Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

19 Ocak 2017

Huysuz eşe sabretmekle gelen mükafat.. Zembilli Ali Efendinin Yaşamından..





Allah'a adanmış yaşamları araştırmak okumak  gönlü genişletiyor.. Nasıl bir dik duruş, Allah'ın rızasına uymayan her çeşit hükme karşı çıkılıyor..  bir o kadar yufka yürek.. nefislerini ezmeyi başardıklarını görünce hayranlığınız kat kat artıyor.
Sevdiren Allah.. tevafuk oldu, evlenecek gençlerin  kına gecesinde anlatıldı..
Ben de sizlerle paylaşmak istiyorum.. Zembilli Ali Efendi huysuz eşe sabrederek bakın nasıl bir makama geliyor..

Belki bir yerlerde örnek olması açısından anlatılır biz de vesile oluruz..
Ayrıca eşi ile imtihan olup  kahır çekenlere de ışık olsun duası ile..

Osmanlı ulemasının en büyüklerinden Zenbilli Ali efendi hanımından hiç memnun değilmiş.
Uzun bir müddet her türlü kötülüğüne fenalığına katlanmış. Biraz kafa dinlemek için istanbul'dan Çatalca' ya gitmeye karar vermiş. Yolda iki dervişe rastlamış. Beraber yolculuk etmeye başlamışlar. Yolda giderlerken acıkmışlar ve dervişlerden biri bunun üzerine dua etmiş.. 
Karşıdan bir adam elinde bir sofralık yemekle çıkagelmiş. Karınlarını doyurmuşlar.


Derken biraz daha gitmişler yine karınları acıkmış bu sefer diğer derviş dua etmiş karşıdan bir adam elinde sofrayla yine gelmiş ve karınlarını doyurmuşlar.


---Bir müddet daha gitmişler ve yine mola vermişler. Sıra zenbilli Ali efendiye gelmiş.
---Daha önce hiç böyle bir dua etmemiş nasıl dua edeceğini biraz düşünmüş sonra şöyle dua etmiş.

---Ya Rabbi dervişler kimin hatırı için senden yiyecek istedilerse bende onun hürmetine senden yemek istiyorum demiş bunun üzerine karşıdan iki adam ellerinde iki sofra yemekle çıkagelmişler.


---dervişler çok şaşırmışlar nasıl dua ettin diye sormuşlar zenbilli ALİ efendiye..

 o da ;
---Önce siz söyleyin siz nasıl dua ettiniz demiş dervişlerde 
---Biz duamızda; Allahım bize hanımının  zulmüne sabredip erenler arasına karışan Zenbilli Ali hürmetine yiyecek gönder diye dua ettik demişler...


---işte o zaman zenbilli Ali efendi işin farkına varmış ve dervişlere
---arkadaşlar benim yolculuğum burada bitiyor, benim evime hanımımın  yanına dönmem gerekiyor  der.
---o mertebeyi karısının eziyetine katlanmak suretiyle elde ettiğini anlar.

...

Erkek olsun, bayan olsun eşlere güzellikle muamele etmek ALLAHın emaneti olarak bakmak İslam ahlakındandır.. Sadece hanımının kahrını değil erkeğin de kahrını çeken hanımlar var mutlaka.. 
Bu imtihan benim Allahımdan deyip katlanılırsa inşaALlah ecri böyle çok olur..

Her nereden okunuyorsak ışık olsun efendim.

Gülümce 

(Zembilli Ali Efendinin istirahat ettiği yer, İstanbul Zeyrek'te.. Üzülerek söylemeliyim ki.. resim ararken oldukça harebe bir biçimde olduğunu görüyoruz.. inşaALlah yetkililerden bir okur ve Allah rızası için ilgilenir.. 3 padişah döneminde şeyhülislamlık yapmış evliyaullahın kabri ve yaşadığı ev bakımlı  özenli olmalıydı..   hepimize  ziyaret etmek nasip olsun duası ile..)





Aşağıda Zembilli Ali Efendinin yaşamından bir anektod paylaşmak istiyorum..

Zühdü, takvâsı, istikâmeti ve doğruluğu ile meşhûr olan Zenbilli Ali Efendi, dîne uymayan her çeşit hükme ve karara şiddetle karşı çıkardı. Yavuz Sultan Selîm Hânın, şiddetli hareketlerini bile teskine muvaffak oldu. 
Bir defâsında Yavuz Sultan Selim Hân Topkapı Sarayı hazînesi görevlilerinden yüz elli kişinin sorumsuz davranışlarından dolayı îdâmını emretmişti. Zenbilli Ali Efendi, bu kararı duyunca derhal Dîvân-ı hümâyûn’a koştu. Vezîrler ayağa kalkıp saygı ile karşıladılar ve baş köşeye oturttular. Şeyhülislâmın dîvâna gelmesi âdet olmadığından, niçin geldiğini sordular. Pâdişâhla görüşmek istediğini söyledi. Durum pâdişâha arzedildi. Yavuz Sultan Selîm Han, huzûruna girmesine izin verdi. Arz odasına girip selâm verdi.

 Pâdişâhın hürmet göstermesinden sonra, gösterilen yere oturdu. Sonra pâdişâha; “Fetvâ vazîfesinde (şeyhulislâmlıkda) bulunanların bir işi de, pâdişâhın âhiretini korumak, onları dînen hatâ olan şeylerden sakındırmaktır. Yüz elli kişinin îdâm edilmesine pâdişâh fermanı çıktığını duyduk, öldürülmeleri için, dînen bir sebep tesbit edilmiş değildir. 

Bunların af buyrulması ricâ olunur.” sözü üzerine kızan pâdişâh;

 “Bu iş saltanatın gereğidir. Âlimler böyle işlere karışırsa devlet idâresi kargaşaya uğrar. Sorumsuzluklara göz yummak, beğenilecek tutum değildir. Bu işlere karışmak sizin vazifeniz değildir.” dedi. Zenbilli Ali Efendi, Pâdişâhın bu sözleri karşısında; “Bu karar âhiretiniz ile ilgilidir ve buna karışmak da bizim vazifemizdir. Eğer affederseniz ne iyi ne güzeldir. Yoksa âhirette cezâya müstehak olursunuz.” 

Bu sözler, Pâdişâhın kızgınlığını yatıştırdı. “Affettik” diyerek lütuf gösterip, neşe ile sohbete başladı. Konuşma bittikten sonra, gitmek üzere ayağa kalkan Zenbilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selîm Hâna; “Âhiretiniz ile ilgili hizmeti yerine getirdim. Mürüvvet ile ilgili bir sözüm daha var.” dedi. Pâdişâh; “Onu da söyle.” deyince; “O sözüm de şudur ki, Pâdişâhın affına uğrayan o kişilerin, işlerinden el çektirilip, el açarak sokaklarda dolaşmaları, Pâdişâhlığın şânına lâyık mıdır?” dedi.

 Bunun üzerine Padişâh bunu da kabûl etti. Sultan Selim Hân; “Fakat bunlar vazifelerinde kusur ettikleri için, bunları tâzir edeceğim.” dedi. Zenbilli Ali buna karşı da; “Tâzir (azarlama) pâdişâhın reyine kalmıştır. Orasını siz bilirsiniz. Bizim arzumuzu kabûl etmeniz bize yeter.” dedi. Sonra teşekkür ederek pâdişâhın huzûrundan ayrıldı. Yavuz Sultan Selim Hân da onu medhederek uğurladı.

Kaynak: tamamı için.. http://biriz.biz/evliyalar/ea1489.htm

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder