymak istemiyordum o sesi duymadinda.birgun intr girdim namaz kilmak istiyorum

1 Aralık 2013

Yalan Dünya !

Yalan dünya!

Yalan dünya!
Hayat, hiç ummadığımız anda bir gün bitebilir .. 
Hiç birimiz, nerde nasıl öleceğimizi bilmiyoruz.. 
O an geldiğinde ne bir an öne alabilir, ne de bir an erteleyebiliriz.. 
Gün gelecek hepimiz bir başımıza Yaradan’ın karşısına yapayalnız çıkıp, el pençe duracağız.  
Ve o gün geldiğinde bütün gizli haller ortaya çıkacak.

30 Kasım 2013

ALLAH AŞKI BUYDU İŞTE..

ALLAH aşkı buydu işte 

Cenab-ı Allah çok büyük.. o yüceler yücesi yürekten isteyene kapısını açıyor..
Ve..Allah'a yönelen kul, samimi tevbe ile bir tek O'nun rızasına uygun olarak yaşamını idam ettirip, dünyadan geçiyor.

İnsan Hakikat sırrına eriştiği zaman, ölmeden önce ölerek dünyevi her şeyden elini çeker.. O güne kadar yaşamadığı muhteşem güzelliklere sahip olur.
Allah sevgisi kelimelerle anlatılmıyor tabii ki.. ancak bir kardeşimden gelen bildiri, ALLAH aşkının nasıl yaşandığını gösteriyordu..

28 Kasım 2013

Sonsuz hayatı kazanan olalım

Sonsuz hayatı kazanan olalım..

Sonsuz hayatı kazanan olalım..

Dünya, insanın sonsuz ahret yurduna ulaşmak için denendiği yer.. Hepimiz yeryüzünde bulunduğumuz süre içerisinde ahrete yönelik bir sınav yaşamaktayız. Yaşam dediğimiz şey, Allah’ın bizleri sınamak için yarattığı geçici süreden ibaret.. 
Kimimiz bu gerçeği bilip, dünya hayatına çok fazla değer vermezken, kimimiz de sanki hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya hayatının geçiciliğine aldanıp gidiyoruz... 
Hepimizin bildiği gerçek; vakti zamanı gelince ahrette bir başımıza, Yaradan'ın önüne çıkıp hesap verecek olmamız.. 
O gün geldiğinde kim amel bakımından üstün gelirse cennete gidecek..
Kim de amel bakımından zayıf olursa, cehenneme gidecek.
Bu dünyada ne yaptıysak hepsinin karşılığını göreceğiz. Sanıyorum bu konuda herkes benimle hemfikir. 
(…. Kim geri dönerse, onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. (Bakara Suresi, 275)
Bilmiyorlar mı, kim Allah’a ve elçisine karşı koymaya çalışırsa, gerçekten onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır. İşte en büyük aşağılanma budur. (Tevbe Suresi, 63)
Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vadetti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azab vardır. (Tevbe Suresi, 68)
Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, cehennemde sonsuz bir azab var ve Allah dilemedikçe oradan çıkış yok.

24 Kasım 2013

Gönlümün Gülü Ya Resulullah

Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh!
Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh!
Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh,
Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh!


Beklemez bir başka iltifât Sana erenler,
Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh!
Gönül gözleriyle bir kere seni görenler,
Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh!
Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar,

23 Kasım 2013

İyi insan kimdir?

iyi insan kimdir?


                                                   
İyi insan kimdir? diye bir soru sordum kendime.. Yalan söylemeyen, kalp kırmayan, bencil olmayan, başkalarının hakkını gasp etmeyen.. diye bir çok özellikleri sıraladım.. Ardından bir soru daha sordum kendime;tüm bu özelliklere sahip olan kişi; kendisine yapılan kötülüklere karşı da; aynı karakteri sergileyebiliyor mu dedim..
Etrafıma baktığım zaman; çok iyi insan dediğim kişilerin en ufak bir çıkar çatışmasında; hemen karakter değiştirdiğine, haksızlıklar karşısında hak aramaya başladığına şahit oluyorum..
Öyleyse dedim; iyi insan sadece olaylar kendi çıkarları doğrultusunda geliştiği zaman güzel ahlaklı tavır içinde olan değildir.
O halde iyi insan kimdi?

22 Kasım 2013

Ney - Uyan

Sultan III. Murat Han bir sabah namazını kaçırmış.
Üzüntüsünden Uyan Ey Gözlerim Gafletten Uyan Şiir'ini yazmış.



Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan
Azrail’in kastı canadır, inan.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Seherde uyanırlar cümle kuşlar
Dill-u dillerince(1) tesbihe başlar
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Semâvâtın kapuların açarlar.
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar…
Seherde kalkana hülle(2) biçerler.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Bu dünya fanidir sakın aldanma.
Mağrur olup tac-u tahta dayanma.
Yedi iklim(3) benim deyu güvenme.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

Benim, Murad kulun, suçumu affet.
Suçum bağışlayub günahım ref’ et.(4)
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan

21 Kasım 2013

Hayatımızdaki hayatlar...

Hayatımızdaki hayatlar




Günlük yaşamda karşılaştığımız her insanın,hayatımızda yeri var….
Bu insanların bazılarıyla yakın, bazılarıyla da uzaktan ilişkiler kuruyoruz.. Yakın olanlar, bizimle aynı yoldan yürüyen, her daim yanımızda hissettiğimiz, önem verdiğimiz insanlar…
Fakat bazen öyle bir şey olur ki; Çok önem verdiğimiz bir kişinin, hiç de verdiğimiz değeri hak etmediğini fark edebiliriz. Diğer taraftan da, hayatımıza nasıl girdiğini fark edemediğimiz bir insan, sadece bir anlığına yaşamımıza girer. Tek bir cümle kullanır, o öyle bir cümle olur ki.. Hayatımızı en can alıcı noktadan vuran, belki de duymaya ihtiyacımız olan o tek cümle, hayatımızın anahtarı olur çıkar…

20 Kasım 2013

ALLAH BİR KULUNU SEVERSE





Rabbim razı olsun.. 





Resulullah(as)'ın Hz. Ali ile Kızı Hz. Fatıma'ya Namazdan Sonra ve Yatmadan Önce Okumaları İçin Bir Zikir Öğretmeleri !




Hz. Fatıma bir gün Hz. Peygamber'e giderek işinin çokluğundan şikayetle "Ey Allah'ın Rasûlü! Ellerim değirmen çevirmekten yara içerisinde kaldı. Her gün bir defa un öğütüyor ve bir defa da hamur yoğuruyorum"dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular: "Eğer Allah Teâlâ sana birşey vermek istersem o şey seni mutlaka bulacaktır. Fakat ben sana birşey vermek istersem o şey seni mutlaka bulacaktır. Fakat ben sana bundan daha hayırlısını haber vereceğim:








Yatacağına girdiğinde otuz üçer kere Sübhanallah ve Allahu ekber, otuz dört kere de Elhamdülillah demen senin için hizmetçiden daha hayırlıdır. Sonra sabah ve aksam namazlarının arkasından şu kelimeleri on defa söyle: "La ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh. Lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît, biyedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr (Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir. O'nun ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O diriltir ve öldürür. Hayır O'nun elindedir ve O'nun herşeye gücü yeter)". Bu kelimelerin her birisi için sana on hasene yazılır ve günahlarından da on tanesi silinir. Bunların her birisi İsmail'in zürriyetinden bir köle azat etmek gibidir. Şirk müstesna o gün işleyeceğin hiç bir günah bu kelimelerin sevabına yetişip onu sildiremez. Sabah söylediğin "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh."kelimeleri akşam onu bir kere daha söyleyinceye kadar seni her türlü kötülükten korur"(1).

___________________


[1] Heysemî X/108 (İmam Ahmed Ümmü Seleme'den).

Sahabe Hayatı, M.Yusuf Kandehlevi

Zikir nedir?

Zikir Allah'ın emri.. en büyük ibadet..
Ancak,  dil Allah en büyük derken, diğer tarafta küfür olursa zikir olur mu?
 Kalp ile dil bir olmalı zikirde.. Mümin oturuken, yürürken ..her an her yerde Allahı zikrediyor.
Kuranın bizden istediği zikir de budur.. Sadece belli sayıda tesbih çekmek değil  diyor Nureddin Hoca..
Allah kendisinden razı olsun.