Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

17 Kasım 2014

Kaza Namazları Konusunda Tereddüt Yaşayan Müslümana Mektup

Kaza Namazları Konusunda Tereddüt Yaşayan Müslümana Mektup





SORU:
Hocam 20 senelik kaza borcum var. Tevbe edip her gün farzları 2 kere kılmaya başladım, Böylece her gün 1 gün borcumu ödemeye çalışıyorum. Her vaktin sünnetlerini de kılıyorum, bunun yanı sıra bazı günler 12 rekat nafile kılıyorum. Ancak internetten araştırınca kaza namazı olmadığını söyleyenler olduğu gibi, bırakın nafile kılmayı sünnetleri bile kılmak ahmaklıktır tarzı yazılar buldum. Bu durumda Nafile kılabilir miyim, sünnetleri kılabilir miyim? Kaza namazlarında nasıl bir yol izlemeliyim? Saygılarımla..

CEVAP:
Selamünaleyküm.
Namazımızın dinimizin direği olduğunu, namazsız Müslümanlığın ispat edilmesi zor bir Müslümanlık olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Ayrıca başka bir hakikat de namazın dinden kopacak son halka olduğunu, namaz halkası koptuktan sonra İslam adına bir iddianın muteber olmayacağını bilmeyenimiz de yoktur.

Bunların yanında iki birbiriyle çelişen görüntü daha vardır ki onları da zikretmeliyiz. Bunlardan biri şudur: Şu asır kadar namaz kılmanın kolay olduğu bir asır her hâlde insanlık görmemiştir. Ne soğuk ne de sıcak artık bir dert değildir. Klimalı camilerimiz var. Sıcak-soğuk sulu abdesthanelerimiz var. Halılı camilerde namaz kılabiliyoruz. Ses sistemlerimiz var. Camilerimiz aydınlık; gündüz gece sorunumuz yok. Ne lazımsa namaz için o önümüzde imkân olarak duruyor. Namaz eğitimi ve öğretimi için de bu asırdaki kadar imkân görmemiştir hiçbir asrın insanı.

Öte yandan, bu asır kadar namaz kaçırma riski taşınmamıştır her hâlde. Günlük hayatın namaza göre endekslenmesi, namazın önünde arkasında randevu verilebilmesi, eğitimin, ticaretin, siyasetin namaza ayarlanması neredeyse talep edilmesine bile gerek kalmayacak kadar önümüzden uzaklaşmıştır. Namaz kıldırmakla mükellef memurları yönetmek için görevlendirilmiş bulunan ve umumen bir caminin kenarında görev yeri olan müftüler ve personeli dahi yanı başlarındaki camide namaz kılmaya vakit bulamayabilmektedirler.

Bunun adı bir çelişkidir. Bir önceki neslin imkânları ile bizim imkânlarımız kıyas kabul etmeyecek kadar farklı iken onların namaz sadakati ile bizim namaz sadakatimiz arasında da kıyas edilemeyecek kadar farklar bulunmaktadır.

Diğer yandan da namazın edasına karşı ortaya çıkan engellerden çok, namazın namaz olarak bizi etkilemesine karşı yani namazın huşuuna karşı engeller vardır. Camilerdeki ses düzeninden namazla ilgili görevleri üstlenenlerin namaza ve görevlerine bakışına kadar pek çok sorun, namazın bizi adam etmesine, kötülüklerden alıkoymasına karşı açık veya gizli bir engel oluşturmaktadır.

Bizim için değişen bir şey yoktur aslında. Önceki nesilleri şeytan açlık veya benzeri bir tehditle korkutup caminin dışına itiyordu. Bizi de başka şeylerle avucunun içinde tutmaya çalışmaktadır. Yani mesele imtihan meselesidir. Namaza karşı tavrımızın nasıl olacağını görmek istedikten sonra Allah Teâlâ, imtihanın boyutu, çeşidi pek önemli değildir. Ne edip edip namazı öncelikli tutan, namazsız hayatı değersiz bulan, ailede, işte, ticarette, siyasette, seyahatte ‘rahmet için önce namaz!’ idrakinde olan bir nesil yetiştirmek zorundayız.

Namazı kazaya bırakmayı konuşamıyor olmalı idik aslında. Ama şimdi bulunduğumuz nokta şudur: Bari kazasını yap da kurtul, cehennemde kalma!

Allah Teâlâ, yardımcımız olsun.

Namazın kazası ile alakalı olarak şu notları dikkate alabiliriz.

1- Bir namaz ancak vakti girince, vaktinin sonuna kadar kılınabilir. Önce veya sonra kılınması mümkün değildir. Başlangıç vaktinden son anına kadar bir zaman diliminde kılınan namaza EDA EDİLDİ denir. O süre içinde kılınamayana da KAZAYA KALDI denir.
Kazaya kalan bir namaz, ilk fırsatta kılınmalıdır. Kazaya kalma nedeni inkâr etmek, basit görmekten kaynaklanırsa bu dinden çıkmış olmak gibi bir sonuç doğurur. Allah Teâlâ muhafaza buyursun.
Uyuya kalma, unutma, eli kolu bağlı bir durumda olma gibi nedenlerle kazaya kalan namaz ilk fırsatta kaza edilir. Çünkü bunlar şer’i bir özür sayılmaktadır. Uzun yıllar namaz kılmayan ve kılmayışının nedeni de TEMBELLİK etrafında dönen nedenlerden biri olan da tevbe eder etmez namazlarını kaza etmelidir.

2- Namazları kazaya bırakmak, tevbe gerektiren bir hatadır. Bu nedenle, namaz kazaya bırakan bıraktığı namazı kaza ettikten sonra, üzerindeki namaz borcundan kurtulmuş olur. Ama ortada bir de vaktindeki bir görevi ihmal etmiş olma suçu vardır. Bu da ayriyeten tevbeyi gerektirmektedir. Yani namazlarını kaza eden, bir de tevbe etmelidir. Çünkü bir namaz borcu bir de namazı vaktinden kaçırma hatası vardır. Kılmak, bunlardan sadece birini gidermektedir. İkincisi ise tevbe ister.

3- Namazlar kaza edilirken sadece farzlar ve vitir namazı kaza edilir. Sünnet namazların kaza edilmesi gerekmez. Çünkü sünnet namazlar, farzlar gibi hesap konusu değildirler. Sadece sabah namazını kılamayan birisi, öğlen namazından önce sabahı kaza ederse sünnetini de kaza edebilir. Ama bu, kaza namazı borcu olanın sünnet namaz kılmasının yasak olacağı anlamı taşımaz. Fakat, borç olan farzları aradan çıkarması makul olandır. Günlük namazları yani kazaya kalmamış vaktinde kılınan namazları kılarken ise sünnetleri de kılar. Dosyasında kaza var diye sünnetleri atlaması gerekmez.

4- Kaza namazları ile alakalı şöyle bir program yapabiliriz:
Öncelikle kazaya bırakmama hedefimiz olur.
Kazara kazaya kalırsa ilk fırsatta onu kaza ederiz.

14 Kasım 2014

TARIK SURESİ



Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla…

1. Gökyüzüne ve târıka (sabah yıldızına) yemin olsun.
2. Târıkın ne olduğunu bilir misin sen?
3. (O, karanlığı) delen yıldızdır.
4. Hiç kimse yoktur ki üzerinde bir koruyucu, bir denetleyici bulunmasın.
5. İnsan neden yaratıldığına bir baksın!
6. Atılan bir sudan yaratıldı.
7. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar.
8. İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.
9. Gizlenenlerin ortaya döküldüğü gün
10. O gün insan için ne bir güç ne de bir yardımcı vardır.
11. Dönüş sahibi olan (yağmur yağdıran) göğe, yemin ederim ki,
12. (Nebat ile) yarılan yere ,
13. Şüphesiz Kur’an, (hak ile bâtılı) ayıran bir sözdür.
14. O, asla bir şaka değildir.
15. Onlar bir tuzak kurarlar,
16. Ben de bir tuzak kurarım.
17. Onun için Kâfirlere mühlet ver, onları biraz kendi hallerine bırak (pek yakında desteğimiz sana gelecek).

 Fatih Çollak Hoca , Tarık Suresi dinlemek için: http://www.youtube.com/watch?v=64eKzgp6GXc

8 Kasım 2014

Kaza Namazı Nasıl Kılınır?






Vakit namazını kazaya bırakmak büyük günahtır.. Hadislerden de anladığımız üzere, kulun imandan sonra ilk sorgusu namazdır..
Bana göre, bir kişinin kaza namazı kılmak için aldığı karar en hayırlı bir karardır.. Çünkü  mahşer hepimizi bekliyor.. O gün ALLAH hesap sorduğunda, nasıl cevap veririz..
Hiç vakit kaybetmeden, gün gün kılmalı.. ömür yettiği sürece..

İslam alimlerimizin genel görüşüne göre kılınmayan bir namaz her ne kadar kaza edilmek sureti ile kişi borçtan kurtulmuş olsa da, işlenen günah için tövbe istiğfar ederek, Allah'tan af dilemesi lazımdır.
Ehli sünnet alimlerimizin çoğunluğu kaza namazı ile  ilgili görüşleri ‘’ kılınabilirdir, geciktirilmeden borçtan kurtulmalıdır ‘’  her ne kadar bazıları da kaza namazı yok dese de, benim de kalbim kaza namazı kılmaktan yana..  Allah emekleri zayi etmez.. huzura borçlu çıkmamak için kaza namazları kılınmalı ..

Yüce ALlah , Kendisinden asla ümit kesilmemesini emrederek, şöyle buyurur: 
    “Ey günah işleyerek nefislerine zarar vermede haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah dilerse bütün günahları bağışlar. Çünkü O çok affedici ve çok merhametlidir.” (Zümer: 53) 


Cenab-ı Allah merhametlilerin en merhametlisi..  ölüm gibi bir sonuçtan dolayı kaza namazları tamamlanmasa dahi, Allah niyetleri bilir..

“Kulum bir iyilik yapmaya niyet eder, fakat yapmaya muktedir olamaz ise, ona bu güzel niyetine mükâfat olarak, tam bir iyilik yapmışçasına sevap  yazın ‘’ Buhari 

Kendinize bir hesaplama yapın..
Akıl baliğ olunan zamandan itibaren.. Kılmadığınız yılların takvimi çıkarın.. sonrasında gün hesabını yapın. (bayanlar özel günlerinde ve loğusalıkta sorumlu olmadıklarından bu kısma da dikkat edilmeli )



Kaza namazları ne zaman kılınabilir?
Her gün vakit namazının arkasından.. bir vakit (ya da gücünüz nisbetinde ) farzın kazasına niyet edilebilir..  Yatsıdan sonra ya da dilediğiniz zaman bir günlük, iki- üç günlük.. (gücünüz kadar ) kaza namazı kılınabilir.. vitir namazının da kazası vardır..





 Gün içerisinde dilediğiniz kadar kaza namazı kılabilirsiniz..  sadece kerahat vakitlerine dikkat edelim..
Kerahat vakitleri şunlardır: 
Sabah namazından sonra, güneşin çıkış dakikasından itibaren başlayan 45 dakikalık kerahet vaktinde namaz kılınmaz. Öğleye 20 dakika kalınca da öğlenin kerahet vakti girmiş olur, öğle namazına kadar namaz kılınmaz. Akşamın kerahet vakti ise akşam namazına 45 dakika kalınca başlar, akşam namazına kadar devam eder.
Kaza namazında niyet..

28 Ekim 2014

Kendimizi Hesaba Çekiyor muyuz?

Girilen her yeni hicri yılda Bağdat halkına şöyle uyarılarda bulunuyordu meşhur muhaddis ve mutasavvıf İmam-ı Şibli Hazretleri:
- Ey Müslümanlar! Aylar geçiyor seneler bitiyor derken bir de bakıyoruz ki, daha da yakınlaşmışız önümüzdeki en büyük hesap günümüze. Öyle ise daha da yakınlaştığımız o büyük hesaba çekilmeden önce kendimizi hesabaçekerek yaşayalım yeni hicri yılımızı!..
İmam-ı Şibli’nin “kendimizi hesaba çekerek yaşamalıyız yeni yıllarımızı” manasındaki ısrarlı uyarılarından etkilenen bir talebesi sorusunu şöyle sorar:
- Yeni yılda, kendimizi hesaba çekerek yaşama konusunda bu kadar ısrar ediyorsunuz. Biz burada kendimizi hesaba çekerek yaşarsak sanki orada hesaba çekilmeyecek miyiz?


Maneviyat büyüğünün bu soruya cevabı şöyle olur:
- Evet, burada kendini hesaba çekerek yaşayan, orada hesaba çekilmeyebilir. Çünkü hadiste “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin!” uyarısı yapılmaktadır. Bu uyarı sebepsiz değildir elbette.

Bu defa soru sahibi talebesi yeni yılda kendini hesaba çekerek yaşamaya yönelir. Yani, ahirette hesabını veremeyeceği işleri dünyada yapmamaya kesin karar verir. Hep yaptığı işlerin hesabını vereceğini düşünerek yapar. İşte kendini hesaba çekerek yaşamaya başladığı bu sıralarda bir gece rüyasında hocası Şibli’yi, beyaz bir ata binmiş bulutlara doğru uçup gidiyor şekilde görünce arkasından seslenir:
- Dur! ne olur birazcık dur da ben de geleyim seninle!. İmamın cevabı manidar:
- Ben bu hapishaneden bir kurtuldum bir daha durur muyum buralarda?.
Sabah ilk işi gördüğü rüyasını sormak için üstadını ziyarete gitmek olur. Bakar ki hocasının kapısında cenaze hazırlığı var. Onun hesabını yaparak yaşadığı dünyadan kurtulup ahiret saraylarına doğru uçtuğunu anlamakta gecikmez.
Ama hocasının bu ani gidişine de çok üzülür, her gece rüyada görmek niyetiyle okuyarak uzanır yatağına. Nihayet arzu ettiği hocasını rüyasında görerek merak ettiği sorusunu da sorar:
- Sen der, dünyada kendini hesaba çekerek yaşar, bize de hesabımızı yaparak yaşama ikazında bulunurdun, hesabın nasıl geçti, rahatça verebildin mi hesabını?

Hazret-i Şibli’nin cevabı sevinçli olur:
- Melekler beni hesaba çekmek üzere karşıma geçtikleri sırada Rabb’imden hitap geldi: “O kuluma hesap sormayın! Çünkü o dünyada kendini hesaba çekerek yaşadı, veremeyeceği hesabı yoktur burada! Şibli Hazretleri:
- Siz de der, hesabınızı yaparak yaşayın hayatınızı, veremeyeceğiniz bir hesapla gelmeyin buraya. Size de: o kulum hesabını yaparak yaşadı, veremeyecek hesabı yoktur burada, densin!

Celal Çelik alıntı...
Bir ilave de bizden olsun.. Yakın zamanda bir paylaşım yapmıştım.. Saatlerce Kuran okuyanlar olduğunu, kaza namazları kılanlar olduğunu anlatmıştım..
Resulullah Efendimiz(as)'in bir hadisi var.. ''Mümin cennete girene kadar hayra doymaz ''.. 
Müminler her an, Rabbim benden nasıl olur derdindeler.. bir yandan salih ameller, diğer tarafdan cihad, Allah yolunda hızla ilerliyorlar.. Yeni hicri yıla girdik.. Hepimiz kendimizi sorgulayalım.. ''Ben ne yapıyorum?, hazırlığım ahirete yönelik mi?, dünyaya yönelik mi? Ölüme hazırlanıyor  muyum? giderken yanımda ne götüreceğim diye ciddi ciddi düşünelim.. 

 Kendimize bir not defteri hazırlayıp: oraya günlük kaza namazlarımızı not edebiliriz (kılmak isterseniz ), nafile ibadetlerinizi yazabilirisiniz, zikirlerinizi, Kuran hatimlerinizi not alabilirsiniz.. bunlar size şevk verir, gün gün ilerlediğinizi görürüsünüz inşaALlah.. 



Biliyorsunuz  hepsi Levhi mahfuzda yazılıyor.. her yaptığımızla tek tek  karşılacağız, bu bilinçte yaşarsak, Allahın rızasından hiç ayrılmayız inşaALlah..

Dipnot: Yazılarımızı linki ile paylaşabilirsiniz ancak, imzamızı silip kopyalarsanız kul hakkı ile ahirette karşılaşırız.. emeğe saygı !
“Kim bir kul hakkı yemişse derhal o kardeşi ile helalleşsin Çünkü (kıyamet günü) dirhem de geçmez dinar da Böyle olunca o (hak yiyen) kişinin sevapları alınır o adama yüklenir Eğer sevapları yoksa o hakkını yediği adamın günahları buna yüklenir” (Buhari, Rikak, 48 )

Hicri yeni yıl hepimize hayırlar getirsin inşaALLAH..
Her nereden okunuyorsak sevgi ve ışıkla.. 
28-10-2014 Gülümce


27 Ekim 2014

KURAN ÖĞRENMEK İSTİYORUM ! (BİR HAFTADA ÖĞRENEBİLİRSİNİZ )

Kuran öğrenirken nasıl bir yol izleyelim!

Resulullah(as) Efendimiz'in: “Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir”( Müslim, Müsâfirîn 252)  

Eğer gerçekten Kuranı öğrenmek istiyorum diyorsanız, bir haftada  azimle öğrenebilirsiniz.. Ancak hem öğreneceğim deyip, hem de istek gelmesini beklerseniz.. o istek hiç gelmez ..

Açıklamaları okuyun, resimlerdeki alıştırmaları yapın.. ve ben öğrenmek istiyorum deyin.. Allah yardım eder, Kuran okumak yeryüzündeki en büyük mutluluklardandır..  okudukça, okumak isteyeceksiniz.. öğrendikten sonra..

1) İlk önce harfleri tanıyoruz (dikkat etmemiz gereken 3 tane H harfi var.. üzerinde nokta olmayan H boğazdan, üzerinde nokta olan, genizden hırıltılı, en aşağıdaki H yorgun, göğüsten sesi çıkarıyoruz..  Z harfi Üç tane.. Zel: peltek ve incedir , Ze keskin , Türkçedeki gibi.  Zı ise kalındır ve peltek çıkar.. z harflerinin üzerinde hep nokta vardır.. 
 Harfleri kendinizce şekillere benzeterek de tanıyabilirsiniz.. Örneğin: Nun harfi, nala benziyor, Ra, rahat, Vav sonsuzluk, Şın ve Peltek Se kelimenin ortasında birbirine benzer, şenin altı tırtıklı , Se de ise ikiye ayrılmıştır sadece  .. , Harfleri ezberlemeyin, ancak şekillere benzeterek hafızanıza alın..

dipnot olsun: Kuranda kef harfi ince harftir: ke diye okunur . Gaf harfi kalın harftir: ga diye okunur. 

 yardım almak istediğiniz bir durum olursa da yoruma yazabilirsiniz kardeşlerim)




Kuran Harflerinin Okunuşu Fatih Çollak 


( yukarıda hazırladığım gibi gruplara ayırabilirsiniz öğrenmek için ve mutlaka yazarak çalışın )



2) Sonrasında  üstün, esre ve ötreli olarak okumayı öğreniyoruz..

 Üstün: kalın harflere a-ince harflere e sesi veriyor. (harfin üzerindeki yatay çizgidir )
Esre; kalın harflere ı –ince harflere i sesi veriyor. (harfin altındaki çizgidir )

Ötre; kalın hafrflere u- ince harflere ü sesi veriyor. (harfin üzerindeki kurdele şeklindeki işaret )

Örneğin; Elif harfi; üstün, esre ve ötreli okunuşu (e-i-ü)
Be harfi; BE-Bİ- BÜ olarak okunuyor  resimde görüldüğü üzere..altına ve üstüne gelen harekelerle.





3) Daha sonra; kelimelerin başta ortada sonda bulunma şekillerini öğreniyoruz. (Dikkat ederseniz, harflerin başta sonda ve ortada hep yarısı var, Kurana geçince de, harflerin yarısını gördüğümüzde tanıyoruz ayrıca noktalarından harfi çıkarıyoruz.. öğrenene kadar, sonra hafızaya alıyoruz ..
Örneğin harfin altında tek nokta görünce: onun BE harfi olduğunu biliyoruz, harfin üzerinde iki nokta görünce: TE harfi , harfin altında iki nokta görünce YE harfi olduğunu biliyoruz.. TE harfinin noktaları: tepede _____ YE harfinin noktaları yerde diyebiliriz.. karışmaması için..

(Gerçek yaşamdan Allah'a Yöneliş ) ALLAH İZİN VERİRSE, AÇMAZ DENİLEN ÇİÇEK AÇAR..





Cenab-ı ALlah  buyuruyor ki: 

Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın, O'nun yolunda cihad edin ki, mutluluğa erebilesiniz. Maide- 35


Allah ki, O'ndan başka gerçek ilah yoktur; her zaman diridir. Bütün varlıkların tek yöneten ve gözeteni O'dur. Ne uyuklama tutar O'nu, ne de uyku. Yeryüzünde ve göklerde ne varsa hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan kendisinin yanında kim kime şefaat edebilir? O yarattıklarının geçmişlerini ve geleceklerini bilir.
 Oysa O dilemedikçe, insanlar O'nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun sonsuz kudret ve egemenliği gökleri ve yeri kaplamıştır. Göklerde ve yerde olanların tümünün korunup desteklenmesi O'na ağır gelmez. Gerçekten yüce ve büyük olan yalnızca O'dur. Bakara 255 

----

Her şey Cenab-ı ALlahın izini ile, bizler izin verdiği kadarını bilebiliriz, anlayabiliriz..
Ancak vesile aramak farz.. sebepler bizler için, Allah ol der ve olur.. Allah'a yönelmek istiyorum dersiniz de Allah Kendine yöneltmez mi?