Cenab-ı Allah nasip ederse, duyulan tek bir cümle gaflet perdesinin kalkmasına neden olur.. O güne kadar duyduğunuz eksiklik belki de tek bir cümlenin içinde saklı olup yaşamınızın anahtarı olup çıkar..
Yürekten gelen Söyleten ile güzel...
Cenneti sırtında taşıyanlara dünya yükü ağır gelmez. GÜLÜMCE YILDIZ. .
YAZILARIMIZI KAYNAK OLARAK LİNK EKLEMEK KOŞULU İLE PAYLAŞABİLİRSİNİZ.
Öne Çıkan Yayın
NAMAZ KILMAK İSTİYORUM AMA, KILAMIYORUM DİYEN KARDEŞLERİME !
Namaz kılmak bir insanın yeryüzünde ulaşabileceği en büyük mutluluk.. Namazda Allah'ın huzuruna çıkıp O'na durumunu arz etmek...
26 Mart 2017
EDEBİN OLMADIĞI YERDE, DİN YAŞANMIYORDUR !
Neden insanlar samimiyetsiz, edep hayadan yoksun diye düşündüğümüzde iki gerçek ortaya çıkıyor..
Birincisi ALlah'tan haya etmiyor. Allah'tan haya etmediği için kullardan da çekinmiyor..
İkincisi de, ahiret gerçeğini unutmuş olması.
Tabii sonuç olarak hepsinin özünde: Allah korkusuna sahip olmaması geliyor.
ALLAH korkusunun özünde ''derin içli sevgi '' var.. Yaradanın sevgisinden mahrum olma korkusu..
Hiç insan sahip olmadığı sevgiyi, kaybetmeye korkar mı?
Sevgisi olsa, ağzından çıkan tek bir kelimede dahi Rabbinin rızasını arar..
Sevgisi yok ki, korkusu olsun.. imtina etsin.
Hesap gününü unutmuş, nefsi ne tarafa çekerse o tarafa gidiyor.. başı boş !!
Ahiret derdi yok..
Akletse zerreden hesap sorulacağını bilip, gece gündüz hatalarına günahlarına pişman olur..
Allah Rasulü (sav) haya ile iman ikiz kardeştir biri giderse diğeri de gider buyuruyorlar.
Haya yoksa iman nasıl olacak?
İnsan istediği kadar nefsini temize çıkarsın.. . böyle iyiyim böyle doğru yoldayım desin.
Eğer başka insanlara zararımız varsa, kendimizi edepli göremeyiz..
Müslüman elinden ve dilinden başkalarına zarar gelmeyen kimsedir (sav)
..Artık kendinizi temize çıkarmayın. Kimin sakındığını O daha iyi bilir. Necm- 32 ayet
İslam dini baştan aşağı edeptir .. edebin olmadığı yerde din yaşanmıyordur .. belki yaşandığı zannediliyordur !
Işık olsun
Gülümce
( Dipnot: Edep ahlak dışı yorumlar, yayımlanmadan online şikayet edilip hukuki işlem başlatılacaktır )
23 Mart 2017
EYÜP SULTAN HAZRETLERİ ZİYARETİMİZ
Bugün ziyaretimiz, hicret sırasında Efendimiz as'ı evinde yedi ay misafir eden sahabe Eyüp Sultan Hazretleri oluyor.. Bahçeden içeri girer girmez maneviyatı hissediyoruz..
Allah Resülü ile aynı yolda yürüyen, Bedir, Hendek, Uhud savaşlarında birlikte cihad eden sahabeyi ziyaret etmek nimetlerin büyüklerinden.. Sevmeyi nasip eden ALlaha sonsuz şükrediyoruz..
Eyüp Sultan Cami hocasının fetvası ile ziyaretimiz başlıyor..
İslamda garipliği anlatıyor..
Caminin yanında o kadar esnaf var diyor.. herkes katılsa bu cami dolup taşar ama nasip diyor Allah Rasulünün dostunu ziyaret etmek .. Yanıbaşındaki insan cemaate katılmıyoR Bursa'dan gelip namaz kılıyor ziyaret ediyor mümin kardeşim diyor.. İşte camilerin garipliği..
İkinci gariplik : Kuran diyor hoca . Bir evde Kuran okunmazsa o evde bereket olur mu diyor ve devam ediyor..Öncelikle evlerinizdeki duvarlardan Kuranları indirip bir açıp bakın sayfalarına.
Kuran sizinle konuşur . Yarın o Kuran sizden şikayetci olacak diyor.
Üçüncüsü.. Zalim eşin hanımı gariptir. Firavunun yanında Allah dostu Asiye yetişiyor işte o hanım gariptir ya da Salih bir erkeğin zalim bir eşi.. o da gariptir diyor.
Dördüncü olarak: değeri bilinmeyen alimleri anlatıyor hoca. Hoca ilmi var ama tanınmıyor, onun konuşması gerekirken etrafındakiler öyle çok konuşuyor öyle çok biliyor ki.. alime sıra gelmiyor.
Ayrıca Allah dostları gizlidir herkes değerini bilemiyor diye anlatıyor..
Sohbetin bir kısmını videodan dinleyebilirsiniz inşaALLAH.. ışık olsun..
İslamda gariplik : Peygamber Efendimiz as buyuruyorlar:
Garipler dörttür: Zalimin göğsündeki Kur'an, içinde namaz kılınmayan mescid, bir evdeki okunmayan mushaf, kötü kimseler arasında bulunan salih kişi. Hadisi Şerif [Deylemi]
Allah razı olsun bu güzel sohbet ile camiye giriyoruz.. İçerisi sanki Medine cennet bahçesi gibi o kadar kalabalık.. Öğle namazımızı kılıp ardından imamın duasından hepimiz nasipleniyoruz.. Ülkemizin birlik ve beraberliğine bütün müminlerin selametine dualar ediyor.. Bülbül sesli müezzinlerin Kuran ziyafetinin ardından Eyüp Sultan Hazretlerinin türbesinden içeri giriyoruz..
İstanbul'u İstanbul yapan Allah Rasülünün dostu, manevi büyüğümüzü ziyaret edecek olmamız heyecanlandırıyor, onur duyuyoruz ayrıca..
İçerisi kalabalık gözyaşları ile dualar ediliyor.. Önce Kutsal emanetlerin olduğu yere gidiyoruz.. Salavatlar okuyoruz.. öyle mahzun mahzun bakıp sırayı arkadan gelene veriyoruz..
Sonra Eyüp Sultan Hzlerinin kabrine doğruluyoruz. Sesli Kuran okunuyor baş ucunda
Sessiz bir çığlık hakim sanki.. Yaşananlar kelimelere dökülmüyor .. davet edilmenin şükrü ile duamızı gözyaşlarımızla yapıyoruz.. . İnşaALlah herkesin kalplerindeki hayırlısı ile kabul olsun , bizi takip eden bütün kardeşlerimizi duamıza katıp bahçeye çıkıyoruz.. Bahçe sanki bayram yeri.. Ziyaret yapanların ikramları.. başka şehirden gelenlerin ayrılışlarının hüznü.. hepsi birbirine karışmış..
Veda etmiyoruz, tekrar tekrar gelmek üzere duası ile ayrılıyoruz.. İnşaALlah okuyan kardeşlerimizin hepsine de nasip olsun Eyüp Sultan Hazretlerini ziyaret etmek..
Her nereden okunuyorsak sevgi ve ışık ile efendim...
Gülümce 23-03-2017
21 Mart 2017
Hubb-i fillah ve buğz-u fillah (Allahın sevdiğini sevmek, sevmediğini sevmemek )
Sevginin kaynağı Rabbimiz.. Müminler yarattıkları
üzerinde sıfatlanan tüm canlılar ve istediği kuran ahlakını yaşayan müminlere
olan sevgisi ile Alah'a olan sevgilerini gösterirler.
Hiç kimse yoktur ki Allah'ı aşk ile sevip, O’nun sıfatlarının
yansıdığı güzelliklere sevgi duymasın... müminlere düşmanlik edene sevgi beslesin.
Ve Cenabı ALLAH buyuruyor ki:
İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan
Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır. (Meryem Suresi, 96)
İnananlar Cenabı Allahı ve birbirlerini çok severler..
Allaha isyan edenlere düşmanlık yapanlara da sevgi
beslemezler. İman da bunu gerektirir.
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan
kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkar ettikleri, Rabbiniz
Allah'a inandığınızdan dolayı Resulü ve sizi (yurdunuzdan sürüp) çıkardıkları
halde siz onlara sevgi ulaştırıyorsunuz. Eğer benim yolumda savaşmak ve benim
rızamı kazanmak için çıktınızsa içinizde onlara sevgi mi gizliyorsunuz? Oysa
ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa
doğru yoldan sapmış olur.
Mümtehine Suresi 1 ayet
Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun,
babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah’a ve
peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah
onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile
desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları
cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı
olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın
tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. Mücadele 22 ayet
Şöyle düşünelim.. Ailenizden birine düşmanlık
yapılıyor bu anneniz olsun, evladınız olsun..
Düşmanlık edene sevgi besleyebilir misiniz?
Hayır dediğinizi duymak çok zor değil..
O halde Allah’ın düşmanlarına da sevgi beslemek mümkün
değil.
Besleniyorsa, doğru yoldan sapmış olunduğunu ayet bize bildiriyor..
Ancak kafir dahi olsa kimseye kötü davranmıyoruz, itham etmiyoruz kalbini incitip onları küçümsemiyoruz. Çünkü kafir dediğimiz yarın Allah'ın izni ile Müslümanlıkla şereflenebilir.
Sevgili Peygamberimiz as "Bir kimse, Allah'ın dostlarını sever,
düşmanlarını düşman bilirse ve Allah için verir ve Allah için vermezse, imanı
kâmil olur" buyuruyorlar
“Cenabı ALlah, Hz.
Musa'ya, "Benim için ne işledin?" buyurdu. O da namaz, oruç, zekat
gibi ibadetleri saydı. "Bunların faydası sanadır. Benim için ne
yaptın?" buyurdu.
Musa Aleyhisselam:
"Ya Rabbi senin için en kıymetli amel nedir?" diye sordu.
Allah-u Zülcelal, "Benim için evliyamı, dostlarımı
sevmek ve düşmanlarıma düşmanlık göstermektir" buyurdu. Hz. Musa, Allah
için olan en kıymetli amelin, ‘Hubb-i fillah ve buğz-u fillah’ olduğunu anladı.
(1/22)Mektubat-ı Masumiyye
Allah'ın sevdiklerini sevmek , sevmediklerini sevmemek böyle büyük nimettir.
Peygamberimiz as'ın "Ey Allah'ım, Bana kendi sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Sana yaklaştıracak olanların sevgisini nasip eyle." (Tirmizi) buyurmaları, bu sevginin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Işık olsun efendim, her nereden okunuyor isek..
Gülümce
21-03-2017
4 Mart 2017
ARAPÇA ÖĞRENMEK İSTİYORUM DİYENLERE TAVSİYE ! (Kuran Arapçası )
İlk ayet ''Oku, Yaradan Rabbinin adı ile '' (Alak Suresi )
Oku diyen ALLAH, neden okumadın? neden düşünmedin diye sormaz mı kardeşlerim?
Bakın Kuranda hep düşünmemiz isteniliyor..
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 17)
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 22)
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 32)
Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı? (Kamer Suresi, 40)
Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi? (Vakıa Suresi, 62)
Okuyamadığımız Kuranı nasıl düşüneceğiz ?
Okuyup tefekkür etmek ve hayata geçirmemiz için daha neyi bekleyeceğiz acaba?
Bugün yarın diye diye erteledik.. Önümüze gelen magazin programını izledik, gazeteler okuduk , belki bir kaç fakülte bitirdik.. ama nedense hiç aklımıza gelmedi.. acaba Rabbim Kuranda bize neyi anlatıyor? bize nasıl yol gösteriyor demeyi.
Allah buyuruyor kardeşlerim:
O, size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. İçten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Mü'min Suresi, 13)
Eğer okumuyorsak, merak etmiyorsak.. bir adım atmaya üşeniyorsak düşünelim..
Kuran o kadar canlı ki.. okuyanlar bilir, sürekli Kendine çağırır.. Şu işim bitse de bir an önce Kitabımı okusam dersiniz. Müslümanız elhamdülillah.. Bilmeyen okumak istiyor, bilen okudukça okumak istiyor.. böyle işte sürekli Kendine davet ediyor Kuranımız.
Anlamını bilmediğimiz halde, okurken, dinlerken dahi etkileniyoruz değil mi?
Peki ya manasını bilirsek.. içinden bir kaç kelime olsun anlayabilirsek yürek titremez mi? gözyaşları için için akmaz mı kardeşlerim?
Hem de nasıl akar. Biz azmedelim Kuranın öğreticisi ALLAH.
Kuran arapçası öğrenmek istiyorum diyenler için çok güzel bir blog site tavsiye edeceğim.
Dersleri sırası ile takip edeceksiniz..
Ders ders okuyup, Kuran sayfaları üzerinde öğrendiklerinizi işaretleyerek öğreneceksiniz. Ayrıca bilmediklerinizi sorabilirsiniz.
İnşaALlah ışık olsun kardeşlerim. Ertelemeyin, erteleyenler helak oldular hadisi şerifin hatırlayın.
Kuran Arapçası Öğrenmek için mutlaka bloğa girip bir adım atmanız gerekiyor. Etrafta çokça çalışma vardır fakat özenle çalışılmış, kolay yöntemle Kuran Arapçası için.. bu bloğu tavsiye ediyorum kardeşlerim. Günlük arapçadan farklı olarak Kuranımızı anlamaya yönelik.
Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için teşvik, metod
Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 1. Ders
Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 2. Ders
Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 3. Ders Önemli
kelimeler
Arapça öğrenmek istiyorum diyenler için 4. Ders Zamirler
Site Ana sayfa:
Biz derslerin bir kaçını paylaştık.. sitede tamamını bulacaksınız Emeği geçenlerden Rabbimiz razı olsun. Hayırlara vesile etsin.. Kuranı anlayarak okumak, nasip olsun cümlemize İnşaALlah
Gülümce (04-03-2017 )
27 Şubat 2017
Hz.İsâ' (a.s)nın ahmaktan kaçışı
“Bir gün Hz. İsa (A.S.) aslandan kaçarcasına bir dağa doğru koşuyordu. Birisi arkasından koşup dedi ki: ‘Hayrola peşinde kimse yok, neden böyle kuş gibi kaçıyorsun?’
Hz. İsa, öylesine hızlı koşmaktaydı ki acelesinden cevap bile veremedi. Adam, bir müddet Hz. İsa’nın peşinden koştu, ardını bırakmayıp bağırdı: ‘Allah rızası için bir an dur, neden kaçıyorsun. Merak ettim ey kerem sahibi!’
Hz. İsa dedi: ‘Bir ahmaktan kaçıyorum. Yürü benim yolumu kesme, kendimi kurtarayım.’
Adam dedi ki: ‘Körün gözlerini, sağırın kulağını açan, gayb efsunlarını bilen, o efsunu ölüye okuyunca dirilten mesih sen değil misin?’ Hz. İsa: ‘Evet, benim’ dedi. Adam: ‘Peki öyleyse ey tertemiz ruh, dilediğini yaparken kimden korkuyorsun?’
Hz. İsa dedi ki: ‘İnsanı eşsiz, örneksiz yaratan, canı ezelden halk eden Allah’ın tertemiz zatına hamdolsun.. O afsunu, o ism-i Azam’ı köre okudum gözleri açıldı, sağıra okudum kulakları duydu. Taş gibi dağa okudum yarıldı göbeğine kadar, hırkasını yırttı. Ölüye okudum dirildi, hiç bir şeyi olmayan, vücudu bulunmayan şeye okudum meydana geldi. Fakat ahmağın gönlüne yüzbinlerce kere okudum fayda vermedi, adeta bir kaya kesildi. Ondan bir şey bitmesine imkan yok,’
Adam, ‘Allah adının köre, sağıra, ölüye tesir edip de ahmağa tesir etmemesinin hikmeti ne?’
Hz. İsa dedi ki: ‘Ahmaklık, Allah’ın kahrıdır. Hastalık, körlük kahır değil bir düşkünlük durumudur. Düşkünlük, acınacak bir illettir, ona kul da acır, Allah da. Ama ahmaklık öyle bir illettir ki, ahmağa da zarar verir, onunla konuşana da.’
“Hz. İsa nasıl kaçtıysa, sen de ahmaktan kaç! Hava, suyu yavaş yavaş çeker, buharlaştırıp alır ya, ahmak da dininizi böyle çalar alır işte”
Mesnevi 3 cilt
Işık olsun inşaAllah.. Hz İsa as'ın ahmaktan kaçışı
9 Şubat 2017
İSTANBUL EVLİYALARI ZİYARET
Cenabı ALLAHın dostlarını sevmek imandan.. Sevdiren O, Özleten O..
Yağmur, kış demedik bugün evliya ziyaretine çıktık.. Nefes aldık, elhamdülillah.. O mübarek zatların da çağırması ile kapılarına gelip dua ettik.. Mutluluğumuzun tarifi yok, herkese nasip olsun inşaALLAH..
Zembilli Ali Efendin hayatını okuduğumda çok etkilenmiştim .. Bilakis Yavuz Sultan Selimin karşısında Hakkı nasıl savunduğu ve sözünü dinletmesi.. özel yaşamı her şey çok etkiledi..
Buradan okuyabilirsiniz..
İlk ziyaret yerimiz burası oluyor..
Bir daha ki sefer ziyaretimiz ; Eyüp Sultan Hz lerine inşaAllah..
ALLAHın sevdiklerini sevmeyi nasip eden Rabbimize sonsuz şükürler olsun.. Onlardaki sevgi ALLAHa yaklaşmaya vesile..
Çok açık yürekle söylemeliyim ki, dünyadayken Allah dostlarını dost edinenin; yaşayan dünyalıklarla edeceği sohbet çok yavan oluyor.. ve asıl ölü olan ruhları ölmüş olanlar..
Bu seçilmiş insanlar kalpleri ferahlatıyorlar..
Dipnot:
İstanbul içinden ya da başka şehirlerden gelmek isteyen olur da, yol soracaklar varsa.. yorumdan yardımcı oluruz..
istanbul evliyaları ziyaret yazımız her nereden okunuyorsak
Işık olsun efendim..
Gülümce Yıldız (09-02-2017 )
Yağmur, kış demedik bugün evliya ziyaretine çıktık.. Nefes aldık, elhamdülillah.. O mübarek zatların da çağırması ile kapılarına gelip dua ettik.. Mutluluğumuzun tarifi yok, herkese nasip olsun inşaALLAH..
Zembilli Ali Efendin hayatını okuduğumda çok etkilenmiştim .. Bilakis Yavuz Sultan Selimin karşısında Hakkı nasıl savunduğu ve sözünü dinletmesi.. özel yaşamı her şey çok etkiledi..
Buradan okuyabilirsiniz..
Gözyaşlarımızla dualarımızı yapıp ayrılırken hemen aynı yol üzerinde Medinei Münevverede Es Seyyit olan Eşrefzade Pir Muhemmed Hz kabri ile karşılaşıyoruz.. Etrafı oldukça bakımsız lakin misler gibi kokuyordu.. öyle garip geldi ki.. bir başına yol üzerinde.. İslam garip başladı garip devam edecek hadisi şerifini adeta yaşıyoruz..
İki türbe birbirine çok yakın.. Yola devam ettiğimizde yokuş yukarı Mehmet Emin Tokadi hz lerinin kabri bulunuyor..
Fakat hepsi de sanki saklanmış aramakla bulunmayacak yerlerde.. Bilirsiniz belki Mehmet Emin Tokadi Hz lerinin bir duası var.. Kendisi İmam Rabbaninin talebesine talebe olmuştur.
3 senenin sonunda hocası artık İstanbul'a gitmesini istemiştir. Kendisinden son bir arzusunun olup olmadığını sorduğunda Mehmet Emin Tokadi Hz. hocasından şöyle dua istemiştir
"Benim vefatımdan sonra kabrime gelip bir fatiha okuyanın vücudu cehennem ateşinde yanmasın."
Bu dua isteği karşısında hocasına şu hadiseyi hatırlatmıştır :
"Birgün Resulallah Efendimiz (s.a.v.) 'in yanına Cebrail (a.s.) gelir. 'Ya Resulallah Ebu bekir'in (r.a.) 1 saatlik ibadeti 70 senelik ibadet hükmüne geçer' dedi. Resulallah Efendimiz (s.a.v.) hemen Ebu bekir (r.a.) Efendimizi çağırdı. Geldiklerinde 'Evde ne yapıyordun?' diye sordu. Ebu Bekir Sıddık (r.a.) şöyle cevap verdi. 'Ey Allah'ın Rasulu. Hatırıma şöyle şu gelmişti. Hakk Teala cenntei ve cehennemi yarattı. Her ikisinide dolduracağını takdir etti. Ya Resul Allah bende evde Hakk Teala'dan vücudumu cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim.'"
"Birgün Resulallah Efendimiz (s.a.v.) 'in yanına Cebrail (a.s.) gelir. 'Ya Resulallah Ebu bekir'in (r.a.) 1 saatlik ibadeti 70 senelik ibadet hükmüne geçer' dedi. Resulallah Efendimiz (s.a.v.) hemen Ebu bekir (r.a.) Efendimizi çağırdı. Geldiklerinde 'Evde ne yapıyordun?' diye sordu. Ebu Bekir Sıddık (r.a.) şöyle cevap verdi. 'Ey Allah'ın Rasulu. Hatırıma şöyle şu gelmişti. Hakk Teala cenntei ve cehennemi yarattı. Her ikisinide dolduracağını takdir etti. Ya Resul Allah bende evde Hakk Teala'dan vücudumu cehennemi dolduracak kadar büyük yapmasını diledim.'"
Hocası devamla Tokadi Hz lerine şunları söyler :" Vasiyet etki vefatından sonra kabrini kolay bulunacak bir yere yapmasınlar. Virane bir yere defnetsinler. Kimse bilmesin. Ancak, nasibi olanlar gelip bulsun, dua etsinler.
ALLAH'a sonsuz şükürler olsun .. bize çok kez ziyaret nasip oldu.
Sonrasında Süleymaniye camiine doğru yol alıyoruz..
Avludan içeri girer girmez, Osmanlıyı yaşatıyor adeta.. şadırvanlar, kuş sesleri ve yağmur bir taraftan..Lakin öğle namazında içeride parmakla sayılacak kadar az insan var..
Ve namazdan sonra büyük bir aşk ile sevdiğimiz, candan öte can.. Ebul Vefa lerini ziyaret ediyoruz..
Nasıl güçlü bir maneviyat, tanıdığımız ilk günden itibaren artan bir sevgisi var.. Sonsuz şükürler olsun.. Çilehanesine de girip namaz kıldık.
Bu aşağıdaki resimde görülen kapı.. Fatih Sultan Mehmetin askerleri ile gelip geri döndüğü kapı..
Fatih Sultan kapının dışında: Ebul Vefa H zleri içeride göz yaşı dökmektedir. İçeri alınmaz ..
Neden içeri alınmadığı merak konusudur.. herkesler içeri girer de, bunca sevgisine rağmen neden o giremez..
Ebul Vefa Hz leri yanındakilere buyururlar ki:
''..Benim ona olan muhabbetim ve onun bana olan sevgisi ve ihtiyacı bize asıl vazifemizi unutturacak kadar fazladır. Dostluğumuz ve sohbetimiz birçok vatandaşın İşinin yarım kalmasını veya yapılmamasına sebep olabilir. O sohbetimize katılırsa korkarım sonunda padişahlığı bırakmak isteyecek…”
İşte Fatih Sultanın gelip de, geri döndüğü kapı aşağıdaki resimde görülen yer..
Burada ziyaretimizi yapıp, tekrar gelmek üzere ayrılacağımız sırada.. bir kaç kardeşimizle sohbet ediyoruz.. Onlar da, bu civarda ''Helvacı Baba '' yı ziyaret ettiklerini söylüyorlar..
Vefa bozacısından yukarı.. yol tarifi alıyoruz.. ve sora sora bağdat bulunurmuş , nasipte varsa ziyaret edelim diyerek yürüyoruz..
Bir ağbi ile abla bize eşlik ediyor.. kapıya kadar götürüyorlar.. Allah razı olsun.. Aslında halk arasında helvacı baba olarak anılan muhtermin adının Helvai Yakup Baba olarak tabelasını görüyoruz.. Duamızı edip, helvamızı yiyerek ayrılıyoruz..
Bir daha ki sefer ziyaretimiz ; Eyüp Sultan Hz lerine inşaAllah..
ALLAHın sevdiklerini sevmeyi nasip eden Rabbimize sonsuz şükürler olsun.. Onlardaki sevgi ALLAHa yaklaşmaya vesile..
Çok açık yürekle söylemeliyim ki, dünyadayken Allah dostlarını dost edinenin; yaşayan dünyalıklarla edeceği sohbet çok yavan oluyor.. ve asıl ölü olan ruhları ölmüş olanlar..
Bu seçilmiş insanlar kalpleri ferahlatıyorlar..
Dipnot:
İstanbul içinden ya da başka şehirlerden gelmek isteyen olur da, yol soracaklar varsa.. yorumdan yardımcı oluruz..
istanbul evliyaları ziyaret yazımız her nereden okunuyorsak
Işık olsun efendim..
Fecabook sayfamız: https://www.facebook.com/GulumceYildiz/?fref=ts
Gülümce Yıldız (09-02-2017 )
3 Şubat 2017
Akrep ile Kaplumbağanın hikayesi
Birgün bir ormanda bir akrep ve KAPLUMBAĞA önce arkadaş ve sonrada dost olmuşlar.
Bu iki dost-arkadaş ormanda mutlu mesut yaşarken bulundukları bölgede yiyecek kıtlığı baş göstermiş.
Bu iki dost-arkadaş birlikte yaşayabilecekleri, daha kolay yiyecek bulabilecekleri bir yer aramaya karar vermişler.
Bu karar doğrultusunda yola koyulmuşlar.
Güle oynaya yol aldıktan sonra önlerine birden büyük bir nehir çıkıvermiş.
Tabi AKREP mahsunlaşıp boynunu bükmüş.
Arkadaşının halini gören KAPLUMBAĞA ona:
"-Ey vefakar DOSTUM neden hüzünlendin?" demiş.
AKREPTE ONA şöyle cevap vermiş :
"-Ey dostum seninle yolculuğumuz buraya kadarmış. Buradan sonra yollarımız ayrılıyor" ve eklemiş:
"-Sen gidersin senin ardından gözüm yaşı gider, müşkül odur ki kişi kalır,yoldaşı gider." bu sözleri duyan kaplumbağa :
"-Neden ayrılacağız ki?" demiş.
Akrepte demişki:
"-Ey dostum önümüzdeki akan şu azgın nehri görmüyormusun?"
"-Ben bu bedenle bu nehirden nasıl geçeyim?" demiş.
Dostunu böyle güç bir durumda yalnız bırakmayı aklından bile geçirmeyen KAPLUMBAĞA;
"-ETTİĞİN LAFA BAK!! Ben ne güne duruyorum. Biz kötü gün dostu değilmiyiz, atla sırtıma seni karşıya sağ salim geçireyim demiş.
Akrep kaplumbağanın sırtına atlamış, kaplumbağada nehrin azgın sularına kendini bırakmış.
Tam nehrin ortasına geldiklerinde kaplumbağanın kulağına TIK TIK sesler gelmeye başlamış.
Önce bu seslere bir anlam veremeyen kaplumbağa, sırtına aldığı dostuna seslenmiş:
"-Kulağıma tuhaf sesler geliyor sende bu sesleri duyuyormusun?" diye sormuş.
AKREPTE hemen cevaplamış:
"-Evet." demiş "-Duyuyorum, o ses benden geliyor seni iğnemle sokmaya çalışıyorum."
Tam anlamıyla dünyası başına yıkılan kaplumbağa AKREBE:
"-BİZ SENİNLE dost değilmiydik, bak ben sana karşı dostluk görevimi yerine getiriyorum ve seni karşı kıyıya sırtımda taşıyorum?"
AKREP'te kaplumbağaya şu cevabı vermiş:
"-Evet dostum sen yaradılışın gereyi dostun için yapman gerekeni yapıyorsun, ama benim yaradılışım bunu gerektiriyor. Ben yaradılışım gereği her fırsatta iğnemi başkalarına batırırım kusura bakma!" demiş.
Bunun üzerine kaplumbağa acı bir gülümseme ile akrebe şöyle demiş:
"-Eyy, ahmak sen o küçücük iğneyle bana zarar verebileceğini düşünerek ne kadar akılsız olduğunu gösterdin!" demiş ve nehrin azgın sularına dalarak AKREBİN boğulmasını sağlamış....
.....
Cenabı ALLAH buyuruyor: İsra Suresi- 84
De ki: Herkes kendi mizaç meşrep yaratılışına uygun hareket eder. Bunun içindir ki Rabbiniz, kimin en iyi yolu seçtiğini çok iyi bilmektedir.
Hiçbir şey için neden demiyoruz çünkü ayette buyrulduğu gibi herkes meşrebine göre davranıyor..
Ancak yapan kendine yapar..
Mizacında akreplik olanlar akıllarını kullanamadıklarından, kaplumbağanın sırtından atması ile.. yerlerde sürüneceklerini hesap edemiyorlar..
Herkes hak ettiği yerde vesselam .. !
..Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.
Hacc Suresi 38
Işık olsun
Gülümce
Bu iki dost-arkadaş ormanda mutlu mesut yaşarken bulundukları bölgede yiyecek kıtlığı baş göstermiş.
Bu iki dost-arkadaş birlikte yaşayabilecekleri, daha kolay yiyecek bulabilecekleri bir yer aramaya karar vermişler.
Bu karar doğrultusunda yola koyulmuşlar.
Güle oynaya yol aldıktan sonra önlerine birden büyük bir nehir çıkıvermiş.
Tabi AKREP mahsunlaşıp boynunu bükmüş.
Arkadaşının halini gören KAPLUMBAĞA ona:
"-Ey vefakar DOSTUM neden hüzünlendin?" demiş.
AKREPTE ONA şöyle cevap vermiş :
"-Ey dostum seninle yolculuğumuz buraya kadarmış. Buradan sonra yollarımız ayrılıyor" ve eklemiş:
"-Sen gidersin senin ardından gözüm yaşı gider, müşkül odur ki kişi kalır,yoldaşı gider." bu sözleri duyan kaplumbağa :
"-Neden ayrılacağız ki?" demiş.
Akrepte demişki:
"-Ey dostum önümüzdeki akan şu azgın nehri görmüyormusun?"
"-Ben bu bedenle bu nehirden nasıl geçeyim?" demiş.
Dostunu böyle güç bir durumda yalnız bırakmayı aklından bile geçirmeyen KAPLUMBAĞA;
"-ETTİĞİN LAFA BAK!! Ben ne güne duruyorum. Biz kötü gün dostu değilmiyiz, atla sırtıma seni karşıya sağ salim geçireyim demiş.
Akrep kaplumbağanın sırtına atlamış, kaplumbağada nehrin azgın sularına kendini bırakmış.
Tam nehrin ortasına geldiklerinde kaplumbağanın kulağına TIK TIK sesler gelmeye başlamış.
Önce bu seslere bir anlam veremeyen kaplumbağa, sırtına aldığı dostuna seslenmiş:
"-Kulağıma tuhaf sesler geliyor sende bu sesleri duyuyormusun?" diye sormuş.
AKREPTE hemen cevaplamış:
"-Evet." demiş "-Duyuyorum, o ses benden geliyor seni iğnemle sokmaya çalışıyorum."
Tam anlamıyla dünyası başına yıkılan kaplumbağa AKREBE:
"-BİZ SENİNLE dost değilmiydik, bak ben sana karşı dostluk görevimi yerine getiriyorum ve seni karşı kıyıya sırtımda taşıyorum?"
AKREP'te kaplumbağaya şu cevabı vermiş:
"-Evet dostum sen yaradılışın gereyi dostun için yapman gerekeni yapıyorsun, ama benim yaradılışım bunu gerektiriyor. Ben yaradılışım gereği her fırsatta iğnemi başkalarına batırırım kusura bakma!" demiş.
Bunun üzerine kaplumbağa acı bir gülümseme ile akrebe şöyle demiş:
"-Eyy, ahmak sen o küçücük iğneyle bana zarar verebileceğini düşünerek ne kadar akılsız olduğunu gösterdin!" demiş ve nehrin azgın sularına dalarak AKREBİN boğulmasını sağlamış....
.....
Cenabı ALLAH buyuruyor: İsra Suresi- 84
De ki: Herkes kendi mizaç meşrep yaratılışına uygun hareket eder. Bunun içindir ki Rabbiniz, kimin en iyi yolu seçtiğini çok iyi bilmektedir.
Hiçbir şey için neden demiyoruz çünkü ayette buyrulduğu gibi herkes meşrebine göre davranıyor..
Ancak yapan kendine yapar..
Mizacında akreplik olanlar akıllarını kullanamadıklarından, kaplumbağanın sırtından atması ile.. yerlerde sürüneceklerini hesap edemiyorlar..
Herkes hak ettiği yerde vesselam .. !
..Doğrusu Allah hiçbir haini, nankörü sevmez.
Hacc Suresi 38
Işık olsun
Gülümce
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















