Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

10 Kasım 2013

Sözün Özü..


Allah bir şeyi dilerse, onu senin için hazırlar.
Kullara faydalı olacaksan, haberin olmadan onların arasına atar.!

|Abdulkadir Geylani |

Kutsal kitabımız Kuranı Kerim varken sünnete ihtiyaç var mı?



Sözün en doğrusunu Cenab-ı Hak bizlere bildiriyor..


(Ey müminler!) Peygamber'i, kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi çağırmayın. İçinizden, birini siper edinerek sıvışıp gidenleri muhakkak ki Allah bilmektedir. Bu sebeple, onun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir belâ gelmesinden veya kendilerine çok elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar. Nur Suresi- 63 (diyanet vakfı meal)

Ve yine ALLAH buyuruyor:


(İnsanlara açıkla diye Kur’anı sana indirdik.) [Nahl 44] burada açıkla ifadesi var, açıklamak sünnetle, hadisle olur. Sünnetin yeri olmasaydı: sadece tebliği et ifadesi olurdu.


Dinimiz ilme, alimlere çok önem vermiştir. Kuranı tek başına anlamak yeterli olsaydı, peygamberler gelmezdi. Ayrıca Allah ayetinde: “Biz elçi / peygamber göndermeden kimseye azap edecek değiliz.”(İsra, 17/15) buyuruyor.


Hepmizin Resulullah(as)ın açıklamasına ihtiyacı vardır.. mesela bir ayet şöyledir:
(Allah, dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir.) [Araf 155, İbrahim 4] bu ayeti okuyan bir dinsiz beni de dinsiz yapan Allah’dır deyip, doğruya yönelmeyebilir..Ancak hadislerle ve alimlerin açıklamasına ihtiyaç vardır.

Sözün özü; inanmayanlar olabilir ama bizler inanıyoruz.. çünkü Kuran inanmamızı emrediyor.

 “Peygamber size NE VERİRSE onu alın, neyi yasaklarsa ondan da kaçının!” [Haşr sûresi (59), 7] 

Buradaki ifade ‘’ne verirse ‘’ yalnızca ayetleri tebliğ denmiyor…

Elbette günümüzde bir çok sahte uydurma hadisler var ancak hadisin doğruluğu ''Kuran ile '' örtüşmesinden anlaşılır.

Bir insan Resulullah'a uyuyorsa, Allah'ın emrine uyduğunun bilincindedir.. Rabbimiz ayetlerde “O hevadan (kendi istek, düşünce ve tutkularına göre) konuşmaz buyuruyorlar.
Sevgi ve ışıkla.

Gülümce Yıldız

9 Kasım 2013

Açılsın da yollar sana geleyim

Açılsın da yollar sana geleyim,
Açılsın da yollar sana geleyim,
Öyle özledim ki seni Ey Resul !
Öyle özledim ki seni Ey Resul !

Yoruldu yüreğim dert çeke, çeke,
Kurudu gözlerim yaş döke, döke,
Yolların üstüne gül eke, eke,

O yüce Resul’e ben gidiyorum.



8 Kasım 2013

Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine?


Ezelde âşık olmuşum sadece bir isme… ” Bu nasıl iştir ?! ” demeyin… Ben de bilmiyorum, ama oldu işte!

Her an şaşılacak işler olmuyor mu yerde ve gökte?
Hiç yüzünü görmeden âşık oldunuz mu birine? Bir ismin peşinde koştum durdum yıllarca ümitsizce…
Acaba kimdir, bilir miyim, yüzünü görür müyüm? diye…
Ansızın karşılaşıverdim O’nunla zamanın bir yerinde…
Yer ve gökte ararken Öz’de buldum,
Sen’de ararken Ben’de buldum derler ya,
İşte öylesine…

Meğer ne de güzelmiş… Ey benim nazlı yarim, sevda çiçeğim, aşk bahçem…
Ne yana dönsem, sadece Sen ! Yalnız Sen !
Mecnûnum, aşkından olmuşum bir divâne…
Bir varmış, Bir yokmuş, evvel zaman içinde, zaman hayal içinde Hani o vakitler çağırmıştın beni, gönülden sessiz ve gizlice ? ” Çiçeği dalından kim kopardı, seni BEN’den kim ayırdı ? Ben Gül’üm, sen bülbül, dön gel yine BEN’im ol ! ” diye…

Gelmez miyim Yâr, Belî ! elbette ! elbette !
İşte o gün bir yemin ettim ilâhi aşkımız üstüne…
Sözleştik O Arşın altında BİR’leşmek üzere…
* Vakit o vakit, bugün neş’e var, aşk var evimizde… *
Düğün dernek kuruldu Gül bahçemizde…
Melekler koşuşuyor bir telaş, pür telaş içinde
Bir o yana, bir bu yana, hepsi de delicesine…
En güzel ilâhiler söylenirken o yüksek burçlarımda…
Güneş, ay ve yıldızlar raks eder semalarımda…

Bir bir çıkarıp attım o eski elbiselerimi de…
Kuğular gibiyim bembeyaz gelinliğimle…
İnciler taktılar sırma saçımın örgüsüne,
Sürmeler çektiler gözümün kısırdöngüsüne,
Gül suları serptiler aşkınla yanan şu zavallı göğsüme,

Taze gül yaprakları da dökülmüş üstüne…
Mikâil tatlı bir meltem estiriyor başımda yine… Cebrâil hayretten secde etmiş, çok şaşkın bu işe,Ömründe hiç böyle aşk görmemiş mi ne?! İşte duyuyorum defler çalınıyor bir yerlerde, Sevdiğim sesleniyor, ” Bir AN’da, ansızın geliver ! ” diye…
Ne duruyorsun İsrâfil, artık şu Sûr’a üfle!

Varsın kıyamet kopsun külliyen alemde, bundan kime ne?

Aşk ile BİR olacağız, kâinat duysun ezelden ebede…
İşiten, gören, bilen herkes dâvetli bu düğüne…
Selâmun aleykum Azrail !
Çok sevindim seni gördüğüme…

Hazırım, gidelim…
Örtün artık şu duvağı yüzüme


---

Rabbim hepimize nasip etsin bu şekilde Hak ile buluşmayı.. 







Alıntıdır.. 

4 Kasım 2013

Sözün Özü Mevlana'dan...




Seni tanıyan, anlayıp seven canı ne yapsın ?
Çoluk çocuğu, malı mülkü, hanı ne yapsın ?
Sen dünyayı verip sevginle kuşattın da ;
Aşkınla divane olan iki cihanı ne yapsın ?..
 Hz. Mevlana





2 Kasım 2013

ÖLMEDEN ÖNCE ÖLMEYİ DİLEYEREK MUHTEŞEM GÜZELLİKLERİ YAŞAYABİLİRİSİNİZ !


Rabbimiz buyuruyor:

O: "Dini dosdoğru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiğini ve sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiğimizi sizin için de teşri' etti (bir şeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın şey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediğini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir.Şura-13
Dikkat ettiniz mi, içten KENDİSİNE yöneleni, buyuruyor Rabbimiz..

İnsan Cenab-ı  Allah’a ulaşmayı dilediği zaman Rabbimiz  ona bütün kapıları açar.
Maide Suresi- 35 de: 
 "Vebtegu ileyhil vesilete." Buyuruyor Rabbimiz
 "O'na  ulaşmaya  vesile   isteyiniz"
Cin Suresi 14'de Allahû Teala şöyle söylüyor:
 "Ve elbette bizden müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp bulanlardır."