Google+ Üyeleri

Öne Çıkan Yayın

NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !

Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...

4 Ekim 2013

TESLİMİYET ve HZ İBRAHİM (AS)



Teslîmiyet, kalbin bir fiili olup Allâh tarafından haber verilen hususlarla alâkalı şüphelerden, ilâhî emirlere ters düşen nefsânî arzulardan, ihlâsla bağdaşmayan isteklerden, ilâhî takdîre ve şer'-i şerîfe îtiraz illetinden kurtulmak demektir.

Teslîmiyet hâli, ancak itmi'nân derecesindeki bir îtimad duygusu sâyesinde gerçekleşebilir.
 Bu ise îtimâd edilen varlığın, her yönden kendisine güvenilebilecek bir vasıfta olmasını gerektirir. Dolayısıyla teslîmiyeti yalnız Allâh'a hasredebilmek için öncelikle;


–Bütün güç ve kudretin sâdece Allâh'a âit olduğuna,
–O'nun izni olmadan hiçbir varlığın fayda ya da zarar vermeye güç yetiremeyeceğine,
–Her şeyin fânî, ancak O'nun bâkî olduğuna,
–Her şeyin O'na muhtaç, O'nun ise hiçbir şeye muhtaç olmadığına,
–O'nun bir benzerinin de bulunmadığına kalben îmân etmek ve bu îmânı itmi'nân derecesine ulaştırmak gerekmektedir.
Bu sebeple kulun Allâh'a teslîmiyeti, Allâh hakkındaki bilgisi ve O'na olan îmânı nisbetindedir. Teslîmiyet, kulluğun özünü oluşturması bakımından kalbin Allâh'a olan en mühim yönelişidir. Bu yöneliş îmânla başlar, mârifetullâh arttıkça o da artarak devâm eder.

Hakk'a teslîmiyetin en güzel misâllerinden birini Hazret-i İbrâhîm -aleyhisselâm- sergilemiştir. Nitekim O'nun kalbinde Allâh'tan başka hiçbir şeye yer yoktu. Fakat melekler:
“–Yâ Rabbî! İbrâhîm'in canı, evlâdı ve malı var! Sana nasıl «Halîl» (dost) olabilir?!” demişlerdi.
Allâh Teâlâ da, üç yerde O'nun îtirazsız teslîmiyetini meleklere göstermişti. Bu imtihanlar ve neticeleri, kıyâmete kadar ümmete misâl olacaktır.
İbrâhîm -aleyhisselâm-, ateşe atılacağı zaman melekler yardımına gelmişti. 
Ancak O:
“–Size ihtiyâcım yok! Ateşe, yanma gücünü kim vermiştir?” demiş ve «Allâh ne güzel vekîldir!» diyerek Rabbine sığınmıştı.

O'nun bu teslîmiyetinin mükâfâtı olarak ateşe:
“–Ey ateş! İbrâhîm'e serin ve selâmet ol!” buyrulmuştu.
Yine baba-oğul bir teslîmiyet fezâsında biri kurban etmeye, diğeri ise kurban edilmeye giderken, Rablerine olan bağlılıklarını bozmaya çalışan şeytanı müşterek olarak taşlamışlardı. Böylece onlar, teslîmiyetlerinin en son noktasında iken de ilâhî lutuf ile cennetten kendilerine koç indirilmişti.
İbrâhîm -aleyhisselâm-'ın malı da, Cebrâîl -aleyhisselâm-'ın üç defa zikri karşısında ehemmiyetsiz hâle gelmiş:
“Al bunları götür!” demişti.

Balıklıgöl efsanesini bilir misiniz?

İbrahim'in putları kırmasına sinirlenen Nemrut onu ateşe atmış , Tam bu esnada Allah : "Ey ateş, serinlik ve esenlik ol" diye buyurmuş. Hz. İbrahim ateşin üzerine düşer düşmez ateşin yerinde berrak küçük bir göl oluşuvermiş. 
Allah'ın emri ile hazırlanan o devasa ateş bir göle; ateş için toplanan odunlar da balıklara dönüşmüşler. 
Odunlar biraz yanmış oldukları için balıkların sırtında kara lekeler oluşmuş. Varlığına inandığı ve sürekli onu aradığı için Allah, Hz.İbrahim'e "Halilim" yani dostum demiş...


Gülümce araştırma..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder