Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

14 Ekim 2015

İlim yolunda Hocaya saygı !


Bugün bir ALLAH dostu kardeşimizi ziyaret ettik..Yaşça küçük olmasına rağmen Allah sevgisine, ilmine hürmet amaçlı sohbetine katıldık.. Allah razı olsun yaydığı ışıktan..
Hoca hanım sohbetinde anlatıyor.. ben diyor hocamın ve hocalarımın karşısında asla konuşamam, bakmayın burada sizlere vaaz ettiğime..


İlim talebesi insan, kendisine bilgi veren insanın yanında edepten susar hürmet eder.. biz bugün bulunduğumuz yere, o hocamıza gösterdiğimiz saygı, sevgi sayesinde geldik.. o ki beni dünya hayatından kurtardı.. ya dünyaya aldansaydık ( mu manada.. )


                 ( Özbekistanlı bir kardeşimiz Kuran öğreniyor )

Daha önceki bir yazımda da anlatmıştım hatırlarsanız..
Hz. Mevlana, ziyaretine gelen bir genci kendi oturduğu makamına buyur eder, kendisi de gencin karşısına geçip iki dizi üzerine yere oturmayı tercih eder.
Çevredekiler Mevlânâ'nın makamını bir gence terk edip karşısında hürmetle diz çöküşünü fazla bularak bunun sebebini sorarlar.
O da özetle, hafız olan gencin kalbindeki Kurana saygı gösterdiğini ifade eder.. ve siz der yerde kuran yazılan bir ayeti görünce yerden alıp kaldırıyorsunuz ben niye bu gence hürmet etmeyeyim ( mu manada )
Görüyor musunuz Hz Mevlana’nın hürmeti ni?  

Allah dostlarının yaşamlarına baktığımız zaman.. her birinin elinden tutan hocaları vardı.. ve hepsi de hocalarından yeri geldi azar işitti, hatta küçümsendi.. ama tabii ki, bunların hepsi onların Alah’a yaklaşmaları içindi.. ama hiçbiri de saygıda kusur etmedi..  edepsizce laf etmedi.

Ögüt verildiğinde nasil cevap vereyim de kendimi hakli çikarayim diye bakmadilar edeple sukut edip dinlediler. 

Zaten böyle bir söz edilseydi ne Gazali Gazali olurdu, ne Yunus Hak aşığı Yunus olurdu.. ne de diğerleri..  bir yazımızda da anlatmıştık, Azizi Mahmud Hüdayi Hz leri sokaklarda ciğer sattı, hocasının isteği üzerine.. ve nefis daha da kırılsın diye.. tuvalet temizlettirdi.. hiçbirine ses etmedi..
Niye? Çünkü o ALLAH dostu biliyordu hocasının onun ahireti için elinden tuttuğunu..

O Allah dostları, hocalarının kapılarını dahi çalmaz, çıkmalarını beklerlerdi.. Hocalarına saygıda edepte kusur ederlerse, ilimden , feyizlerinden faydalanamayacağını bilirlerdi..
Mecbur kalmadıkça suâl sormazlar, dinlerlerdi.. Hocasından hoşuna gitmeyen bir işi görürse, kötü düşünmezdi. Hz. Musa ile Hz. Hızırın kıssasını hatırlarlardı.

Bir alıntıya yer vermek istiyorum… ( Mektubattan ..)

Abdullah-ı Ensari Hirevi hazretlerinin (Ya Rabbi! Dostlarını öyle yaptın ki, onları tanıyana sana kavuşuyor, sana kavuşamıyan onları tanımıyor) buyurduğu gibi, Hak teâlânın rızasına kavuşmak için hocasının rızasına kavuşmayı, talebe kendine şart bilirdi. Hocasının kıymetini bilir, ona tam teslim olurlardı..


Talebe edeblerden birkaçını yapamadığı için üzülürse ve edebleri yerine getiremezse, yani uğraştığı hâlde başaramazsa affa uğrayabileceğini, aksi takdirde edebleri gözetmez ve bundan dolayı üzülmezse, hocasının feyz ve bereketlerine kavuşamayıp helak olacağını bilirdi. 
Talebe bilirdi ki, hocasının her işi, kendisine iyi ve güzel görünmedikçe, onun yüksekliklerden hiç birine kavuşamaz. Hocasına sevgi ve bağlılığı olmakla beraber, içinde ona karşı kıl kadar bir beğenmemek bulunursa, bunu felaket bilirdi. 
(Mek. Rabbanî)

Hz. Alinin, Bana ilimden bir harf öğretenin kölesiyim  buyurması, hocaya hürmetin önemini göstermektedir.  Tabii bir harften kasıt, ilim adına öğrenilendir..
İmam-ı Şafiî hazretleri, bir çobanı görünce ayağa kalkar. Yanındakiler;
 Bu çobana hürmetinizin sebebi nedir? diye suâl edince,
Bu zat, bana kitaplarda bulamadığım ilimden bir meseleyi öğrettiği için, yani benim hocam olduğu için hürmet ediyorum  buyururdu.


Allah buyuruyor: 
Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte ol. Dünya hayatının zînetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme. Kehf- 28

Resulullah as'ın duası duamız..

Allahümme’rzuknî hubbeke ve hubbe men yenfeunî hubbuhu ‘indeke.

“Allah’ım! Bana kendi sevgini ve Senin yanında sevgisi bana fayda verecek kimsenin sevgisini ver.” (Tirmizî, “Daavât”, 73)

Her nereden okunuyorsak, ışık olsun inşaAllah..


Gülümce .. 14-10-2015

9 Ekim 2015

Dava Adamanın Özel Hayatı Olmaz

Ali Ulvi Kurucu Hatırlar setini okuyorum.. ara ara da paylaşıyorum.. Orada ALlah dostlarının güzel ahlakını gördükçe, özverisini vefasını gördükçe zaman zaman da gözyaşlarıma hakim olamıyorum..
Mesela, Eğinli Hacı Hafız Hasan Efendinin hikayesi bunlardan biri.... Kendisi Medine'de yaşayan bir ALLAH dostu.. ( o zamanlar )
Yarın için verilmiş icazet merasimi için bir sözü var.. lakin, evladı gece vefat ediyor.. Hanımdan müsaade isteyip, verdiği sözü tutmak üzere Kuran okuyacağı yere varıyor.. Görevi bittikten sonra, hane halkı yemeğe kalmalarını ısrar ediyorlar.. fakat gitmesi gerektiğini belirtiyor.. çok ısrar edince sebebi anlatıyor.. Nasıl yani hocam diyorlar cenazeniz var ama buraya mı geldiniz?
Cenaze benim oğlumdur bekler.. ancak burada verilmiş bir sözüm var, gelmesem demez misiniz?
Resulü zişana komşuluk yapmış bir Eğinli hoca sözünde durmazsa kime inanılır? (bu manada )
Buradan da görüyoruz ki, hayatını ALLAH'a adamış dava adamının (mümin, mümine ) özel hayatı diye bir durum söz konusu değil.. Onlar görevdeler.. her durumda Allah'a verdikleri sözleri yerine getiriyorlar.. Kendilerini anlatmayıp, ALLAHın dinine davet ediyorlar..


Ali Ulvi Kurucu Hatıralar (2) kitabından.
Tebliğde yaşanan zorluklar da güçlü imanın göstergesi.. .Kitabın kapağını belki de bir vefa borcu ile.. ALlah razı olsun duası ile kapatıyorum...
Kula Teşekkür etmek, ALlah'a teşekkür etmektir hadisini de hatırlayarak..


Tebliğ ile Gaflet içindeki insan gösterilen yoğun çaba ile dünya hayatının aldatıcılığını fark edip Allaha yönelebiliyor.. O güne kadar ALLAH'dan uzak iken bir anda perde kalkabiliyor.. Tabii hepsi ALLAhın dilemesi ve gücü ile.. Kullarını da samimiyetine binaen vesile ediyor..
Lakin, Allah dostlarının çabalarına karşılık zerre kadar bir beklentileri yok..
Kuranda bildiriliyor..
"Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." (Şura, 23)
Sevgi nedir? vefadır.. bir ALLAh razı olsun duasıdır..

“Ben gerçekten ‘Müslümanlardanım’ deyip salih amel işleyip Allah’a çağıran kimseden daha güzel sözlü kim vardır? Fussilet- 33 ayet


Gülümce Yıldız

1 Ekim 2015

ÇALIŞIYORUM, İŞ YERİNDE NASIL NAMAZ KILACAĞIM?


Çalışırken namaz kılınmaz .. ya da sadece evde oturanlar namaz kılar diye  bir şey yok kardeşlerim..
Yaşıyoruz, hayatımızı idam ettirmemiz için, çalışmamız da gerekiyor ..  ancak,   iş yerinde namazı kılmayayım, eve gidince kaza yaparım diye bir durum söz konusu değil..
Allah hangi ayetinde çalışanlar namaz kılmasın buyuruyor? 
Çağıran kim? ALLAH değil mi?

(bu kardeşimiz de çalışıyor, sen ondan daha mı zor durumdasın? )

Ezanı duyup da, kayıtsız kalmak ben Müminim diyen insana yakışır mı?
Yeryüzü bize mescid kılınmış.. yer bahanemiz olamaz.. zaman bahanemiz de olamaz..  bir namaz vakti, en fazla on dakika.. hiç mi on dakika ara vermiyorsun gün içinde?
On dakikalık vakit yoksa, beş dakikada sadece farz kılınabilir..

İnsan yeter ki Rabbinin emrinden yüz çevirmesin..
Tek bir vakit çok ama çok önemli.. 

Ayrıca nedir ALLAHın rızasını arkaya almaya sebep?
Etraftaki namazdan yüz çeviren insanların ayıplaması mı?
Allah’ın emrinden yüz çeviren insanların ayıplaması hiç önemli değil..


Etrafta hiç kimse namaz kılmayabilir, herkes dünyaya aldanmış olabilir..ama sen kendinden sorumlusun..
O kabre girince.. aldandım demek var.. keşke arkadaşlarıma uymasaydım, keşke onlardan utanmasaydım demek var..

Allah ayetinde buyuruyor ki:
"Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim." Furkan Suresi- 28 ayet

BEN OLSAM O SECDEYE GURURLA GİDERİM, GİDERKEN ETRAFTAKİ İNSANLARI DA  DAVET EDERİM, SİZİNLE BİRLİKTE O SECDEYE GELMEYENLER UTANSIN..



Cenab-ı ALLAH insan fıtratını, dini yaşayınca mutlu olacak şekilde yaratmış.. merak etmeyin size katılmayan insanlar.. söylemese de içlerinde mutlaka  eksiklik hissedecek ve vicdanen rahatsız olacaklardır..
Siz öncü olun..  Allah öyle büyük ki, hiç ummadığınız insanlar.. Rabbin davetine icabet edebilirler..

Ama önce siz kendiniz namaz bilincinde olun.
Allah buyurdu mu, aması lakini olmaz..
Çalışıyorum bahanesi olmaz.. olmamalı da.
İsteyince insan neleri yapmıyor ki?

13 Eylül 2015

Kuran'a Hürmet !




Kur'ana Hürmet.. ( çok önemli )
Kuran başı açık okunur mu? 
Kuran-ı Kerim'i okumak bir ibadettir. Her ibadetin kendine ait bazı edep ve kuralları vardır. Kuran-ı Kerim okurken başın açık bulunması Kuran-ı Kerim'e hürmetsizliktir. İçerisinde Kuran okunan ve Kuran hakikatleri anlatılan bir ev meleklerle dolu manevî bir mescid gibidir.
 Gayr-i Müslim insanlar dahi camilere girerken başlarını kapatıp edebe uygun hareket etmeye çalışırken Müslüman olan bir kimsenin başı açık bir şekilde Kuran okuması veya Kuran okunan ortamda bulunması elbette edebe aykırıdır.
Kur'ân'ın okunması sırasında melekler iner..
Useyd ibn Hudayr (ra) şöyle dedi: Bir kere Useyd gece vakti el-Bakara Sûresi'ni okuyordu. Atı da yanında bağlanmıştı. Kurân'ı okuyorken birden at deprenmeye başladı. Useyd sustu. O susunca at da sâkinleşti. Useyd tekrar okumağa başladı. At yine şahlandı. Useyd sustu, at da sâkinleşti. Bundan sonra Useyd bir daha okumağa başladı, at yine hırçınlaştı. Useyd de artık vazgeçti.

 Useyd'in oğlu Yahya ise ata yakın bir yerde (yatmakta) idi. Atın çocuğa bir zararı dokunmasından endîşe ederek, çocuğu geriye çekti. Bu sırada başını kaldırıp göğe baktığında (beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi birtakım şeylerin parlamakta olduklarını gördü de) nihayet onu göremez oldu.
Sabah olduğunda Useyd, Peygamber'e bunu söyledi. Peygamber ona:

— "Oku ey Hudayr oğlu, oku ey Hudayr oğlu!" dedi,
Useyd:
— Yâ Rasûlallah, atın Yahya'yı çiğnemesinden endişelendim. Çünkü çocuk ata yakın bir yerde idi. Başımı kaldırıp çocuğa gittim. Başımı göğe doğru kaldırdığımda, beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde kandiller gibi birçok şeylerin parlamakta olduklarını gördüm. Artık bu beyaz gölge tabakası içindeki ışıklı parlak cisimler manzumesi göğe doğru çekilip çıktı. Nihayet onu görmez oldum, dedi.
Peygamber (asm):
— "Bilir misin onlar nedir?" buyurdu. Useyd:
— Hayır, dedi. Peygamber:
— "Onlar meleklerdi, senin Kur'ân okuyuş sesine yaklaşmışlardı. Eğer okumaya devam etseydin, sabaha kadar seni dinlerlerdi. İnsanlar da onlara bakarlardı. Onlar insanların gözünden gizlenemezlerdi" buyurdu.
Râvî İbnu'l-Hâd: Bana bu hadîsi Abdulah ibn Habbâb, Ebû Saîd el-Hudrî'den, Useyd ibnu Hudayr'dan tahdîs etti, dedi. (Buhari)

9 Eylül 2015

Kıldığımız ya da kılmadığımız namazlar Levhi mahfuzda kayıtlı !





Tüm namaz yazılarımızda anlattığımız gibi namaz kılmak ALLAHın çağrısına cevap vermektir..
O çağırınca, işi gücü bırakıp secdeye gitmektir.. 

Geldim ALlahım geldim, Sen çağırdığın için geldim demektir..
Hangi iş ALLAHın davetinden önemli olabilir ki?


 İman eden herkes Allahi cok seviyor bu bir gercek.. lakin insanlar itaat etmeyince ... bu sevgide eksiklik olduğu ortaya cıkıyor.. en basit örnek.. evladiniz sizin cagriniza cevap vermedigini dusunun.. ya da sizin annenizin cagirip durdugu halde.. ornegin tv basindan kalkmadiginizi.. insan annesini cok sever de.. hic istifini bozmaz mi? Bozar degil mi.. yurek elvermez.. 

Pe ki ya Allah.. Guzel Allahimiz incinmiyor mu ? Bes vakit bizi cagiriyor..  ama gitmiyoruz.. (gitmeyenlere sozum ) ben yaziyor gorunsem de.. Allah izin veriyor.. 
Onun gucu.. bu yazdiklarimı okumakdaki hikmeti de dusunelim.. Ben olsam.. Allahi incitmem..  Bekleyenin yuceligini dusunur ve dooogru abdest almaya giderim..

Yaşamını ALLAH'a adayan, dünyevi makamlardan vazgeçen nice Allah dostları var.. ebediyete intikal eden ve hali hazırda yaşayanlar..
Onlar canlarını dişlerine takıp Allah ALlah diye kalpleri atarken nedir bu gaflet kardeşlerim?


Hepimiz ALLAHa kul olmak için yaratılmışken, nedir bu naz, nedir bu niyaz? 
Namaz kılsam mı? kılmasam mıyı düşünüyoruz..

Yaşam ALLAH için olmayacaksa, niçin var diye düşünelim
Acaba sadece yemek içmek eğlenmek için mi yaratıldık?

Ben ezan okuduğunda düşünüyorum.. 
Rabbim diyorum hepimizi çağırıyor, ama bazı kullar nasıl da rahat rahat umursamadan devam ediyorlar yaşamlarına..
Hiç mi düşünmezler , ALLAHı incittiklerini..
ve dahası nasıl yürekleri elveriyor...

Sözün özü kardeşlerim.. ALLAHı incitmeyin.. 
Cenab-ı ALLAH affedicidir.. bir içten tevbe ile hemen başlayın.. yarın geç olabilir.. Secdeye giderek eğilin, eğildikçe maneviyatın güzelliklerini yaşayacak.. eğildikçe hiçliğe doğru uzanan bir hayatın içinde kendinizi bulacaksınız..


Dahası vicdanen çok huzurlu olacaksınız.. ALLAHı incitmediğiniz için.. Bir de namaza alıştınız mı, artık kıldıkça kılmak isteyecek secdeleri çoğaltacaksınız inşaALLAH..

(Namaz kılamıyorum, diyen kardeşlerime ışık olsun inşaALLAH)

Gülümce ..09-09-2015




7 Eylül 2015

Kitap Tavsiyemiz: Ali Ulvi Kurucu Hatırlar (yazar: M. Ertuğrul Düzdağ )

Sevgili dostlar.. sizlere hayata bakışınızı değiştirecek 4 cilt kitaptan oluşan muhteşem bir seti tavsiye etmek istiyorum..


Bir kardeşimizin Rahmetli Ali Ulvi Kurucu 'ya ait şu anıyı paylaşması ile bu kitaplarla tanıştım..


 Ali Ulvi Kurucu şöyle anlatır:1991 senesinde Medîne-i Münevvere’de terâvih namazı kılıyorduk.
İmâm Şıh Eyyûb idi. Ürdün’lü yaşlı bir baba ve iki oğlu önümde namaz kılıyorlardı.
İmam, bayâtî makâmında çok hazin bir sesle Şûrâ sûresinin başından okumaya başladı:
“Hâ. Mîm. Ayn. Sîn. Kaf. Azîz ve hakîm olan Allah, sana ve senden öncekilere işte böyle vahyeder. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. 
O yücedir, uludur. Neredeyse yukarılarından gökler çatlayacak!
Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzündeki (mü’min)ler için mağfiret diliyorlar. İyi bilin ki Allah çok mağfiret eden, çok merhamet edendir.”
(Şûrâ, 1-5)

İmâm 5. âyeti okuyunca önümdeki ihtiyar birden yere düştü…
İki oğlu selâm verip yandaki bidondan zemzem getirdiler. Saftaki insanlar da “Acaba öldü mü?” diye endişelendiler.
İhtiyar zât, oğullarına:“Namazınıza devam edin!” diye eliyle işaret etti. Onu sağ tarafına yatırdılar.
Birisi, abasını çıkarıp başının altına koydu. İhtiyar bir taraftan ağlıyordu. Namaz bitince herkes:“
–Geçmiş olsun, geçmiş olsun!” deyip gittiler.
Ben kaldım.
İhtiyar, için için, sessiz sessiz ağlamaya devam ediyordu.
Yaklaştım:“
–Geçmiş olsun amca, hayırdır inşallah” dedikten sonra yavaşça ve nezâketle sordum:
“–Amca, âyet-i kerîmeden mi müteessir oldunuz?
Hz. Ömer efendimize de böyle olmuştu. Birisi«Ve’t-tûr» sûresini okuyormuş, Hz. Ömer de böyle düşüp bayılmış.”
Ben böyle deyince ihtiyar amca ağlayarak şu cevabı verdi:
“–«Melekler de Rablerini hamd ile tesbih ediyorlar ve yeryüzündeki (mü’min)ler için mağfiret diliyorlar.»
Şıh Eyyûb bu âyet-i kerîmeyi okurken, baktım, mihrapta Peygamber-i Zîşânı gördüm:
«–Melekler ümmetime dua ederler, istiğfar ederler de ben etmem mi?» diyor, mihrapta dua ediyordu…
Gözümün önünde öylece tecellî etti; dayanamadım, ayaklarım taşıyamadı, yere yıkıldım.”
M. Ertuğrul Düzdağ, Üstad Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar
***



Kutsak topraklara gidenler bilir..  Medine'den Mekke'den gelen en ufak bir rüzgar yetiyor oralara gitmek için.. Bu anlamda Medine anlarını anlatan Ali Ulvi Kutluca kimdir diye araştırdım..
Kendisinin 1938 li yıllarda Medine'ye gidip.. geri kalan ömrünü o kutsal topraklarda geçiren bir ALLAH dostu olduğunu öğrendim.. bu sefer o anıların anlatıldığı kitaplara ulaşmak için araştırma yaptım..
Ne yazık ki, sitelerde reklamı olmasına rağmen ben kitaplara ulaşamadım.. bitmişti..
Nihayetinde  gonca kitap yayıncılıkdan  temin ettim.. http://www.goncakitap.com.tr/ali-ulvi-kurucu-hatiralar-4-cilt-pmu1234

Gonca kitap yayıncılığa işlerinde göstermiş oldukları titizlik için ayrıca teşekkür ediyorum..  Allah razı olsun.. 

Bu kitap seti yakın tarihimizi anlamada bir şifre çözücü olduğu gibi, okuyucuyu kendilerinden örnek alacağı yüzlerce ahlak ve gönül insanı şahsiyetlerle tanıştırarak davranış rehberi, yol gösterici de olacaktır..

Bizleri böylesine mükemmel bir kitapla buluşturan Sn. M. Ertuğrul Düzdağ hocamızdan ALLAH razı olsun.. 2002 yılında vefat edip cennetül bakinin misafiri olan  Ali Ulvi Kurucu hocamızı da Allah rahmeti ile sarsın.. Bize de cennetül Bakayi nasip etsin Rabbim..

Gulumce..


23 Ağustos 2015

Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan mı?





Buradaki şeyhten kasıt son zamanlarda kullanılan herhangi bir tarikata cemaate girmek.. girmeyenlerin ise yoldan sapacağı anlamında ise.. Şeyhi olmayanın şeyhi şeytan demek doğru değil tabii ki..!

Cenab-ı ALLAH çok büyüktür..  bir adım gidene yolları açar, bin adım gelir..  Bu bir Hak dostunun sözü de  olur.. herhangi bir resim de.. O zamana kadar gaflet perdeleri ile yaşayan bir insan.. tek bir söz ile Allaha yönelebilir.. Namazında, Kuranında, tesettüründe.. dahası Kuranı yaşamayı ilke edinip.. dosdoğru yola erişebilir..

Peygamberler birer mürşittir, yol göstericidir.. 
Alimler, veliler  birer yol göstericidir.. Onlar ALLAhın kitabına, Resulün sünnetine yapıştıkları için.. ve bizzat da Hakkı yaşadıkları için.. insanlara örnek teşkil edip, Hakka ulaşmaya vesile olurlar..

Cenab-ı ALLAHın kullarını veli seçmesi önder yaparak  bu nur ile taçlandırması Cenab-ı ALLAH’a yürekten bağlanıp şükreden kulların nasibidir..

Allah ayetlerinde buyuruyor:
 Sabredip ayetlerimize kesin olarak inanmalarindan oturu, aralarindan, onlari buyrugumuzla dogru yola goturen onderler yaptik. Secde- 24 ayet 

İbrahim O'nun nimetlerine şükrediciydi. Allah onu beğenip seçmiş ve doğru yola iletmişti. Nahıl- 121 ayet

Samimiyetle dini yaşayan ALLAhın velileri bu konuda örnek teşkil eder.. bir insan tek başına nasıl yol alacağını bilmiyorsa.. şeytana uyabilir.. Peygamber, sünnet, fıkıh bilmeden yanlışa gidebilir.. bu anlamda doğrudur.. mürşitler rehberlik yaparlar..

Lakin .. mutlaka bir tarikat şeyhine intisap edilecek, edilmezse.. şeytana uyar manası çıkarmak doğru değil..

Yukarıda da dediğim gibi, Allah bir adım gidene on adım gider.. Yürekten isteyene kapısını açar.. Hak yola  girmek mutlaka tarikata bağlanmakla olur demek yanlıştır.. 


Buna en güzel örnek , yakın zamanda kalbini ALLAh’a açan bir kardeşimiz.. sabahın  dördünde yazılarımızla karşılaşıyor.. ve Rabbimiz  dünya hayatının geçiciliğini idrakını veriyor..
Dün dünya aldanan kardeşimiz, bugün namazında, tesettüründe.. dahası  etrafındaki sahte dostlar ile nasıl dünyaya aldandığını ve boşa yaşadığını söylüyor..
Allah son nefese kadar şevk ile daim eylesin..

Demek ki.. Hak yolu bulanlar mutlaka şeyh ile bulacak gerisi şeytana uyacak diye bir durum yok!

O zaman tarikata girmeyenler.. yanlış yolda gibi bir mana çıkar.. ya da tarikatta olmayanları küçümsemek, haddi aşmak olur.. Resulullah (as)'ın kalbini mi yardın hadisini hatırlayalım..
Ayrıca şeyh sıfatı, insanların  verdiği bir isimdir.. Kuranda Salihlerden , velilerden bahsedilir..