Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

26 Şubat 2015

Kabir Hayatı, Kabir Azabı !



 Resulullah Efendimiz (as) kabir hayatının varlığı ve nasıl olacağını bize bildiriyor:

"Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçedir veya cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizî, kıyamet, 26).


Dünya hayatı ne kadar uzun görünse de, göz açıp kapatmak kadar kısa.. o zorlu günde pişman olup keşke demek var.. bir de güzel selam ile selamlanmak var..

Kuranda buyruluyor:

Dedi ki: "Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?"

Dediler ki: "Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor." Mümin - 112-113 #ayetler


"Firavun ve adamları sabah-akşam ateşe atılırlar. Kıyametin kopacağı gün de denilir ki; Firavun hanedanını ateşin en şiddetlisine sokun."(Mümin, 40/46)



 Ebü Hüreyre Radıyallahu anh, Hazreti Peygamber’in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şekilde dua ettiğini söylemiştir:

   “Allahümme innî eûzu bike min azâbi’l-kabri ve min azâbi’n-nâri ve min fitneti’l-mahyâ ve’I-memâtü ve min fitneti’l-mesîhi’d-deccâl.”

   (Allahım! Kabir azabından, ateş (cehennem) azabından, hayat ve ölümün fitnelerinden ve Mesih deccâl’in fitnesinden sana sığınırım)

Kabir hayatı var mı, kabir azabı var mı? diyenlere ışık olsun yazımız..

22 Şubat 2015

NEYMİŞİZ, NE OLMUŞUZ... !




Yaşlı kadın, usulca odasından çıktı. Salondan torunu ile gelinin sesleri geliyordu:
"-Oğlum, sofra hazır, çorbanı koydum; haydi gel de soğutmadan ye!.."
Salonun en kuytu yerine geçti, yerde kendine ait köyden getirdiği minderin üzerine oturdu. Çocuk, babaannesini görünce:
"-Babaanneciğim, gel beraber yiyelim!.." dedi.
Yaşlı kadın mânidâr bir şekilde iç çektikten sonra:"-Evin erkeği gelmeden akşam sofrasına oturulmaz. Hele babanız gelsin, beraberce yeriz inşaâllah!" dedi.
Evin gelini:"-Aman anneciğim, eskidenmiş onlar!.. Şimdi acıkan yemek sofrasına oturur, o da gelince yer." dedi.
Yaşlı kadın:"-Kızım, nasıl insanların bir edebi, hayâsı, iffeti varsa, evlerin de iffeti ve edebi vardır."
Torunu dayanamayarak alaycı bir tavırla söze karıştı:"-Yaa babaanne, neymiş bu evlerin iffeti... Anlat bakalım, merak ettim!.." dedi.
Yaşlı kadın söze başladı:
"-Biz küçükken annelerimizden önce babalarımızın karşısında edepli oturmayı öğrenirdik. Evde babamız, annemiz varken ayağımız uzatıp oturmaz, büyüklerimiz konuşurken söz hakkı verilmedikçe söze dâhil olmazdık. Büyüklerimiz odaya girdiğinde hemen toparlanır, kalkıp onlara oturmaları için yer verirdik. Aslâ babamız sofraya oturmadan sofraya el uzatmazdık.
Babamız gelir, «Besmele» çeker, «Haydi buyurun.» derdi. Huzurla hepimiz başlardık yemeğe... Sonunda da sofra duâsını kardeşlerimiz aramızda sıra ile okurduk. Hiç âilece yenen yemek kadar lezzetli yemek olur mu? Bu sofranın edebidir, yavrum!.."
Torunu:"-Bu kadar baskı karşısında depresyona girmez miydiniz babaanneciğim!" dedi.
"-Hayır, yavrum bizim zamanımızda saygı olduğu için sevgi hep bâkî kalırdı. Sevgi var oldukça da hiç depresyona giren olmazdı. Yemekler lezzetli, uykular dinlendiriciydi. Biliyor musun? Ben depresyon kelimesini ilk defa burada duydum, hattâ köyümüzde bir tane akıldan mahrum birisi vardı, «Deli İbram» derlerdi. Vallahi, o bile o kadar mutluydu ki, anlatamam. Akşama kadar sokakta çocuklarla oynar, acıkınca bir kapıyı tıklatır; «Aba acıktım, aba su ver!» derdi. Hangi kapıyı çalsa, boş çevrilmezdi. Berber saçları uzadıkça tıraş eder, hamamcı arada yıkardı. Cumaları esnaf elinden tutar, namaza bile götürürlerdi. Yani hiç kimse onu dışlamazdı..
Şimdi hiçbir şeye saygı kalmadı. Bak evlere bile saygı yok bu şehirde! Herkes akşam olduğu hâlde perdelerini örtmemiş, bütün evlerin içi görünüyor, ama kimse utanmıyor. Biz daha hava kararmaya başlamadan kalın perdelerimizi çeker, ondan sonra evin ışıklarını yakardık. Hattâ perde kapalıyken üzerimizi değiştirmeye edep eder; ışığı söndürür, yere çömelir öyle üzerimizi değiştirirdik. Gölgemizin bile dışarıdan görünebileceğini düşününce yüzümüz kızarırdı."
Bu sırada gelini, oturduğu yerden kalktı, mahcup bir edâ ile salonun perdelerini çekti.
"-«Evin edebi, önce perdesinin çekilip çekilmediğinden belli olur.» derdi büyüklerimiz...Evler, kocaman duvarlarla çevrilmiş avluların içinde olduğu hâlde hiç kimse iç çamaşırlarını ulu orta asmazdı, ev ahâlisinden bile edep ederlerdi. Ben daha küçükken giydiğim şalvarı en ön ipe asmışım, hemen anam gelip; «Kız, baban bugün avluya çıktı, senin şalvarın asılı idi, utancımdan yerin dibine girdim. Bir daha öyle ortaya asma, çamaşırların en arkasındaki ipe as!.. Üstüne uzun bir tülbent ört, sonra mandalla... Altında ne olduğu görünmesin!.. İffetimiz, edebimiz bir giderse, ortada îmanımız kalmaz!..» dedi. Tabiî ben 12 yaşlarındaydım, annem bunları bana söylerken ben yerin dibine girdim. Şimdi öyle mi? Geçende bir nefes alayım diye balkona çıktım, karşı komşu, bütün çamaşırları asmış uluorta, ben utancımdan hemen içeri girdim.
Bugün yemekler dışarıda yeniyor, «göz hakkı» oluyor, kimse umursamıyor. Çarşı pazardan alınanlar şeffaf poşetlerde eve geliyor; alan var, alamayan var. Göz hakkı, kıskançlık oluyor bu yenenlerde... Hiç şifâ olur mu yavrum? Bizim Peygamberimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem, «Yemeğinizin kokusu ile komşunuza eza etmeyiniz.» buyuruyor. Bugün kokuyla, gösterişle çevredekilere hep ezâ veriliyor. Tabiî ki yenilenler içinize sıkıntı veriyor. Sonra da «depresyon» diye diye doktorlara gidiliyor.Evin bir edebi daha vardır ki, en önemlisi de budur herhalde... Evin içinde yaşananlar, aslâ dışarıda anlatılmaz; yenenler, içilenler, muhabbetleşmeler, kavgalar... Bu da evin iffetinden sayılır ve hiç kimseye anlatılmazdı. Bu yüzden problemler ev içinde kolaylıkla çözülürdü. Zaten Peygamberimiz de özellikle karı-koca arasında olanların etrafa yayılmasının ne büyük bir günah olduğunu hep hadislerinde anlatıyor, değil mi Leylâcım!.." dedi gelinine...
Leylâ mahcup bir şekilde: "-Evet anneciğim." diyebildi.
Torunu:"-Babaanneciğim, şimdi FACEBOOK diye bir şey var; insanlar gittikleri lokantalarda yedileri şeylerin fotoğrafını çekip binlerce kişiye gösteriyorlar!.."
"-Aayy ne ayıp... İnsan hiç yediğini söyler mi?"
"-Âh anneciğim, her hâllerinin fotoğrafları var. Gezdikleri yerlerin, yedikleri yiyecek-içeceklerin, aldıkları eşyâ ve kıyâfetlerin, hattâ beylerinin aldığı çiçekleri üzerinde yazdıkları notlarla paylaşıyor insanlar..."
"-Yavruuum, sen neler diyorsun? Kıyamet koptu kopacak desene... Evler çırılçıplak kaldı desene..." dedi gözyaşları içinde anlatmaya devam etti:
"-Biz beylerimizle yan yana yürümeye ar edinirdik; dul kalanlar var, evlenemeyenler var. Onların gönül yaralarına tuz basmayalım diye, beylerimizin bir adım gerisinden yürürdük... Şimdi kavgalar ortada, sevmeler ortada... Tabiî ki, hiç mahremiyet kalmayınca samimiyet de kalmıyor. Evin bereketi, büyüklere saygıdadır. Evin iffeti, örtülen perdedir. Sevginin iffeti, gizliliktedir. Gözün iffeti, göz kapaklarındadır. Bedenin iffeti, tesettürdedir. Utanma, hayâ, îmandan bir şûbedir. Bakın size, benim annemin anlattığı bir hikâyeyi anlatayım. Hikâye dedimse, adı hikâye... Aslında bir hadîs, hadîs-i kudsî hem de... Yani mânâsını Allâh'ın Peygamber Efendimize haber verdiği, sözlerini ise Peygamberimizin kendi sözleriyle ifade ettiği bir hadis...

21 Şubat 2015

Kabe'de cuma hutbesi verilirken Kuşlar zikre hazırlanıyorlar..

30-01-2015 Kabe'de cuma hutbesi veriliyor.. Saatler öncesinden sokaklar hınca hınc dolu..

Kuşların sevinci o kadar net ki.. tıpkı çocukların bayram sevinci gibi..

                                                              *** Kuşların zikri ***

u

Daha net görüntü için, YouTube kanalından izleyebilirsiniz..


20 Şubat 2015

Önemsemeden söylediğimiz tek söz dahi çok önemli !





Cenab-ı Alah Kuranda buyuruyor:
İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında (onu) gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın. Kaf Sures- 18 ayet

Ağzımızdan çıkan tek söz dahi çok önemli..  Nasıl ki ok yaydan çıktı mı geri gelmiyorsa, ağızdan çıkan söz de geri gelmiyor.. her yaptığımız davranış gibi konuşmalarımızda levhi mahfuzda..

Resulullah Efendimiz (as)
Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse, ya hayır (lı söz) söylesin ya da sussun. (Buhârî-Müslim-Tirmizî-Ebû Dâvûd) buyuruyorlar..

Hayır dışında konuşmak, bizim zararımıza.. ayrıca önemsemeden söylediğimiz tek söz dahi çok önemli !

Hz. Bilal bin Haris Müzenî radıyallahu anh diyor ki; Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem’in şöyle buyurduğunu işittim;

Sizden biri Allah’ın hoşuna giden öyle bir söz söyler ki, kendisi onu fazla önemsemez. Ancak o söz sebebiyle Allahu Teâlâ ondan kıyamet gününe kadar razı olduğuna karar verir... Sizden biri Allah’ı gazablandıran öyle bir söz söyler ki, onu kendisi fazla önemsemez ancak o söz sebebiyle Allahu Teâlâ ona kıyamete kadar gazab ettiğine karar verir.” [1837]     

 Hz. Ebû Saîd Hudrî radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir: Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;

Kabe Müezzini Muhammed B. Ahmed Mağribî hiç dinlediniz mi?


Bir ezan bu kadar güzel okunabilir..
Kabe yatsı ezanı, Müzezzin Muhammed. B Ahmed Mağribi okuyor..

Gözyaşları ile dinleyeceksiniz.. ALLAH  herkese o kutsal mekanda dinlemeyi, icabet etmeyi nasip eylesin inşaAllah..


19 Şubat 2015

ANLAMLARI İLE BİRLİKTE ESMAÜL HÜSNA.. EZBERLEYELİM

"En güzel isimler Allah'ındır, o halde bu isimlerle O'na dua edin. O'nun isimleri konusunda haktan sapanları terk edin. Onlar işlediklerinin cezasını çekeceklerdir." (Ar'af, 180)





Endülüslü Mâlikî âlim Ebû Bekir İbnü’1-Arabî’nin işaret ettiği üzere, esmâ-i hüsnâ, Allah hakkında yücelik ifade eder, kulların gönüllerinde saygı hissi uyandırır, huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur. Allah’ı tanıma hakkında bilgi ve bilinç, meziyet ve şeref kazandırır. (alıntı)

Tirmizî, İbn-i Hibban ve Hâkim`in bu konudaki rivâyeti ise, şöyledir:
"Kim bunları (Esmâ-i Husnâ`yı) mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allah`ı zikrederse Cennete girer."
İnşaALlah, manalarını düşünerek Allah'ın isimlerini ezberleme gayretinde olalım kardeşlerim.. tabii diğer yandan da günahlardan sakınalım.. her an ALlahın bizi gözettiğinin bilincinde yaşayalım inşaALlah.. 


ANLAMLARI İLE BİRLİKTE ESMAÜL HÜSNA.. (ALLAHIN 99 İSMİ )

Eûzubillâhimineşşeytânirracîym - Bismillâhirrahmânirrahîym

1-"Allah"O kendinden başka hiç bir ilah bulunmayan tek bir Allah'tır.
2-"er-Rahman":Esirgeyici,bütün mahlukatına rahmetiyle muamele eden(dünyada)
3-"er-Rahim":Bağışlayıcı,sevdiklerine ve müminlere merhamet eden(ahirette)
4-"el-Melik":Mülkün sahibi,mülk ve saltanatı devamlı olan.
5-"el-Kuddüs":Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
6-"el-Selam":Her çeşit afet ve kederlerden emin olan.
7-"el-Mü'min":Kullarına emniyet veren.Kendinin ve peygamberlerinin dogrulugunu
ortaya koyan,kullarına yaptıgı vadinde sadık.
8-"el-Müheymin" Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden,her şeyi gözetip koruyan.
9-"el-Aziz":İzzet sahibi,maglup edilmesi imkansız olan,her şeye galip olan.
10-"el-Cabbar":Azamet ve kudret sahibi,istediğini mutlak yapan,dilediğine muktedir olan.
11-"el-Mütekebbir":Ululuk sahibi,her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren.
12-"el-Halik":Her şeyin varlığını ve gecireceği halleri takdir eden,yaratan,yoktan vareden
büyüklükte eşi olmayan.
13-"el-Bari":Her şeyin aza ve cihazını birbirine uygun yaratan.
14-"el-Musavvir":Tasvir eden ,her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
15-"el-Gaffar":Kullarının günahını örten,magfireti çok,günahları bağışlayıcı.
16-"el-Kahhar":Her şeye,her istedigini yapacak surette,galip ve hakim.
17-"el-Vahhab":Çok fazla ihsan eden,çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan.
18-"el-Rezzak":Bütün mahlukatın rızkını veren ve ihtiyacını karşilayan.
19-"el-Fettah":Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran,darlıktan kurtaran.
20-"el-Alim":Her şeyi en ince noktasına kadar bilen,ilmi ebedi ve ezeli olan.
21-"el-Kabıt" Dilediğine darlık veren,sıkan,daraltan.
22-"el-Basit" Dilediğine bolluk veren,açan,genişleten.
23-"el-Hafıd":Yukarıdan aşağıya indiren,alcaltan,dereceleri düşüren.
24-"el-Rafi":Yukarı kaldıran,yükselten,dereceleri yükselten.
25-"el-Muiz":İzzet veren,aziz kılan.
26-"el-Müzil":Zillete düşüren,hor ve hakir eden.
27-"el-Semi":Her şeyi işiten,kullarının niyazını kabul eden.
28-"el-Basir":Her şeyi gören.
29-"el-Hakem":Hikmet sahibi olan,yaptığı her işte hikmeti gözeten,hükmeden.
30-"el-Adl" Son derece adaletli olan.
31-"el-Latif":En ince işlerin bütün inceliklerini bilen,lütuf ve ihsan sahibi olan.
32-"el-Habir":Her şeyi iç yüzünden,gizli tarafından haberdar olan.
33-"el-Halim":Yumuşak davranan,hilmi çok olan.
34-"el-Azim":Pek azametli olan,yüce.
35-"el-Gafur":Çok bagışlayan,magfireti çok.
36-"el-Şekur":Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşilayan.
37-"el-Aliyy":Çok yüce.
38-"el-Kebir":Pek büyük.
39-"el-Hafız":Yapılan işleri bütün tavsilatıyla hıfzeden,her şeyi afad ve beladan koruyan.
40-"el-Mukit":Bilen,tayin eden.Her yaradılmışın rızkını veren.
41-"el-Hasib":Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen. Mahlukatına kafi olan.
42-"el-Celil":Azamet sahibi olan,ululuk sahibi olan.
43-"el-Kerim":Çok ikram edici
44-"el-Rakib".Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan.
45-"el-Mucib".Kendine yalvaranların isteklerini veren,duaları kabul eden.
46-"el-Vasi":Lütfu bol olan.
47-"el-Hakim":Emirleri,kelamı ve bütün işleri hikmetli,hikmet sahibi olan.
48-"el-Vedud":İyi kullarını seven,rızasına indiren ve sevilmeye layık olan.
49-"el-Mecid".Şanı,şerefi çok üstün olan.
50-"el-Bais".Ölüleri dirilten ,kabirlerden çıkaran.
51-"el-Şehid".Her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan.
52-"el-Hakk":Vacib'ul vücut olan,varlıgı hiç degişmeden duran.
53-"el-Vekil":Tevekkül sahiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.
54-"el-Kaviyy":Pek kuvvetli.
55-"el-Metin":Pek güclü.
56-"el-Veliyy" Seckin kullarının dostu.
57-"el-Hamid":Ancak kendine hamd edilen,bütün varlığın diliyle övülen.
58-"el-Muhsin":Namütanahi de olsa,bir bir herşeyin sayısını bilen.
59-"el-Mubdi":Mahlukatı maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratan.
60-"el-Muid":Yaradılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan.
61-"el-Muhyi":İhya eden,dirilten,can bağışlayan,saglık veren.
62-"el-Mümit":Canlı,bir mahlukatın ölümünü yaratan,öldüren.
63-"el-Hayy" Diri,tam ve mükemmel manasıyla hayat sahibi.
64-"el-Kayyum":Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen,evveli olmayan.
65-"el-Vacid".istediğini,istediği vakit bulan.
66-"el-Macid".Kadri ve şanı büyük,kerem ve müsemahası bol.
67-"el-Vahid":Tek.Zatında,sıfatlarında,isimlerinde,efaili nde ortağı ve benzeri olmayan.
68-"el-Samed":Her şey O na muhtac,fakat O hiç birşeye muhtac degil.
69-"el-Kadir":istediğini,istediği gibi yaratmaya muktedir olan.
70-"el-Mukdedir":kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
71-"el-Mukaddim":İstediğini öne getiren,öne alan.
72-"el-Muahhir".İstediğini geri koyan,arkaya bırakan.
73-"el-Evvel":Her şeyden önce var olan.
74-"el-Ahir":Her şey helak olduktan sonra geri kalan.
75-"el-Zahir":Varlığı sayısız delillerle açık olan.
76-"el-Batın":Akılların idrak edemeyecegi yüceliği gizli olan.
77-"el-Vali":Bu muazzam kainatı ve bütün hadisatı tek başina idare eden.
78-"el-Müteali":Aklın mümkün gördüğü her şeyden,her halden pek yüce olan.
79-"el-Berr":Kullarına iyilik ve ihsanı,nimetleri bol olan.
80-"el-Tevvab":Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan.
81-"el-Muntekım".Günahkarlara,adaletiyle,müstahak oldukları cezayı veren.
82-"el-Afüvv".Affeden,magfiret eden.
83-"el-Rauf":Merhamet edici.pek şefkatli.
84-"Malik'ül-Mülk":Mülkün ebedi ezeli sahibi.
85-"Zülcelali ve'l-İkram":Hem azamet sahibi,hem fazlu kerem sahibi.
86-"el-Muksit":Hükmünde ve işlerinde adaletli olan.
87-"el-Cami":İstediğini istedigi zaman istediği yerde toplayan.
88-"el-Ganiyy":Çok zengin,hiç birşeye muhtac olmayan.
89-"el-Mugni" Diledigine zenginlik veren müstagni kılan.
90-"el-Mani":Bazı şeylerin meydana gelmesine müsade etmeyen,engelleyen.
91-"el-Darr":Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan,hüsrana ugratan.
92-"el-Nafi":Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan,faydalandıran.
93-"el-Nur":Alemleri nurlandıran,diledigine nur eden,nur olan.
94-"el-Hadi":Hidayete kavuşturan,kulunu hayırla muvaffak kılan.
95-"el-Bedi":Örneksiz,misalsiz,acaip ve hayret verici alemler yaratan.
96-"el-Baki":Varlıgının sonu bulunmayan,ebedi olan.
97-"el-Varis":Varlığı devam eden,servetlerin hakiki sahibi.
98-"el-Raşit":Bütün alemleri dosdogru bir nizam ve hikmetle akıbetine ulaştıran.

99-"es-Sabur":Çok sabırlı olan,isyankarlardan acele intikam almayan.

18 Şubat 2015

Necati Öztürk'ten.. Peygamber kabrine doğru ayaklarını uzatan adam.. (mümin feraseti )




Emekli Doç Dr. Necati Öztürk 30 yıldır Mekke’de yaşayan herkes tarafından tanınan bir ALLAH dostu..  kendisi ayrıca tarih uzmanı..şu an orada bir kütüphanenin müdürlüğünü yapıyor.. Ümre  ibdetimizde bizleri bilgilendirmek için otelimize davetli olarak geldi..
Allah kendisinden razı olsun, ilk görüşte yüzündeki nur öyle parlıyordu ki.. görünüşü Allah’ı hatırlatan hadisini akıllara getiriyordu..
Mekke ve Medine’ye Allah’ın misafiri olarak geldiğimizi ve burada  neler yapmamız konusunda bizleri bilgilendirdiler.. 

Konuşmasında özellikle dikkatimi çeken bir anektodu sizlerle paylaşmak istiyorum..

Necati Öztürk Hoca, bu topraklarda kimseyi tenkit etmememiz gerektiğini başından geçen bir hadise ile anlattı..
5-6 yıl önce Medine’de bir gün öğle namazını kıldım, tam ayakkabılarımı giymiştim ki 70-75 yaşında  olan bir amca boylu boyunca Peygamberimizin kabrine ravzaya doğru  ayaklarını uzatmış yatıyor..

15 Şubat 2015

Beytullah'da Ben - İkbal Gülpınarın Sesinden (Cengiz Numanoğulu şiiri)







Yazan : Cengiz Numanoğlu
-------
Bir sancak altında kaç milyon insan,
Ne tenleri benzer, ne dilde lisan...
Olmuşlar... Tek yürek, tek beden de can;
İnsanlığı gördüm... Beytullah'ta ben...

Yedi bağın gülü, aynı destede,
Yetmiş iki millet, aynı listede,
Kaç milyon ''Âmin'' der, aynı bestede;
Tevhîd'le haşroldum... Beytullah'ta ben...

Sînelerde alev, ne kül ne duman,
Dillerde bir soru: ''Vuslat ne zaman?''
Cehennem söndürür, böylesi îman...
Aşk ne imiş gördüm... Beytullah'ta ben...

Okyanuslar aşmış, gelmiş nicesi,
Aç, susuz, uykusuz, gündüz gecesi...
Her nefes, dilinde Kur'ân hecesi;
Sevdâlılar gördüm... Beytullah'ta ben...
Rabb'in o davetli misafirleri;

Doldurmuş, Mekke'de her karış yeri.
Dillerinde dinmez, ''LEBBEYK'' sesleri,
Arş'a yollar gördüm... Beytullah'ta ben...

Bir damla misâli, kapılmış sele;
Zengin, fakir, paşa, nefer elele...
Yan yana secd'eder, sultanla köle;
Mahşerle tanıştım... Beytullah'ta ben...

Kimi görmez gözü, elinde âsâ;
Lâkin, kalp gözünü açmış devâsa...
Yüzünde tebessüm, ne gam, ne tasa,
Döner durur gördüm... Beytullah'ta ben...

Kimi, ayağında yarım çarığı;
Kaç yerinden kanar, topuk yarığı...
Meğerse; kefenmiş başta sarığı,
Ne âşıklar gördüm... Beytullah'ta ben...

13 Şubat 2015

Sesli Kuranı Kerim Çekilişi Kapanmıştır

12-01-2015 günü bu postun yayınlanma saati itibariyle çekilişimiz kapanmıştır.
Katılan beş kardeşimize de belirtmiş olduğumuz sesli Kur'an-ı Kerim'i yollamak istiyoruz. Bu kardeşlerimizden yarın saat 17:00'a kadar isim soyisim ve  adres ve telefon bilgilerini  adresimize yollayan  kardeşlerimizin postası yola çıkacaktır.

Katılan tüm kardeşlerimize teşekkürlerimizle..

14-02-2015 SAAT: 17 itibari ile katılım sonuçlanmış ve bize adreslerini yollayan  kardeşlerimize gönderim yapılmıştır..






10 Şubat 2015

Kutsal topraklar yolculuğumuz- Ümre notlarım

Mekke Medine arası atılan her adım
Hasret yarası.. yollar
Her varış, arınma
Her varış yürek yangını
Sukut..
Gözyaşı ..
Allah'a yaklaşma..

Kabeyi ilk gördüğüm zaman, teşekkür ederim Allah'ım diye kaç defa tekrar ettim bilmiyorum
Layık mıyım? nasıl geldim buraya..
Rabbim beni unutmamıştı.. (beni de çağırmıştı )
Milyarlarca insan içinden seçilmiş evine davet edilmiştim..
Gözyaşlarım oluk gibi akıyor..
Tüm zamanlar durmuş.. öncesinde hiç yaşamamış, bundan sonrası da hiç yokmuş.. bir ben bir ALLAHım var..
Kelimeler boğazımda düğümlendi..

5 Şubat 2015

Medine-i Munevvere'den Selamunaleykum

Gul peygamberimiz asin yanindayim..
Cok mutluyum..kelimelerle tarif edememeyecegim kadar..giderken yazmamistim..nasip olur mu olmaz mi diye..
Rabbim nasip etti..
Ravzada namazlar kildim, dualar ettim..kendim ve tum takipcilerimize..ummedi muhammede..

Allahima sonsuz sukurler olsun..
Cuma gunu donus.. Rabbim nasip ederse..
Salavat okursaniz..ben her mescide gidiste dua ediyorum..Allah isimlerinizi bilir..
Isteyen herkese nasip olsun insaAllah..

Donunce , yasadiklarimizi paylasacagiz insaAllah..
Blog yazmasam da..sureli dualarimda yer verdim.yazilarimiz araciligi ile...kime faydamiz dokunduysa.. hepiniz Allahin razi oldugu kullardan olun insaAllah..
Dua ile..
Gulumce..05.02.2015