Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

1 Mayıs 2014

Kuran ile konuşabilmek hikmetdir.. !

Sözün en doğrusu muhakkak ki ''ALLAH'ın kelamı '' dır.. 
Kuran ve hadisle delil getirmeden konuşmaya hiçbir zaman itibar etmiyoruz.
Anlatılan bir konuya ''Kuran'dan, Hadislerden delil '' getirebiliyorsanız ancak o söz doğrudur..


Çünkü konu her ne olursa olsun, Kuran onu desteklemeli.. 
Cenab-ı ALlah buyuruyor:

 "Biz kitap'ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık" En- am 38 ayet 

 Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver. Kaf- 45

Aslında dini tam bilmeyen insanların dine ne kadar zarar verdikleri ortada..
Kuran ayetleri ile konuşmayı bile haddi aşmak olarak görebiliyor bazıları.. oysa ki din hassas konudur.. Allah'ın kitabına uymayan düşünceler doğru olmaz, şaşırttığınız insanların günahını da sırtınıza yüklersiniz.
O halde ne yapalım?

Kuran'a hakim değilsek, önce bilenleri dinleyelim, öğrenelim.. sonra konuşuruz.

Hz. Ömer zamanınında mehirle ilgili konuda, bir bayan dik duruşu ile karşı çıkmıştı.. bu konu Kuran'da böyle mi geçiyor diyebilmişti.. Biz de diyebilmeliyiz..

Mehirle İlgili Âyetin Anlaşılmasına İtiraz Eden Kadın örneği aşağıdaki gibidir..
 Hz. Ömer (r.a.) tarihin de kabul ettiği üzere, adalette zirve bir halifeydi. Her şeyin yerli yerinde olmasını, adaletten şaşılmamasını, hayatına vazgeçilmesi mümkün olmayan bir prensip yapmıştı. Dolayısıyla toplumda, bu anlamda meydana gelen adaletsizliklere hemen müdahale ediyor ve doğrusunu gösteriyordu. Nasılsa o sıralarda, evlenecek kızlara erkek tarafından verilmesi gerekli olan ve İslâm’ın da kesin bir miktar koymayıp, kişilerin durumuna ve örfe bıraktığı mehirde miktar yüksek tutulmaya başlanmış, bundan dolayı da evlilikler zora girmişti. Hem bir halife ve hem de Kur’ân’ın ruhunu çok iyi bilen biri olması sebebiyle Hz. Ömer (r.a.), bu durumu gündeme getirdi ve bir gün içlerinde kadınların da bulunduğu bir topluluğa hitap ederken bu mesele üzerinde durdu. Müslümanlara evlilik akdi esnasında tespit edilen mehir miktarı hakkında üst sınır belirlenmesi gerektiğini ve evliliklerin zorlaştırılmamasını hatırlattı. Tam da bu esnada Hz. Ömer’i (r.a) dinleyenlerden ve adını bile bilmediğimiz bir kadın, en arka taraflardan şöyle seslendi: 

“Ya Ömer! Senin, bana ulaşmayan Peygamber Efendimiz’den (sallallâhu aleyhi ve sellem) duyduğun öğrendiğin bir şey mi var? Çünkü Kur’ân’da
“Bir eşinizden ayrılıp da yerine başka bir eşle evlenmek isterseniz, ayrıldığınız hanıma yüklerle mehir vermiş olsanız da, içinden ufak bir şey bile almayın…” (Nisa 4/20) buyruluyor. Ya Emire’l-müminîn! Allah’ın verdiği imkânı geri almak doğru olur mu?” deyince:
 Hz. Ömer (r.a.) derhal inceliğin farkına varıp, cemaatin huzurunda o hanımın haklı olduğunu kabul etti.

 Âyet, evliliklerde mehir olarak -insanların durumlarına göre- kilolarca altın vermenin de olabileceğine işaret ediyordu. Ancak Hz. Ömer meseleye toplumun karşı karşıya kaldığı bir problem açısından bakıyor, kadın ise haklı olarak âyette işaret edilen nokta açısından bakıyordu. 

Görüldüğü üzere, konuşulan bir mesele hakkında, ashabın içinden herhangi bir kimse, hemen Kur’ân’dan ilgili başka âyetlerle irtibat kurabiliyor ve meseleyi enine boyuna tartışabiliyordu. Burada dikkatlerden kaçmayan diğer bir durum da, itirazı yapan hanımın, herhangi bir sahabi olmasıdır. Ashabın içinden herhangi biri Kur’ân’a bu kadar detaylı bir şekilde vakıfsa, hayatını Kur’ân’a adamış, Allah Resûlü’nün yanından ayrılmayan kişileri varın siz düşünün!
---

Cenab-ı Allah buyuruyor: 
7/52 Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.


Güzeller güzeli (as) buyurdular: 
"ben size, eğer sarılırsanız asla doğru yoldan sapmayacağınız,"Allah'ın kitabını ve sünnetimi" bırakıyorum.
(muvvata 46/3)

Özetle: Bir insanın Kuran ile düşünebilmesi ve konuşabilmesi  Kuran'a hakim olmasından ileri gelir..
Kurana dayanmadan din adına  kendi kafasından yazılan söylenen sözler değersizdir..
Sevgiyle..

 Gülümce Yıldız (01-05-2014 )





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder